Muğla'nın Milas ilçesine bağlı Akbelen köyünde, bölgede faaliyet gösteren termik santraller için yapılan acele kamulaştırma işlemine karşı açılan dava reddedildi. Yöre halkı, zeytinliklerinin ve tarım arazilerinin santral için kamulaştırılmasına karşı hukuki mücadele başlatmıştı. Muğla 2. İdare Mahkemesi'nde görülen davada mahkeme, acele kamulaştırma kararında hukuka aykırılık bulunmadığına hükmetti. Karar, bölgede yaşayan köylüler ve çevre örgütleri tarafından tepkiyle karşılandı.
Dava Süreci ve Mahkeme Kararı
Akbelen köyünde yaşayan vatandaşlar, 2021 yılında Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla termik santral için yapılan acele kamulaştırmaya karşı dava açmıştı. Dava dilekçesinde, kamulaştırmanın kamu yararı taşımadığı, bölgenin tarım ve turizm potansiyelinin yok sayıldığı, zeytinliklerin korunması gerektiği vurgulanmıştı. Mahkeme, bilirkişi raporlarını ve tarafların savunmalarını değerlendirdikten sonra davayı reddetti. Kararın gerekçesinde, acele kamulaştırmanın usulüne uygun yapıldığı ve enerji ihtiyacının kamu yararı kapsamında değerlendirildiği belirtildi.
Karar sonrası açıklama yapan köylüler, hukuki yolların tükenmediğini, istinaf ve temyiz süreçlerini başlatacaklarını söyledi. Akbelen Köyü Muhtarı, "Toprağımız için mücadeleye devam edeceğiz. Bu karar bizi yıldırmayacak" dedi. Çevre örgütleri de kararın doğa ve tarım arazileri açısından endişe verici olduğunu dile getirdi.
Bölge Halkının Tepkisi ve Mücadele
Akbelen, son yıllarda termik santral protestolarıyla gündeme gelmişti. Köylüler, zeytinliklerini ve ormanlarını korumak için nöbet tutmuş, zaman zaman jandarma müdahalesiyle karşılaşmıştı. Bölgede yapılmak istenen termik santralin çevreye zararlı olduğu, hava kirliliğine yol açacağı ve tarımı olumsuz etkileyeceği belirtiliyor. Yöre halkı, geçim kaynaklarının zeytincilik olduğunu, kamulaştırmanın bu faaliyeti bitireceğini savunuyor.
Çevre mücadelesi veren sivil toplum kuruluşları, Akbelen'deki direnişin sembol haline geldiğini, birçok ünlü ismin ve sanatçının da desteğini aldığını hatırlatıyor. Davanın reddedilmesi, bölgede yeni eylemlerin ve basın açıklamalarının kapısını aralayabilir. Köylüler, kararın ardından bir araya gelerek izlenecek yolu tartışacaklarını duyurdu.
Acele Kamulaştırma Nedir?
Acele kamulaştırma, Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesine göre, kamu yararı kararı alınmış projelerde olağanüstü durumlarda hızlıca arazi edinilmesini sağlayan bir yöntem. Bu yöntemle idare, mahkeme kararı beklemeden taşınmazlara el koyabiliyor. Ancak bu uygulama, mülk sahiplerinin haklarını sınırladığı gerekçesiyle sıkça eleştiriliyor. Akbelen özelinde, termik santralin enerji üretimi için acil ihtiyaç olduğu savunulurken, karşı taraf kamulaştırmanın kamu yararı değil özel şirket çıkarı için yapıldığını öne sürüyor.
Uzmanlar, acele kamulaştırma kararlarının yargı denetimine tabi olduğunu, ancak mahkemelerin genellikle idarenin takdir yetkisine geniş alan tanıdığını belirtiyor. Bu tür davalarda bilirkişi raporlarının ve kamu yararı kavramının yorumu belirleyici oluyor. Akbelen kararı, benzer davalarda emsal teşkil edebilecek nitelikte.
Kamuoyu ve Medyada Yankıları
Karar, sosyal medyada geniş yankı buldu. Birçok kullanıcı, "Akbelen'de vicdanlar susturuldu" ve "Zeytinlikler betonlaşmaya kurban ediliyor" gibi mesajlar paylaştı. Ana muhalefet partisi temsilcileri de karara tepki göstererek, iktidarın çevre politikalarını eleştirdi. Konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Akbelen mücadelesi, Türkiye'de çevre hareketlerinin son yıllardaki en dikkat çekici örneklerinden biri. Bölgede termik santralin yanı sıra maden ocakları da tartışma konusu. Köylüler, doğal varlıkların korunması için topyekûn bir mücadele yürütüyor. Kararın ardından gözler, istinaf mahkemesine ve olası yeni eylemlere çevrildi.
Bu dava, Türkiye'de enerji politikaları ile çevre koruma arasındaki dengeyi bir kez daha gözler önüne serdi. Uzmanlar, acele kamulaştırmaların sık kullanılmasının mülkiyet hakkı ve çevre hukuku açısından tartışma yarattığını vurguluyor. Akbelen'de verilen karar, kamu yararı kavramının nasıl tanımlandığına dair önemli bir örnek olarak kayıtlara geçti. Yöre halkı ise haklarını sonuna kadar arayacaklarını belirtiyor.