Ağva Yaşam Dayanışma Derneği, Ağva Plajı’nda yapılması planlanan mahmuz ve rıhtım projesinin durdurulması için İstanbul 2. İdare Mahkemesi’nde dava açtı. Dernek, projenin deniz ekosistemine geri dönülmez zararlar vereceğini, koruma altındaki kum zambaklarının yok olacağını ve bölgenin doğal yapısının betona boğulacağını savunuyor. Mahkeme, 16 Haziran’da keşif yaparak yerinde inceleme gerçekleştirecek.
Proje neden tehlikeli?
Mahmuz ve rıhtım projesi, Ağva Plajı’nın doğal kum yapısını değiştirerek dalga hareketlerini etkileyecek. Uzmanlara göre, bu tür yapılar kıyı erozyonunu hızlandırabilir ve plajın tamamen yok olmasına yol açabilir. Dernek başkanı Ayşe Yılmaz, yaptığı açıklamada projenin çevre etki değerlendirmesi (ÇED) raporu olmadan başlatıldığını iddia etti. “Bu proje, sadece birkaç kişinin ticari çıkarı için doğayı feda etmek anlamına geliyor. Ağva’nın turizm potansiyeli beton yığınlarıyla değil, doğal plajlarıyla değerlidir” dedi.
Kum zambakları tehdit altında
Ağva Plajı, nesli tehlike altında olan kum zambaklarının (Pancratium maritimum) nadir görüldüğü alanlardan biri. Projenin inşaat alanında bu bitkilerin yoğun olarak bulunduğu belirtiliyor. Çevre mühendisi Dr. Mehmet Öz, inşaatın kum zambaklarının yaşam alanını tamamen yok edeceğini ve bölgedeki biyoçeşitliliğe büyük zarar vereceğini ifade etti. “Bu tür, ulusal ve uluslararası mevzuatlarla korunuyor. Projenin durdurulması için hukuki sürecin yakından takip edilmesi gerekiyor” diye konuştu.
Yerel halk da karşı
Ağva sakinleri ve çevre gönüllüleri de projeye tepkili. Bölgede 500 imza toplayan dernek, ayrıca çevrimiçi bir kampanya başlattı. Kampanyada “Ağva’yı betona boğmayın” ve “Plajımıza dokunma” sloganları kullanılıyor. Yerel esnaf da projenin uzun vadede turizme zarar vereceğini düşünüyor. Otel işletmecisi Ali Kara, “Denize girmek için gelen turistler doğal plajı tercih ediyor. Beton yapılar kimseyi çekmez” dedi.
Hukuki süreç ve beklentiler
Derneğin avukatı Elif Demir, mahkemenin 16 Haziran’da yapacağı keşifte bilirkişi raporunun hazırlanacağını belirtti. “Projenin çevreye etkisi açıkça görülecek. Umarız mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verir” ifadelerini kullandı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin de projeye karşı olduğu biliniyor ancak projenin hangi kurum tarafından yürütüldüğü henüz netleşmedi.
Bu dava, Türkiye’de kıyı alanlarının imara açılmasına karşı açılan birçok davadan biri olarak dikkat çekiyor. Benzer şekilde, Bodrum ve Çeşme gibi turistik bölgelerde de kıyı yapılaşmasına karşı hukuki mücadeleler sürüyor. Çevre örgütleri, bu tür projelerin iklim değişikliği ve deniz seviyesinin yükselmesi göz önünde bulundurularak yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Aksi takdirde, Türkiye’nin doğal plajları geri dönülemez şekilde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak.