Adriyatik Denizi, dünyanın en yoğun av baskısı altındaki denizlerinden biri olarak ekolojik bir çöküşle karşı karşıya. Yeni bir araştırma, bölgedeki son şişe burunlu yunusların, endüstriyel balıkçılık faaliyetleri nedeniyle açlık tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını ve hayatta kalabilmek için balıkçı teknelerini leşçi gibi takip etmek zorunda kaldığını ortaya koydu. Adriyatik, sadece İtalyan ve Hırvat balıkçı filolarının değil, aynı zamanda AB'nin ortak balıkçılık politikasının da merkezinde yer alan bir bölge. Uzmanlar, mevcut durumun sürdürülebilir olmadığını ve acil önlem alınmazsa yunus popülasyonunun tamamen yok olabileceğini belirtiyor.
Araştırmanın detayları: Yunusların çaresizliği
Zagreb Üniversitesi Deniz Biyolojisi Bölümü tarafından yürütülen ve üç yıl süren çalışmada, Adriyatik'teki şişe burunlu yunusların (Tursiops truncatus) beslenme alışkanlıkları incelendi. Araştırmacılar, 200'den fazla yunus bireyini GPS ve akustik takip cihazlarıyla izledi. Sonuçlar, yunusların yüzde 70'inin ana beslenme alanları olan kıyı şeridindeki avlaklardan uzaklaştığını ve açık denizdeki endüstriyel balıkçı teknelerinin etrafında yoğunlaştığını gösterdi. Araştırmanın başyazarı Prof. Dr. Ana Mlinarić, "Yunuslar artık geleneksel avlarını yakalayamıyor. Balık stokları tükendiği için onlar da balıkçı teknelerinin ağlarından kaçan veya atılan balıklarla beslenmeye mecbur kalıyor. Bu, hem besin kalitesini düşürüyor hem de hastalık riskini artırıyor" dedi.
Adriyatik'teki balık stoklarının son 50 yılda yüzde 80 oranında azaldığı tahmin ediliyor. Özellikle hamsi, sardalya ve istavrit gibi yunusların temel besin kaynakları olan küçük pelajik balıklar, aşırı avlanma nedeniyle kritik seviyelere geriledi. Buna ek olarak, deniz suyu sıcaklığının artması ve kirlilik gibi faktörler de ekosistem üzerindeki baskıyı artırıyor. Prof. Mlinarić, "Yunuslar, besin zincirinin en üstünde yer alan türlerdir. Onların durumu, deniz ekosisteminin sağlığı hakkında bize net bir sinyal veriyor. Bu sinyal alarm veriyor" diye konuştu.
Balıkçılık politikaları ve uluslararası baskı
Adriyatik Denizi, İtalya, Hırvatistan, Slovenya, Bosna-Hersek, Karadağ ve Arnavutluk olmak üzere altı ülkeye kıyısı olan bir iç deniz. Bölgede uygulanan balıkçılık politikaları büyük ölçüde Avrupa Birliği'nin Ortak Balıkçılık Politikası (CFP) çerçevesinde belirleniyor. Ancak çevre örgütleri, mevcut kotaların bilimsel tavsiyelerin çok üzerinde olduğunu ve yasa dışı avcılığın yaygın olduğunu savunuyor. WWF Adriyatik Direktörü Luca Bonaccorsi, "Adriyatik'te biyokütle kaybı o kadar hızlı ki, 2050 yılına kadar ticari balıkçılığın tamamen çökmesi bekleniyor. Bu, sadece yunuslar için değil, bölge ekonomisi için de bir felaket olacak" dedi.
Yunusların korunması için bölgede deniz koruma alanları oluşturulması ve balıkçılık faaliyetlerinin sıkı bir şekilde denetlenmesi gerekiyor. Ancak bu tür önlemler, balıkçı toplulukları arasında iş kaybı endişesi nedeniyle sıklıkla direnişle karşılaşıyor. Uzmanlar, sürdürülebilir balıkçılık uygulamalarına geçiş için mali teşvikler ve alternatif geçim kaynakları yaratılması gerektiğini vurguluyor. Aksi takdirde, Adriyatik'teki ekolojik çöküşün geri dönülemez bir noktaya ulaşması an meselesi. Son yapılan bu araştırma, deniz ekosisteminin kırılganlığını bir kez daha gözler önüne seriyor ve acil eylem çağrısında bulunuyor.