ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), 24 Mart 2025 tarihinde güney İran'daki füze üslerini ve askeri tekneleri hedef alan savunma amaçlı saldırılar düzenlediğini açıkladı. Operasyon, barış müzakerelerinin devam ettiği bir dönemde gerçekleşirken, ABD Başkanı Donald Trump'tan gelen 'uranyum teslim ya da imha' mesajı gerilimi tırmandırdı. Tahran yönetimi, saldırıyı ateşkes ihlali olarak nitelendirerek uluslararası topluma şikayette bulundu.
Saldırının ayrıntıları
CENTCOM'dan yapılan yazılı açıklamaya göre, ABD güçleri İran'ın Basra Körfezi'ndeki askeri teknelerine ve Şiraz yakınlarındaki füze rampalarına hassas grevler düzenledi. Açıklamada, operasyonun 'ABD ve koalisyon güçlerine yönelik yakın tehditleri ortadan kaldırmak' amacı taşıdığı belirtildi. Saldırıda insansız hava araçları ve savaş gemilerinden ateşlenen seyir füzeleri kullanıldı. İran devlet medyası, saldırılarda 3 askerin öldüğünü, 12 kişinin yaralandığını duyurdu.
Trump'ın uranyum mesajı
ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda İran'a yönelik sert bir ültimatom verdi. Trump, 'İran'ın uranyum stoklarını ya teslim etmesi ya da tamamen imha edilmesi gerektiğini' ifade etti. 'Barış istiyorsanız, uranyumu masaya koyun. Aksi takdirde, daha büyük bir bedel ödersiniz.' diyen Trump, İran'ın nükleer programını sonlandırması için son şans olduğunu vurguladı. Bu açıklama, ABD'nin İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasını yeniden canlandırdığı şeklinde yorumlandı.
Tahran'dan tepki
İran Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin saldırısını ateşkes ihlali olarak nitelendirdi. Yapılan yazılı açıklamada, 'Müzakereler sürerken ABD'nin bu saldırgan eylemi, barış çabalarını sabote etmeye yöneliktir. Bu eylem, uluslararası hukukun açık ihlalidir.' denildi. İran, konuyu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne taşıyacağını duyurdu. Ayrıca, İran Devrim Muhafızları, ABD'nin bölgedeki üslerine karşı misilleme yapabileceği uyarısında bulundu.
Arka plan ve bağlam
ABD ile İran arasında 2020 yılından bu yana devam eden gerilim, 2025 başında başlayan barış müzakereleriyle yumuşama dönemine girmişti. Ancak taraflar arasında nükleer program, balistik füze geliştirme ve bölgesel nüfuz konularındaki anlaşmazlıklar sürüyordu. Bu son saldırı, müzakere sürecini çıkmaza sokabilir. Bölgedeki diğer aktörler, Suudi Arabistan ve İsrail, gelişmeleri endişeyle takip ederken, Rusya ve Çin taraflara itidal çağrısı yaptı.
Taraflar arasında karşılıklı güven eksikliği ve yüksek tansiyon, krizi daha da derinleştirme riski taşıyor. ABD'nin uranyum ültimatomu, İran'ın nükleer anlaşmaya dönüşü koşullandırma çabası olarak okunabilir. Ancak diplomatik kanalların açık kalması, bölgesel bir çatışmanın önlenmesi için kritik önemde.