6 Şubat 2023'teki Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen Adana'da, uzmanlar kapsamlı bir deprem analizi gerçekleştirdi. Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Jeoloji Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Dr. Mehmet Tatar, kentte 7 ve üzeri büyüklükte bir deprem beklentisinin bulunmadığını ancak can kayıplarını önlemek için deprem yönetmeliğine uygun sağlam binaların hayati önem taşıdığını vurguladı. Yapılan analizlere göre, Adana'nın belirli ilçeleri zemin yapısı ve fay hatlarına yakınlıkları nedeniyle daha yüksek risk altında. Uzmanlar, özellikle Çukurova, Seyhan, Yüreğir ve Sarıçam ilçelerine dikkat çekerek, bu bölgelerdeki yapı stokunun acilen denetlenmesi gerektiğini belirtiyor.
Hangi İlçeler Risk Altında?
Dr. Tatar'ın açıklamalarına göre, Adana'da deprem riski homojen bir dağılım göstermiyor. Zemin sıvılaşması ve zayıf zemin koşulları nedeniyle öne çıkan ilçeler şunlar:
- Çukurova: Modern yapılaşmanın yoğun olduğu bu ilçe, eski nehir yatakları üzerine kurulu olması nedeniyle sıvılaşma riski taşıyor.
- Seyhan: Şehir merkezinde yer alan Seyhan, yoğun nüfusu ve eski binalarıyla dikkat çekiyor.
- Yüreğir: Sanayi bölgelerine yakınlığı ve göç alması nedeniyle kaçak yapılaşmanın fazla olduğu bu ilçe, riskli binalar barındırıyor.
- Sarıçam: Üniversite ve yeni konut projeleriyle gelişen Sarıçam, zemin etütlerinin yetersiz olduğu alanlarda risk taşıyor.
Bu ilçelerde yapılan mikro bölgeleme çalışmaları, deprem anında zemin davranışının farklılık gösterebileceğini ortaya koyuyor. Ancak uzmanlar, doğru mühendislik uygulamaları ve güçlendirme çalışmalarıyla riskin minimize edilebileceğini belirtiyor.
Uzmanlardan Kritik Uyarılar
Dr. Mehmet Tatar, yaptığı açıklamada, "Adana'nın depremselliği göz önüne alındığında, 7'nin üzerinde bir deprem üretme potansiyeli düşük. Ancak bu, hazırlıksız olmamız gerektiği anlamına gelmiyor. 6 Şubat depremlerinde de gördük ki, deprem değil binalar öldürür. Mevcut yapı stoğunun büyük bir kısmı 1999 öncesi yönetmeliklere göre inşa edilmiş durumda. Bu binaların deprem performanslarının acilen değerlendirilmesi gerekiyor." dedi. Ayrıca, kent genelinde yapılan sondaj çalışmalarında, özellikle Çukurova bölgesinde yer altı su seviyesinin yüksek olduğunu ve bu durumun sıvılaşma riskini artırdığını ifade etti.
Deprem Yönetmeliği ve Yapı Güvenliği
Deprem mühendisliği açısından, 2018 Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'nin uygulanması büyük önem taşıyor. Tatar, yeni binaların bu yönetmeliğe uygun tasarlandığını ancak mevcut binaların büyük bir kısmının eski yönetmeliklere göre inşa edildiğini hatırlattı. "İmar barışı" gibi uygulamaların kaçak yapılaşmayı teşvik ettiğini ve bu yapıların deprem güvenliğinin ciddi şekilde zayıf olduğunu vurguladı. Belediyelere ve ilgili kurumlara çağrıda bulunan Tatar, "Riskli binaların tespiti için kentsel dönüşüm projelerinin hızlandırılması, vatandaşların bilinçlendirilmesi ve acil eylem planlarının oluşturulması şart" ifadelerini kullandı.
6 Şubat'ın Ardından Adana
6 Şubat depremleri Adana'da da yıkıcı etkilere yol açmış, birçok bina hasar görmüş ve can kayıpları yaşanmıştı. Bu depremler, kentin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Deprem sonrası yapılan incelemelerde, hasarlı binaların büyük çoğunluğunun 1990'lı yıllarda inşa edilen ve mühendislik hizmeti alamamış yapılar olduğu tespit edildi. Adana Valiliği ve Büyükşehir Belediyesi, depremin ardından hasar tespit çalışmalarını sürdürüyor. Ancak uzmanlar, yalnızca hasar tespitiyle yetinilmemesi gerektiğini, kapsamlı bir zemin etüdü ve yapı envanteri çalışması yapılması gerektiğini savunuyor.
Yapılması Gerekenler
- Mikro bölgeleme çalışmalarının tamamlanması ve güncellenmesi.
- Riskli ilçelerde öncelikli olmak üzere yapı envanterinin çıkarılması.
- Kentsel dönüşüm projelerinin hızlandırılması ve deprem odaklı planlanması.
- Toplumun deprem bilincinin artırılması için eğitim programları düzenlenmesi.
- Denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve kaçak yapıya göz açtırılmaması.
Bu adımların hayata geçirilmesi, Adana'nın olası bir depreme karşı dirençli hale gelmesini sağlayacaktır.
Sonuç olarak, Adana özelinde yapılan bu analizler, şehir planlamacılarına ve yöneticilere önemli bir rehber niteliği taşıyor. Bilimsel verilere dayalı risk değerlendirmeleri ve proaktif önlemler, deprem gerçeğiyle yaşamayı öğrenen Türkiye için vazgeçilmez unsurlardır. Somut adımlar atılmazsa, her depremde benzer acıların yaşanması kaçınılmaz olacaktır.