Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Cumhuriyet gazetesinin sorularını yanıtlayarak 2025 yılına ilişkin çarpıcı veriler paylaştı. Verilere göre, mahkeme önünde sonuçlandırılmayı bekleyen her 10 başvurudan 4'ü Türkiye hakkında. Ayrıca, 2025'te Türkiye ile ilgili verilen 74 kararın 66'sında en az bir insan hakkı ihlali tespit edildi. Bu oran, yüzde 89 gibi oldukça yüksek bir seviyeye işaret ediyor. En sık ihlal edilen hak ise adil yargılanma hakkı oldu.
Türkiye AİHM'in Gündeminde Üst Sıralarda
AİHM'in açıkladığı istatistikler, Türkiye'nin mahkeme nezdindeki ağırlığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Mahkeme önünde derdest olan başvuruların yüzde 40'ının Türkiye'ye ilişkin olması, ülkenin insan hakları alanındaki sorunlarının ne kadar derin olduğunu gösteriyor. Bu durum, sadece Türkiye'deki hukuk sisteminin işleyişine dair değil, aynı zamanda bireylerin hak arama özgürlüğüne ilişkin de önemli ipuçları veriyor. 2025 yılında Türkiye hakkında verilen 74 kararın 66'sında ihlal bulunması, AİHM'in Türkiye'deki insan hakları ihlallerine ilişkin kararlı tutumunu ortaya koyuyor.
Adil Yargılanma Hakkı En Çok İhlal Edilen Hak
2025 verilerine göre, Türkiye hakkında verilen kararlarda en fazla ihlal edilen hak, adil yargılanma hakkı oldu. Bu, Türkiye'deki mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusundaki endişeleri güçlendiriyor. Adil yargılanma hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinde güvence altına alınmış olup, makul sürede yargılanma, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde savunma yapabilme gibi unsurları içeriyor. Türkiye'deki davaların uzun sürmesi, tutuklu yargılamalar ve yargı bağımsızlığına yönelik müdahaleler, bu ihlallerin başlıca nedenleri arasında sayılıyor.
Türkiye'nin AİHM Karnesi
Türkiye, AİHM'in kurulduğu günden bu yana en çok başvuru yapılan ülkelerden biri olma özelliğini taşıyor. 2025 yılında da bu eğilim devam etti. Mahkeme önündeki başvuruların büyük bir kısmının Türkiye'den gelmesi, ülkedeki insan hakları ihlallerinin sistematik bir hal aldığını düşündürüyor. Özellikle ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakkı alanlarındaki ihlaller, AİHM kararlarına sıklıkla konu oluyor. Türkiye'nin AİHM kararlarını uygulama konusundaki isteksizliği ise ayrı bir tartışma konusu. Kararların uygulanmaması, Avrupa Konseyi nezdinde Türkiye'ye yönelik yaptırım süreçlerinin başlatılmasına yol açabiliyor.
Uzmanlar, bu tablonun Türkiye'deki hukuk reformlarının yetersiz kaldığını gösterdiğini belirtiyor. Özellikle adil yargılanma hakkı konusundaki ihlallerin sürmesi, yargı bağımsızlığı konusundaki endişeleri artırıyor. Türkiye'nin, AİHM kararlarını dikkate alarak iç hukukunda gerekli düzenlemeleri yapması ve insan hakları standartlarını yükseltmesi gerekiyor.
AİHM'in açıkladığı bu veriler, Türkiye'nin insan hakları karnesinin ne kadar zayıf olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Siyasi iktidarın bu tabloyu değiştirmek için ciddi adımlar atması, sadece Avrupa ile ilişkiler açısından değil, ülkedeki demokrasinin geleceği açısından da büyük önem taşıyor. Türkiye'nin, AİHM'in işaret ettiği eksiklikleri gidermesi, aynı zamanda vatandaşların haklarına saygı gösterilmesinin de bir gereği.