ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) Amerikan vatandaşları üzerinde yargı yetkisi bulunduğunu kabul etmediklerini belirterek, mahkemeye kurumsal düzeyde yaptırım uygulama kararı aldıklarını duyurdu. Karar, Washington ile Lahey merkezli mahkeme arasındaki gerilimi yeni bir boyuta taşıdı.
Rubio: "UCM'nin Meşruiyetini Tanımıyoruz"
Dışişleri Bakanı Marco Rubio, yaptığı yazılı açıklamada, ABD'nin UCM'nin yargı yetkisini tanımadığını ve mahkemenin Amerikan askerleri ile yetkilileri üzerinde yargı yetkisi kullanma girişimlerinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Rubio, "ABD olarak UCM'nin kurumsal yapısına yönelik yaptırımlar uygulama kararı aldık. Bu adım, Amerikan egemenliğini ve vatandaşlarımızın haklarını korumak için atılmıştır." ifadelerini kullandı.
Rubio, yaptırımların hangi kurumları ve kişileri kapsayacağına dair ayrıntı vermedi. Ancak kararın, mahkemenin üst düzey yetkililerine yönelik vize kısıtlamaları ve mal varlığı dondurma gibi önlemleri içerebileceği değerlendiriliyor. ABD yönetimi, UCM'nin Afganistan ve diğer bölgelerde Amerikan personeline yönelik soruşturmalarını uzun süredir eleştiriyor.
Uluslararası Ceza Mahkemesi'nden İlk Tepkiler
UCM sözcüsü, konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak Lahey'deki mahkeme çevrelerinde, ABD'nin yaptırım kararının uluslararası hukuk düzenine zarar verebileceği endişesi dile getiriliyor. UCM, 2002 yılında Roma Statüsü ile kurulmuş olup, soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar gibi ağır ihlalleri yargılamakla görevli. ABD ise Roma Statüsü'ne taraf değil.
Daha önce de benzer gerilimler yaşanmıştı. 2020 yılında dönemin ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, UCM yetkililerine yönelik yaptırım kararı almış, ancak ardından gelen Biden yönetimi bu yaptırımları kaldırmıştı. Şimdi ise Rubio'nun açıklaması, yaptırımların yeniden gündeme geldiğini gösteriyor.
Yaptırımların Kapsamı ve Olası Etkileri
ABD'nin yaptırım kararının, UCM'nin finansal kaynaklarına ve operasyonel kapasitesine darbe vurması bekleniyor. Mahkeme, üye ülkelerin katkılarıyla finanse ediliyor. ABD doğrudan üye olmasa da, bazı ülkeler üzerinden dolaylı etkiye sahip. Yaptırımların, UCM'nin soruşturmalarını yürütmesini zorlaştırabileceği, hatta bazı davaların askıya alınmasına yol açabileceği öngörülüyor.
Öte yandan, ABD'nin bu adımı, diğer ülkeler nezdinde UCM'ye olan güveni sarsabilir. Özellikle Avrupa Birliği ülkeleri, UCM'nin bağımsızlığını desteklediklerini açıklamış durumda. Fransa ve Almanya'dan yaptırım kararına ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak diplomatik kaynaklar, Avrupa başkentlerinde rahatsızlık olduğunu aktarıyor.
Ekonomik Yansımalar
Yaptırım kararı, küresel piyasalarda da yankı buldu. Uluslararası hukuk ve insan hakları alanında faaliyet gösteren bazı sivil toplum kuruluşları, ABD'nin bu hamlesini "hukukun üstünlüğüne darbe" olarak nitelendirdi. Öte yandan, ABD merkezli şirketlerin UCM ile iş yapma olasılığı azalabilir. Yaptırımlar, mahkemeye destek veren uluslararası fonların ve bağışçıların da gözünü korkutabilir.
Uzmanlar, ABD'nin yaptırım kararının uzun vadede UCM'nin meşruiyetini zedeleyebileceğini, ancak mahkemenin yargı yetkisini tamamen ortadan kaldırmayacağını belirtiyor. Zira UCM, 123 üye ülke tarafından destekleniyor ve Roma Statüsü'ne taraf olan ülkelerin sayısı her geçen yıl artıyor.
Arka Plan: ABD-UCM İlişkileri
ABD, UCM'nin kuruluşundan bu yana mahkemeye mesafeli durdu. Washington, UCM'nin Amerikan askerlerini siyasi gerekçelerle yargılayabileceğini savunuyor. 2002'de dönemin Başkanı George W. Bush yönetimi, Amerikan Barışı Koruma Yasası'nı imzalayarak, UCM tarafından tutuklanan Amerikan vatandaşlarının kurtarılması için askeri güç kullanma yetkisi vermişti.
2015 yılında UCM, Afganistan'daki olası savaş suçlarına ilişkin ön inceleme başlattı. 2020'de ise dönemin UCM Başsavcısı Fatou Bensouda, Afganistan'daki Amerikan güçlerine yönelik soruşturma açma yetkisi aldı. Bu gelişme üzerine Trump yönetimi, Bensouda ve diğer üst düzey UCM yetkililerine yaptırım uygulamıştı. Biden yönetimi 2021'de yaptırımları kaldırdı, ancak soruşturma devam etti.
Şimdi ise Rubio'nun açıklaması, yeni bir yaptırım dalgasının habercisi. ABD'nin bu kararı, uluslararası hukuk düzeninde yeni bir çatlak yaratabilir. UCM'nin nasıl bir yanıt vereceği ve diğer ülkelerin pozisyonu, önümüzdeki günlerde netleşecek.
Değerlendirme: Egemenlik ve Adalet Arasında
ABD'nin UCM'ye yönelik yaptırım kararı, bir yandan egemenlik vurgusu yaparken, diğer yandan uluslararası adalet mekanizmalarının bağımsızlığını sorgulatıyor. Bu tür kararlar, sadece iki taraf arasındaki bir anlaşmazlık değil; aynı zamanda küresel yönetişimin geleceğine dair bir tartışma. UCM'nin etkinliği, üye ülkelerin desteğine ve büyük güçlerin tutumuna bağlı. ABD'nin yaptırımları, mahkemeyi zayıflatabilir; ancak aynı zamanda UCM'ye olan uluslararası desteği artırabilir. Zira birçok ülke, hukukun üstünlüğünü korumak adına mahkemeye daha fazla sahip çıkabilir. Önümüzdeki süreçte, UCM'nin izleyeceği strateji ve ABD'nin yaptırımların kapsamını genişletip genişletmeyeceği belirleyici olacak.