3 Haziran 1963’te yitirdiğimiz Nâzım Hikmet’in ölümünün 63. yıl dönümünde, Afyon Kalesi’nden Afyon’a bakan bir gözle şairin mirası yeniden hatırlanıyor. Usta şairin “Afyon Kalesi’nden Afyon’a bakarken” adlı şiirindeki mısralar, bugün de aynı coşku ve hüzünle yankılanıyor. Nâzım Hikmet, sadece bir şair değil, aynı zamanda bir dava insanıydı; onun dizeleri, Türkiye’nin toplumsal ve siyasal dönüşümünün aynası oldu.
Nâzım Hikmet ve Afyon Kalesi
Nâzım Hikmet, yaşamı boyunca hapis yattı, sürgünde öldü, ancak şiirleriyle milyonların kalbinde taht kurdu. Afyon Kalesi, onun şiirinde bir özgürlük ve hasret sembolüdür. Şairin “Afyon Kalesi’nden Afyon’a bakarken” adlı eseri, bir yandan Anadolu’nun yoksulluğunu ve güzelliğini, diğer yandan bir mahkumun gözünden özlemi anlatır. Bugün Afyon Kalesi’nden aynı manzaraya baktığımızda, şehrin ve ülkenin ne kadar değiştiğini, ama Nâzım’ın hayal ettiği adalet arayışının sürdüğünü görüyoruz.
63 Yıl Sonra Değişen Türkiye
Nâzım Hikmet’in ölümünden bu yana geçen 63 yıl, Türkiye için büyük dönüşümlerin yılları oldu. Siyasi çalkantılar, darbeler, ekonomik krizler ve demokrasi mücadeleleri… Ancak Nâzım’ın şiirlerindeki insan sevgisi, emeğe saygı ve barış çağrısı, bugün de güncelliğini koruyor. Afyon gibi bir Anadolu şehrinde, onun izlerini sürmek, aslında Türkiye’nin geçmişiyle yüzleşmesini ve geleceğe dair umutları sorgulamasını sağlıyor.
Bugün Afyon Kalesi’nden bakıldığında, şehrin silueti yeni binalarla dolmuş, yaşam hızlanmış, alışkanlıklar değişmiştir. Ama Nâzım’ın dizelerindeki o derin hümanizma, hâlâ aynı tınıyı verir: “Benim adımda beni ara, beni sende ara, beni kendinde ara.” Bu çağrı, bugün bir kez daha yankılanıyor: Tıpkı Afyon Kalesi’nden şehre baktığımızda, gördüğümüz sadece taş ve beton değil, insan hikayeleridir.
Nâzım Hikmet’in Mirası ve Siyaset
Nâzım Hikmet, siyasi duruşu nedeniyle yıllarca Türkiye’de yasaklandı, kitapları toplatıldı. Ancak onun şiirleri, yasağa rağmen dilden dile dolaştı. Bugün Nâzım Hikmet, Türkiye’nin en çok okunan şairlerinden biri. Onun eserleri, özellikle genç kuşaklar arasında yeniden keşfediliyor. Bu durum, aslında Türkiye’nin siyasi iklimindeki değişimin de bir göstergesi: Sansürün kalkması, özgür düşüncenin alan bulması. Ancak Nâzım’ın hayal ettiği tam bağımsız, demokratik Türkiye’ye ulaşmak için daha çok yol var.
Geleceğe Bir Mesaj
Afyon Kalesi’nden Afyon’a bakarken, Nâzım Hikmet’in “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine” dizesi aklımdan çıkmıyor. Bu söz, sadece bir şairin değil, bir milletin özlemi aslında. 63 yıl sonra bile, bu özlem tazeliğini koruyor. Belki de Nâzım Hikmet’i anmak, onun bize bıraktığı bu mirası sahiplenmek ve onun ideallerini yaşatmaktır. Afyon Kalesi, sadece bir tarihî yapı değil; aynı zamanda bir özgürlük ve umut sembolü olarak kalıyor.