ABD yönetimi, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başkanı Japon yargıç Tomoko Akane ve Gazze'de işlenen savaş suçları nedeniyle İsrailli yetkililere karşı yürütülen soruşturmada kritik rol üstlenen kıdemli dava avukatı Abdoulaye Seye'yi yaptırım listesine aldı. Karar, UCM'nin Filistin topraklarında işlenen suçlara ilişkin açtığı soruşturmanın hukuki sürecini etkilemeye yönelik en sert adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Yaptırım Listesinde Kimler Var?
Resmi bilgilere göre, yaptırım kararı ABD Dışişleri Bakanlığı ve Hazine Bakanlığı'nın ortak girişimiyle alındı. Listede UCM Başkanı Tomoko Akane'nin yanı sıra, 2021'den bu yana Gazze soruşturmasında başsavcılık makamına danışmanlık yapan ve özellikle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında yakalama talebi sürecini yürüten avukat Abdoulaye Seye de yer alıyor. AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, yaptırım paketi kapsamında her iki ismin ABD'deki varlıkları dondurulacak ve Amerikan vatandaşlarıyla ticari ilişkileri yasaklanacak.
Gerekçe: UCM'nin 'Hukuk Dışı' Soruşturması
ABD yönetimi tarafından yapılan açıklamada, UCM'nin İsrail vatandaşlarına yönelik soruşturma başlatma yetkisinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu ve mahkemenin, ABD ile İsrail'in taraf olmadığı Roma Statüsü çerçevesinde hareket ettiği vurgulandı. Açıklamada, "UCM'nin bu girişimi, uluslararası hukukun temel ilkelerine aykırıdır ve ABD'nin güvenlik çıkarlarını doğrudan tehdit etmektedir" ifadelerine yer verildi. Washington yönetimi, daha önce de UCM eski Başsavcısı Fatou Bensouda'ya ve mahkemenin üst düzey yetkililerine benzer gerekçelerle yaptırım uygulamıştı.
Uluslararası Tepkiler
Karar, uluslararası toplumda geniş yankı buldu. Avrupa Birliği, yaptırımların UCM'nin bağımsızlığına zarar verebileceği uyarısında bulunurken, İnsan Hakları İzleme Örgütü, ABD'nin bu adımı "uluslararası adalete karşı doğrudan bir saldırı" olarak nitelendirdi. UCM'den yapılan yazılı açıklamada ise mahkemenin, görevini yerine getirmeye devam edeceği ve yaptırımların hukuki süreci etkilemeyeceği belirtildi. Açıklamada, "UCM, uluslararası toplumun güvenini sarsacak her türlü müdahaleye rağmen, mağdurlar için adalet arayışını sürdürecektir" denildi.
Gazze Davasının Arka Planı
UCM, 2021'de işgal altındaki Filistin topraklarında işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlara ilişkin soruşturma başlatmıştı. Soruşturma kapsamında, 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşındaki saldırılar da dahil olmak üzere çok sayıda olay inceleniyor. Mayıs 2024'te Başsavcı Karim Khan, Netanyahu ve Gallant'ın yanı sıra Hamas liderleri için yakalama talebinde bulunmuştu. Bu talepler, İsrail ile ABD arasında büyük bir diplomatik krize yol açmıştı. İsrail, UCM'nin yetkisini tanımadığını açıklarken, ABD de mahkemeye karşı çeşitli önlemler almıştı.
Yaptırımların Hukuki Boyutu
Uluslararası hukuk uzmanları, ABD'nin bu yaptırımlarının UCM'nin işleyişini doğrudan engelleme amacı taşıdığını ve mahkemenin tarafsızlığına gölge düşürdüğünü savunuyor. Ancak Washington, Roma Statüsü'ne taraf olmaması nedeniyle UCM'nin kararlarıyla bağlı olmadığını ve vatandaşlarına yönelik soruşturmalara izin vermeyeceğini defalarca dile getirdi. Bu yaklaşım, özellikle George W. Bush döneminde 'Amerikan Personelini Koruma Yasası' ile kurumsallaştırılmıştı. Uzmanlar, yeni yaptırımların, ABD'nin uluslararası ceza hukukuna yönelik tutumunun bir devamı olduğunu ancak bu kez hedefin mahkemenin en üst düzey temsilcisi olması nedeniyle sembolik olarak daha güçlü olduğunu ifade ediyor.
Olası Sonuçlar
UCM'nin gelirlerinin önemli bir kısmını üye devletlerin katkılarıyla sağladığı dikkate alındığında, ABD'nin doğrudan mali yaptırımlarının mahkemenin operasyonlarını zorlaştırması bekleniyor. Ayrıca, yaptırım listesinde yer alan yetkililerin ABD'ye seyahat etmesi ve Amerikan bankaları üzerinden işlem yapması da engelleniyor. Bu durum, UCM'nin özellikle Batılı ülkelerle yürüttüğü diplomatik temasları etkileyebilir. Öte yandan, sivil toplum kuruluşları, bu tür yaptırımların savaş suçlarıyla mücadelede caydırıcılığı zayıflattığını ve dünya genelinde hesap verebilirliği olumsuz etkilediğini belirtiyor.
ABD'nin bu kararı, uluslararası hukuk ve egemenlik kavramları arasındaki gerilimi bir kez daha gözler önüne seriyor. Bir yanda UCM gibi evrensel adalet ilkesini savunan bir kurum, diğer yanda ulusal egemenliğini ön planda tutan bir süper güç. Bu çatışma, özellikle çatışma bölgelerindeki mağdurların adalet arayışını daha da karmaşık hale getiriyor. UCM'nin, baskılara rağmen soruşturmasını bağımsız şekilde sürdürmesi, uluslararası toplumun bu tür müdahalelere karşı duruşunun bir göstergesi olacak.