Kanadalı ödüllü gazeteci Aaron Maté’nin son kitabı “Onların Kanı, Bizim Kurşunlarımız: Ukrayna için ABD-Rusya Savaşı’nın Gizli Hikayesi” (Their Blood, Our Bullets: The Hidden Story of the US–Russia War for Ukraine), son iki ABD başkanının Rusya ve Ukrayna Savaşı’na ilişkin politikalarını mercek altına alıyor. Kitap, Türkçe çevirisiyle okuyucuya sunuldu. Maté, ABD’nin savaşlardaki karar alma süreçlerini ve savaşların nasıl sona erdiğini sorguluyor. Peki, ABD’de savaşların bitişine kim, nasıl karar veriyor?
Başkanın Artan Yetkileri ve Kongre’nin Rolü
ABD Anayasası’na göre savaş ilan etme yetkisi Kongre’ye ait. Ancak II. Dünya Savaşı’ndan bu yana ABD hiç resmi olarak savaş ilan etmedi. Bunun yerine başkanlar, 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası’nı (War Powers Resolution) çeşitli şekillerde yorumlayarak askeri güç kullandı. Yasa, başkanın Kongre’yi 48 saat içinde bilgilendirmesini ve askeri operasyonların 60 gün içinde sona ermesini öngörüyor; ancak uygulamada başkanlar bu süreyi uzatma eğiliminde. Kongre ise genellikle başkanın arkasında duruyor veya sessiz kalıyor.
Uzmanlar, savaşların bitiş kararının da tıpkı başlangıcı gibi başkanın inisiyatifinde olduğunu belirtiyor. Başkan, ulusal güvenlik ekibinin tavsiyeleri doğrultusunda ateşkes veya geri çekilme kararı alabiliyor. Ancak bu kararın arkasında kamuoyu baskısı, ekonomik maliyetler ve uluslararası aktörlerin tutumu gibi faktörler yatıyor.
Ukrayna Savaşı’nda ABD’nin Rolü ve Karar Mekanizmaları
Aaron Maté’nin kitabı, özellikle Obama ve Trump dönemlerinde Ukrayna’ya yönelik ABD politikalarını inceliyor. Maté, ABD’nin Ukrayna’da 2014’ten bu yana yaşanan çatışmalarda oynadığı rolü ve Rusya ile olan vekalet savaşını gözler önüne seriyor. Kitaba göre, ABD’nin Ukrayna’ya silah yardımı ve askeri eğitim desteği, savaşın seyrini değiştirdi. Ancak savaşın bitişi konusunda ABD’nin tutumu belirsizliğini koruyor.
Maté, ABD’nin savaşın sona ermesi için mi yoksa devamı için mi çalıştığını sorguluyor. Kitapta, ABD’li yetkililerin Ukrayna hükümeti üzerindeki etkisine dair ipuçları sunuluyor. Örneğin, 2022’de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’in ABD Kongresi’ne hitabı ve ABD’nin Ukrayna’ya verdiği destek, savaşın uzamasına katkı sağladığı iddialarıyla ele alınıyor. Maté’ye göre, ABD’nin asıl amacı Rusya’yı zayıflatmak; bu da savaşın bitişini geciktiriyor.
Öte yandan, ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savunuyor ve savaşın Ukrayna’nın şartlarında sona ermesi gerektiğini vurguluyor. Ancak ABD’nin savaşı bitirme konusundaki istekliliği, Rusya’nın tutumu ve Ukrayna’nın kararlılığıyla sınırlı.
Tarihsel Perspektif: ABD’nin Savaş Sonlandırma Pratikleri
ABD’nin geçmişte savaşları sona erdirme kararları genellikle başkanların liderliğinde şekillendi. Kore Savaşı’nı sona erdiren 1953 ateşkesi, Başkan Dwight Eisenhower’ın baskısıyla imzalandı. Vietnam Savaşı’ndan çekilme kararı ise Richard Nixon ve Gerald Ford dönemlerinde alındı; ancak kamuoyu baskısı ve Kongre’nin bütçe kısıtlamaları etkili oldu. 1991 Körfez Savaşı’nda George H.W. Bush, Irak’ı Kuveyt’ten çıkarmakla yetindi ve Bağdat’a yürümedi. 2003 Irak işgali sonrası ise George W. Bush, “görev tamamlandı” dese de savaş yıllarca sürdü. Barack Obama, Irak ve Afganistan’dan asker çekme kararını aldı; Donald Trump ise Afganistan’dan çekilme anlaşmasını imzaladı ancak uygulama Biden’a kaldı.
Bu örnekler, savaşların bitişinin genellikle başkanın siyasi iradesine, kamuoyuna ve kongre desteğine bağlı olduğunu gösteriyor. Ancak Ukrayna gibi vekalet savaşlarında, karar alma süreci daha karmaşık. ABD’nin Ukrayna’daki savaşı sonlandırma kararı, sadece Washington’da değil, Kiev, Moskova ve Avrupa başkentlerinde de şekilleniyor.
Maté’nin kitabı, ABD’nin savaşları sona erdirme konusundaki samimiyetini sorgularken, karar alma mekanizmalarının şeffaflığını da tartışmaya açıyor. ABD’de savaşların bitişine kimin karar verdiği sorusu, aslında kimin çıkarına olduğu sorusuyla iç içe geçiyor.