İktidarın, TBMM’de onaylatmadan Mekke ittifakı anlaşmasını Yemen’de hayata geçirme girişimi, Ankara’da anayasal yetki tartışmasını yeniden alevlendirdi. Muhalefet, böyle bir adımın milletlerarası antlaşmaların onaylanmasına ilişkin Anayasa’nın 90. maddesine aykırı olacağını savunurken, hükümet kanadından henüz resmi bir açıklama gelmedi. Konunun, önümüzdeki günlerde TBMM gündemine taşınması bekleniyor.
Mekke İttifakı Nedir, Yemen’de Ne Amaçlanıyor?
Mekke ittifakı, 2019 yılında Suudi Arabistan öncülüğünde kurulan ve aralarında Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Mısır, Ürdün, Kuveyt, Sudan, Cibuti, Somali, Moritanya, Nijer, Senegal, Togo, Uganda, Burkina Faso, Mali, Çad, Gine, Gabon, Benin, Fildişi Sahili, Komorlar, Sierra Leone, Katar ve Pakistan’ın bulunduğu 30’dan fazla ülkenin katıldığı bir güvenlik ve işbirliği platformudur. İttifak, Yemen’deki Husilere karşı siyasi ve askeri destek sağlamayı, Kızıldeniz’de seyrüsefer güvenliğini korumayı hedefliyor. Ancak ittifakın Yemen’deki varlığı ve operasyonları, bugüne kadar ABD ve İsrail’in dahi doğrudan taraf olmaktan kaçındığı bir alan olarak dikkat çekiyor.
TBMM Onayı Şart mı? Anayasa’nın 90. Maddesi Ne Diyor?
Anayasa’nın 90. maddesine göre, Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak antlaşmaların onaylanması, TBMM’nin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır. Ancak bazı istisnalar var: Ekonomik, ticari veya teknik ilişkileri düzenleyen ve süresi bir yılı aşmayan antlaşmalar ile daha önce yapılan bir antlaşmaya dayanan uygulama antlaşmaları, kanunla onaylanmadan doğrudan yürürlüğe konulabilir. Hukukçular, Mekke ittifakı kapsamında Yemen’de asker bulundurma veya operasyonel destek sağlama gibi adımların bu istisnalara girmediğini, dolayısıyla TBMM onayının zorunlu olduğunu belirtiyor. Aksi halde, uluslararası hukukta da bağlayıcılık sorunu doğar.
ABD ve İsrail’in Tutumu: Doğrudan Müdahaleden Kaçınma
ABD, Yemen’deki Husilere karşı Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona lojistik ve istihbarat desteği sağlasa da, doğrudan savaşan taraf olmaktan özellikle kaçındı. İsrail ise Yemen’deki çatışmalara askeri olarak müdahil olmadı; yalnızca İran’ın bölgedeki etkisini dengelemeye yönelik istihbarat paylaşımıyla yetindi. Her iki ülkenin de Yemen’de kara gücü bulundurmaması, ittifakın fiili uygulanmasında ciddi bir boşluk yaratıyor. Bu boşluğun Türkiye tarafından doldurulup doldurulamayacağı, hem askeri hem siyasi açıdan tartışmalı.
Muhalefet ve Uzmanlardan Tepkiler
CHP ve İYİ Parti sözcüleri, hükümeti anayasal sınırları aşmakla suçladı. “Millet iradesini yok sayarak Yemen’e asker göndermek, ne TBMM’nin ne de halkın onayıyla mümkündür” diyen muhalefet, konunun acilen Meclis’e getirilmesini istedi. Uluslararası hukuk profesörü Dr. Ayşe Kılıç, “Mekke ittifakı bir savunma paktı değil, işbirliği platformudur. Bu platform adına Yemen’de operasyon yapmak, Türkiye’yi taraf haline getirir ve egemenlik tartışması doğurur” değerlendirmesini yaptı. Emekli diplomat Murat Özcan ise “ABD ve İsrail’in bile doğrudan giremediği bir bataklığa Türkiye’nin girmesi stratejik bir hata olur” uyarısında bulundu.
Hükümet Cephesi ve Olası Senaryolar
Hükümet kanadından konuya ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak AK Parti içinden bazı isimler, “Yemen’de istikrarın sağlanması ve Kızıldeniz’in güvenliği Türkiye’nin de çıkarınadır” görüşünü dile getiriyor. Olası senaryolar arasında, ittifaka insani yardım ve eğitim desteğiyle sınırlı bir katılım; ya da TBMM’den geniş yetki alınarak asker gönderilmesi yer alıyor. İlk seçenek daha az tartışma yaratırken, ikincisi ciddi bir siyasi krize yol açabilir. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin önümüzdeki hafta konuyu değerlendirmesi bekleniyor.
Bağlam: Türkiye’nin Yemen Politikası ve Bölgesel Denge
Türkiye, bugüne kadar Yemen’deki çatışmalarda tarafsız bir tutum izleyerek insani yardım ve diplomatik çözüm çağrısı yaptı. 2021’de Suudi Arabistan ile başlayan normalleşme süreci, Ankara’nın Riyad ile ilişkilerini yumuşattı. Ancak Yemen’de fiili bir güç olarak yer almak, Türkiye’yi İran’la karşı karşıya getirebilir ve Körfez’deki dengeleri bozabilir. Ayrıca, TBMM’den onay alınmadan atılacak adımlar, iç siyasette de iktidarın meşruiyetini zayıflatır. Bu nedenle, Mekke ittifakı anlaşmasının Yemen’de uygulanması, yalnızca hukuki değil, aynı zamanda siyasi ve stratejik bir sınav olarak öne çıkıyor.
Sonuç olarak, ABD ve İsrail’in dahi doğrudan müdahil olmadığı Yemen’de Türkiye’nin Mekke ittifakı adına hareket etmesi, ne anayasal ne de stratejik açıdan tutarlı görünüyor. TBMM’nin devre dışı bırakılması, demokratik denetimi ortadan kaldırırken; askeri angajman, ülkeyi gereksiz bir çatışmanın içine çekebilir. Kamuoyunun büyük bölümü, böyle bir adımın ancak Meclis onayıyla ve geniş bir siyasi mutabakatla atılabileceğini düşünüyor. İktidarın önündeki en sağlıklı yol, şeffaflık ve hukuka uygunluk ilkesinden ayrılmamaktır.