Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, İsrail'in eylemleri ve yasa dışı yerleşim faaliyetlerinin iki devletli çözümü giderek daha zor hale getirdiğini belirterek, Türkiye ile diyaloğun her zamankinden daha önemli olduğunu söyledi. Kallas, Brüksel'de düzenlediği basın toplantısında, Orta Doğu'daki son gelişmeleri değerlendirirken, AB'nin Türkiye ile iş birliğini artırma gerekliliğine dikkat çekti.
İki devletli çözüm tehdit altında
Kallas, İsrail hükümetinin Batı Şeria'da yeni yerleşim birimleri inşa etme planlarının, uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve barış sürecini olumsuz etkilediğini kaydetti. "İsrail'in bu adımları, iki devletli çözümü uygulanamaz kılmaktadır. Bu durum sadece Filistinlileri değil, tüm bölgesel istikrarı tehdit etmektedir" dedi. Kallas, AB'nin bu politikaları kınadığını ve 1967 sınırları temelinde bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını desteklediklerini yineledi.
Türkiye'nin bölgesel bir aktör olarak oynadığı role değinen Kallas, "Türkiye, Orta Doğu'da barış ve istikrar için kritik bir ortaktır. AB olarak Türkiye ile diyaloğumuzu derinleştirmeye ve ortak çıkarlarımız doğrultusunda iş birliği yapmaya hazırız" ifadelerini kullandı. Kallas, ayrıca Türkiye'nin göç ve enerji gibi alanlarda AB ile iş birliğinin önemine vurgu yaptı.
AB-Türkiye ilişkilerinin geleceği
Kallas'ın açıklamaları, Türkiye-AB ilişkilerinin son yıllarda inişli çıkışlı bir seyir izlediği bir dönemde geldi. AB, Türkiye'yi demokrasi ve insan hakları alanındaki endişeleri nedeniyle eleştirirken, Türkiye ise AB'nin samimiyetini sorgulamıştı. Ancak son dönemde hem Türkiye hem de AB, enerji güvenliği ve düzensiz göç konularında iş birliğine daha fazla odaklanmaya başlamıştı.
Uzmanlar, Kallas'ın mesajının AB'nin Türkiye'ye yönelik politikasında bir yumuşama mı yoksa stratejik bir hamle mi olduğunu tartışıyor. Orta Doğu'da artan gerilim ve İsrail-Filistin çatışmasının yeni bir boyut kazanması, AB'yi Türkiye gibi bölgesel güçlerle iş birliğine itiyor. Öte yandan, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek ve İsrail ile yaşadığı gerilim, AB'nin dengeli bir tutum sergilemesini zorlaştırıyor.
Kallas, AB'nin Türkiye ile katılım müzakerelerini değil, daha pratik bir iş birliği modelini tercih ettiğini ima etti. "Müzakere süreci şu an için askıda olabilir, ancak bu, ortak sorunlarımıza çözüm bulmak için birlikte çalışamayacağımız anlamına gelmiyor" dedi ve enerji, ticaret ve güvenlik alanlarında somut adımlar atılması gerektiğini söyledi.
Sonuç olarak, Kallas'ın açıklamaları AB'nin Orta Doğu'da değişen dinamikler karşısında Türkiye'ye verdiği önemi gösteriyor. İsrail'in yerleşim politikalarının yol açtığı gerginlik, AB'yi bir yandan İsrail'i eleştirirken diğer yandan Türkiye ile diyalogu güçlendirmeye itiyor. Önümüzdeki dönemde, taraflar arasında bu çerçevede yeni adımlar atılması bekleniyor.