İstanbul Pendik'te 14 yaşındaki Işıl Öykü Dinç'in hayatını kaybettiği trafik kazasına ilişkin Adli Tıp Kurumu raporu, sürücünün kusursuz olduğu yönünde değerlendirme yaparken, ailenin bağımsız bilirkişiye hazırlattığı raporda aracın kaza anında saatte 94 kilometre hızla ilerlediği belirtildi. İki rapor arasındaki çelişki, kazanın adli sürecinde tartışmalara yol açtı.
Adli Tıp raporu ne diyor?
Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan raporda, sürücünün kusurunun bulunmadığı, kazanın yaya hatasından kaynaklandığı ifade edildi. Raporda, sürücünün hız limitine uyduğu ve ani bir engelle karşılaştığı için kazayı önleyemediği vurgulandı. Ancak aile, bu raporun yetersiz olduğunu ve olay yerindeki kara kutu verileri ile kamera kayıtlarının dikkate alınmadığını savundu.
Bağımsız bilirkişi raporu: 94 km hız
Ailenin başvurusu üzerine hazırlanan bağımsız bilirkişi raporunda, aracın kaza anındaki hızının 94 kilometre olduğu tespit edildi. Bu hız, bölgedeki hız limiti olan 50 kilometrenin neredeyse iki katına denk geliyor. Rapor ayrıca sürücünün fren yapmadığını ve aracın yayaya çarpmadan önce herhangi bir yavaşlama emaresi olmadığını ortaya koydu. Ailenin avukatı, Adli Tıp raporunun eksik ve hatalı olduğunu belirterek, bağımsız raporun dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Psikolojik savaşın içindeyiz
Işıl Öykü'nün ailesi, sürecin kendileri için büyük bir travma olduğunu ifade etti. Anne Ayşe Dinç, “Bir yandan evladımızın acısını yaşarken bir yandan da adalet mücadelesi veriyoruz. Adli Tıp raporu bizi yıktı, ama pes etmeyeceğiz. Psikolojik bir savaşın içindeyiz” dedi. Baba Mehmet Dinç ise, “Gerçeklerin ortaya çıkması için her türlü hukuki yola başvuracağız” şeklinde konuştu.
Hukuki süreç ve toplumsal yankı
Kazanın ardından açılan dava devam ederken, iki rapor arasındaki çelişki mahkemenin kararını etkileyecek önemli bir faktör. Uzmanlar, bu tür durumlarda bağımsız bilirkişi raporlarının genellikle daha detaylı ve güvenilir olduğunu, ancak Adli Tıp Kurumu raporlarının mahkemelerde daha fazla ağırlığı bulunduğunu belirtiyor. Olay, ayrıca Türkiye'de trafik kazalarında hız ihlallerine karşı daha sıkı önlemler alınması gerektiği tartışmasını da yeniden gündeme taşıdı.
Bu kaza, sadece bir ailenin dramı değil, aynı zamanda adalet sistemine duyulan güveni sarsan bir vaka. Bağımsız rapor ile resmi rapor arasındaki çelişki, mahkemenin hangi delili esas alacağı sorusunu akla getiriyor. Türkiye'de yılda binlerce kişinin hayatını kaybettiği trafik kazalarında, bilirkişi raporlarının şeffaf ve bağımsız olması hayati önem taşıyor.