AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Almanya'nın Solingen kentinde 33 yıl önce gerçekleştirilen ve beş Türk vatandaşının hayatını kaybettiği ırkçı saldırıyı kınadı. Çelik, yazılı açıklamasında ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve İslam düşmanlığının insanlık için en büyük tehditler olduğunu belirtti.
Solingen Saldırısı ve Anma Etkinlikleri
29 Mayıs 1993 tarihinde Almanya'nın Solingen kentinde, neonaziler tarafından bir Türk ailesinin evine molotof kokteyli atılması sonucu 5 kişi hayatını kaybetmiş, 14 kişi yaralanmıştı. Saldırının yıl dönümünde düzenlenen anma etkinliklerine Türkiye'den ve Almanya'dan çok sayıda siyasetçi katıldı. Ömer Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 'Solingen'de 33 yıl önce hayatını kaybeden kardeşlerimizi rahmetle anıyoruz. Irkçılık, yabancı düşmanlığı ve İslam düşmanlığı insanlık için en büyük tehditlerdir. Bu tehditlerle mücadele etmek hepimizin sorumluluğudur' ifadelerini kullandı.
Irkçılıkla Mücadelede Uluslararası İşbirliği
Çelik, açıklamasında Avrupa'da yükselen aşırı sağ ve ırkçılığa karşı uluslararası işbirliğinin önemine vurgu yaptı. AK Parti Sözcüsü, 'Ne yazık ki Avrupa'da yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığı giderek artıyor. Bu tür saldırılar, nefret söyleminin doğrudan sonucudur. Devletlerin ve toplumların bu zehre karşı ortak bir duruş sergilemesi gerekiyor' dedi. Türkiye'nin bu konuda uluslararası platformlarda aktif rol oynadığını belirten Çelik, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi gibi kuruluşlarda ırkçılıkla mücadele konusunda önemli girişimlerde bulunulduğunu hatırlattı.
Solingen saldırısı, Almanya'da 1990'lı yıllarda artan yabancı düşmanı saldırıların en kanlı örneklerinden biri olarak tarihe geçti. Saldırının ardından Almanya'da ırkçılıkla mücadele yasaları güçlendirilirken, Türkiye-Almanya ilişkilerinde de hassas bir dönem yaşandı. Türk toplumu, bu tür saldırıların unutulmaması ve benzer olayların bir daha yaşanmaması için her yıl anma etkinlikleri düzenliyor.
Ömer Çelik'in açıklaması, AK Parti'nin ırkçılık karşıtı tutumunu bir kez daha ortaya koyarken, uluslararası kamuoyuna da önemli bir mesaj niteliği taşıyor. Siyasi analistlere göre, Türkiye'nin bu konudaki hassasiyeti, özellikle Avrupa ülkelerinde yaşayan Türk vatandaşlarının haklarının korunması açısından kritik öneme sahip.