Hatay'da 2011 yılında eniştesini, 2012 yılında ise sevgilisini öldüren Yaşar Tekeli'nin de aralarında olduğu bir grup, Kütahya'da cinsel saldırıya uğrayan Nagihan'ı aile meclisi kararıyla kuyuya atıp üzerine beton dökerek infaz etti. Olay, 2024 yılında jandarma ekiplerinin bir ihbar üzerine yaptığı kazı çalışmaları sonucu ortaya çıktı. Nagihan'ın cesedi, Kütahya'nın Merkez ilçesine bağlı bir köydeki kuyuda bulundu.
Olayın Arka Planı
İddialara göre, 2023 yılında Nagihan'a cinsel saldırıda bulunan kişi, aile bireyleri tarafından linç edilmek istenmiş ancak olay yargıya taşınmıştı. Ancak aile, adalet sisteminden medet ummayarak kendi kararlarını uygulamaya koydu. Aile meclisinde alınan kararla, Nagihan'ın 'namus' gerekçesiyle öldürülmesine hükmedildi. Cinayet, Yaşar Tekeli ve birkaç akraba tarafından gerçekleştirildi. Kuyuya atılan Nagihan'ın üzerine beton dökülerek cesedin bulunması engellenmeye çalışıldı.
Davanın Seyri
Jandarma ekipleri, bir ihbar üzerine harekete geçti ve kuyuda yapılan kazıda Nagihan'ın cesedine ulaştı. Olayla ilgili Yaşar Tekeli'nin de aralarında olduğu 5 kişi gözaltına alındı. Şüpheliler ifadelerinde, aile büyüklerinin kararı doğrultusunda hareket ettiklerini belirtti. Cumhuriyet savcılığı, olayı 'kasten öldürme' ve 'kötü muamele' suçları kapsamında soruşturuyor. Tutuklanan şüpheliler, çıkarıldıkları mahkemece 'kasten öldürme' suçundan tutuklandı.
Olay, Türkiye'de namus cinayetlerinin hâlâ devam ettiğini ve aile meclisi kararlarının yargısal süreçlerin önüne geçtiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Kadın cinayetleri ve namus gerekçesiyle işlenen cinayetler, ülkenin kanayan yarası olmaya devam ediyor. Sivil toplum örgütleri, bu tür olayların önüne geçmek için eğitim ve caydırıcı cezaların artırılması çağrısında bulunuyor.
Nagihan'ın ölümü, sadece bir aile faciası değil, aynı zamanda toplumsal bir yaradır. Kadınların en temel hakları olan yaşam hakkı bile korunamazken, adalet sisteminin etkin işlememesi ve toplumsal baskılar bu tür vahşetleri doğurmaktadır. Umarız bu dava, namus adına işlenen cinayetlere karşı toplumsal bir farkındalık yaratır ve yargılama süreci caydırıcı bir cezayla sonuçlanır.