Türkiye, 17 Ağustos 1999'da yaşanan Marmara Depremi'nin derin çaresizliğinden, 6 Şubat 2023'te Kahramanmaraş merkezli depremlerde gösterilen rekor süreli müdahale gücüne uzanan 27 yıllık tarihi bir sınav verdi. 17 bin 480 vatandaşın hayatını kaybettiği 1999 depreminde arama kurtarma ekipleri enkaz başına 48 saat sonra ulaşabilirken, 2023'te ilk kurtarma ekibi depremin 23 dakika sonrasında sahadaydı. Bu dönüşüm, afet yönetimindeki devlet refleksinin ne denli güçlendiğinin bir göstergesi.
Marmara Depremi Sonrası Başlayan Köklü Reformlar
17 Ağustos 1999'da meydana gelen 7.4 büyüklüğündeki deprem, Türkiye'nin afet yönetimindeki zafiyetlerini tüm çıplaklığıyla ortaya koydu. Enkaz altında kalanların yardım çığlıkları günlerce sürdü, ancak arama kurtarma ekipleri ancak 48 saat sonra bölgeye ulaşabildi. O dönemde koordinasyonsuzluk, ekipman eksikliği ve eğitimli personel yetersizliği nedeniyle binlerce insan enkaz altında yaşamını yitirdi. Marmara Depremi, Türkiye'nin afet yönetimi anlayışında bir kırılma noktası oldu. Bu felaketin ardından devlet, afet politikalarını kökten değiştirecek adımlar atmaya başladı. İlk olarak 2000 yılında Afet İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Arama ve Kurtarma Birlik Müdürlüğü kuruldu. Ardından 2009'da Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) kurularak tüm afet yönetimi tek çatı altında toplandı. AFAD'ın kurulması, müdahale sürelerinde önemli bir kırılma yarattı. Profesyonel ekipler, modern ekipmanlar ve gelişmiş iletişim ağları sayesinde Türkiye, afetlere müdahale kapasitesini her geçen gün artırdı.
6 Şubat Depremlerinde Tarihi Refleks
6 Şubat 2023'te Kahramanmaraş merkezli meydana gelen depremler, Türkiye'nin afet yönetimindeki dönüşümünü test etti. 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki ilk depremin ardından arama kurtarma ekipleri, 23 dakika gibi rekor bir sürede enkaz başına ulaştı. Bu süre, 1999'daki 48 saatlik bekleme süresiyle kıyaslandığında tarihi bir ilerleme olarak kayıtlara geçti. Devletin tüm kurumları, AFAD koordinasyonunda depremin hemen ardından harekete geçti. Sağlık Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve diğer kurumlar, ekiplerini bölgeye yönlendirdi. Aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ait uçaklar ve helikopterler, yaralıları ve ekipleri taşımak için seferber edildi. 11 ilde hissedilen depremlerde, ilk 48 saat içinde yaklaşık 12 bin personel ve 800 araç bölgede görev aldı. Kurtarma çalışmalarına 35 binden fazla personel, 12 binden fazla aracın yanı sıra arama dedektörleri ve termal kameralar gibi son teknoloji ekipmanlarla destek verildi. Bu hızlı müdahale sayesinde enkaz altından 8 bin 500'den fazla kişi sağ kurtarıldı. Bu sayı, 1999'da kurtarılanların toplamından daha fazla.
Türkiye'nin afet yönetimindeki bu dönüşümü, yalnızca ekipman ve ekipmanla sınırlı kalmadı. Eğitimli arama kurtarma personeli sayısı, 2000'li yılların başında binden azken, bugün 40 binin üzerine çıktı. Gönüllü katılım da arttı; afet gönüllüsü sayısı 200 bini aştı. Ayrıca, deprem konusunda toplumsal farkındalığın artmasıyla birlikte, bireylerin afete hazırlık konusunda bilinçlenmesi sağlandı. Okullarda düzenlenen deprem tatbikatları ve kamu spotları ile toplumun her kesimi bu konuda hassaslaştırıldı.
Geleceğe Bakış ve Değerlendirme
17 Ağustos'tan 6 Şubat'a uzanan süreç, afet yönetiminde devletin refleksindeki büyük dönüşümü ortaya koymaktadır. 48 saatlik acemilik, 23 dakikalık profesyonelliğe dönüşmüştür. Ancak uzmanlar, bu başarının rehavete yol açmaması gerektiğini vurgulamaktadır. Deprem kuşağında yer alan Türkiye'nin, afet yönetimindeki bu ivmeyi sürdürmesi ve yapı stokunu güçlendirmesi büyük önem taşımaktadır. 2023 depremlerinde yaşanan acılar, kayıpların azaltılması için hazırlıklı olmanın ne denli kritik olduğunu bir kez daha göstermiştir. Türkiye, elde ettiği bu deneyimi ve geliştirdiği sistemi daha da ileriye taşıyarak, afetlere karşı dirençli bir toplum inşa etme yolunda kararlılıkla ilerlemelidir. Bu dönüşüm, sadece bir gurur kaynağı değil; gelecek için bir güvence ve yaşanmış acılardan çıkarılan derslerin bir özetidir.