Türkiye'de 'adalet' kavramı, sözlüklerdeki tanımından giderek uzaklaşırken, yurttaşların hukuk beklentisi karşılık bulamıyor. Yargı bağımsızlığı tartışmaları, uzun tutukluluk süreleri ve cezasızlık politikası, hukuk devleti ilkesinin sorgulanmasına yol açıyor. Özellikle son yıllarda medya ve sosyal medyada sıkça rastlanan 'adalet sözlüklerde tutsak' ifadesi, toplumun bu konudaki rahatsızlığını özetliyor.
Yargı Bağımsızlığına Gölge
HSK‘nın yapısı ve hakim-savcı atamalarındaki usulsüzlük iddiaları, yargının siyasallaştığı eleştirilerini güçlendiriyor. Baroların yapısını değiştiren düzenlemeler, avukatların mesleki faaliyetlerini kısıtlarken, bazı davalarda mahkeme kararlarının siyasi otoritenin beklentilerine göre şekillendiği ileri sürülüyor. Türkiye Barolar Birliği verilerine göre, 2023 yılında 10 binden fazla hakim ve savcı hakkında disiplin soruşturması açıldı ve bunların önemli bir kısmı meslekten ihraçla sonuçlandı.
Uzun Tutukluluk ve İfade Özgürlüğü
Türkiye'de tutukluluk sürelerinin makullük sınırını aştığı dosyalar bulunuyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınan birçok davada Türkiye, makul sürede yargılanma ve kişi hürriyeti ve güvenliği haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle tazminata mahkum ediliyor. İfade özgürlüğü kapsamında ise gazeteciler, akademisyenler ve sosyal medya kullanıcıları hakkında açılan soruşturma sayısı yıllık bazda artıyor. 2022'de İletişim Başkanlığı verilerine göre, 500 binden fazla sosyal medya içeriğine erişim engeli getirildi.
Adalete Erişimde Eşitsizlik
Adli yardım mekanizmalarının yetersizliği, ekonomik durumu zayıf olan bireylerin adalete erişimini kısıtlıyor. Ayrıca, davaların uzun sürmesi ve yargılama masraflarının yüksekliği, hukuki çareye başvurmayı caydırıyor. Dünya Adalet Projesi'nin 2023 Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde Türkiye 142 ülke arasında 117. sırada yer alarak düşük bir performans sergiliyor. Bu durum, toplumun adalet sistemine olan güvenini daha da zedeliyor.
Çözüm Önerileri
Hukuk devletinin güçlendirilmesi için yargı bağımsızlığını teminat altına alacak anayasal değişiklikler, yargı süreçlerinde şeffaflık ve hesap verebilirlik mekanizmalarının hayata geçirilmesi, cezasızlık politikasının sonlandırılması gibi adımlar atılması gerekiyor. Sivil toplum kuruluşları ve akademisyenler, bu konuda somut öneriler sunarken, hükümetin de adalet reformu çalışmalarını hızlandırması bekleniyor. Ancak, reformların hayata geçirilmesi için siyasi irade kadar toplumsal mutabakat da kritik önem taşıyor.