ABD'de Ekim ayında iş faaliyetleri, güçlü talebin etkisiyle yavaş da olsa genişlemeye devam etti. S&P Global tarafından açıklanan öncü verilere göre, hizmet ve imalat sektörlerini kapsayan bileşik PMI endeksi, Eylül ayındaki seviyesinden hafif bir artışla 51,0'e yükseldi. 50 eşiğinin üzerindeki değerler sektörde büyümeye işaret ediyor. Ancak dikkat çeken asıl gelişme, girdi fiyatlarında yaşanan ve 2022 yılından bu yana en büyük artış olarak kaydedilen yükseliş oldu. Artan maliyetler, enflasyonist baskıların yeniden gündeme gelebileceğine dair endişeleri de beraberinde getirdi.
Talep Güçlü, Fiyatlar Yükselişte
S&P Global Başekonomisti Chris Williamson, konuyla ilgili değerlendirmesinde, "Ekim ayı verileri, ABD özel sektörünün yılın son çeyreğine girerken ılımlı bir büyüme ivmesi yakaladığını gösteriyor. Ancak talep koşullarındaki canlılık, şirketlerin maliyet artışlarını müşterilere yansıtmasına olanak tanıyor. Bu durum, Federal Reserve'in faiz politikası açısından karmaşık bir tablo oluşturuyor" ifadelerini kullandı. Williamson, fiyat artışlarının özellikle hizmet sektöründe belirginleştiğini ve bunun manşet enflasyon üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturabileceğini ekledi.
Alt endeksler incelendiğinde, yeni siparişler kaleminin son üç ayın en yüksek seviyesine çıktığı görülüyor. Bu, tüketici ve işletme harcamalarının dirençli olduğunu gösteriyor. İstihdam bileşeni de pozitif bölgede kalmayı sürdürdü; ancak istihdam artış hızı, işgücü piyasasındaki sıkılığın bir miktar hafiflediğine işaret edecek şekilde önceki aylara göre yavaşladı. Buna karşın, şirketlerin vasıflı işgücü bulmakta zorlanmaya devam ettiği ve ücret artışlarının maliyetleri yukarı çektiği belirtiliyor.
Enflasyonla Mücadelede Yeni Bir Cephe
Fiyat artışlarının yeniden hız kazanması, Federal Reserve'in para politikası açısından önemli bir sinyal olarak yorumlanıyor. Merkez Bankası, 2022'den bu yana agresif faiz artırımlarıyla enflasyonu dizginlemeye çalışırken, son dönemde faiz indirimlerine başlamıştı. Ancak Ekim ayı PMI verileri, enflasyonun yeniden yükselme riskini gündeme getirerek, para politikasında temkinli bir duruşun korunması gerektiğini ima ediyor. Piyasalar, bu verinin ardından Fed'in gelecek toplantılarına ilişkin beklentilerini yeniden fiyatlamaya başladı.
Öte yandan, imalat sektörü PMI endeksi 50 eşiğinin hemen altında seyrederek daralma bölgesinde kalmayı sürdürdü. Ancak imalattaki yeni siparişlerdeki toparlanma sinyalleri, sektörün dip noktayı geride bırakmış olabileceğine dair umut veriyor. Hizmet sektörü ise güçlü seyrini koruyarak ekonomik büyümenin ana motoru olmayı sürdürüyor. Hizmet sağlayıcılarının fiyatlamada daha cesur davrandığı ve maliyet artışlarını büyük ölçüde yansıttığı gözlemleniyor.
Bölgesel farklılıklar da dikkat çekiyor. Özellikle ABD'nin güney ve batı eyaletlerinde faaliyetlerin daha canlı olduğu, buna karşın imalat yoğun bölgelerde toparlanmanın daha yavaş gerçekleştiği ifade ediliyor. Ulaştırma ve lojistik maliyetlerindeki artışlar, tedarik zinciri üzerindeki baskıların tamamen sona ermediğini gösteriyor.
Piyasa Tepkisi ve Beklentiler
Verinin ardından ABD tahvil faizlerinde kısa vadeli bir yükseliş görüldü. Dolar endeksi, güçlü talebin faiz indirimlerini geciktirebileceği beklentisiyle değer kazandı. Hisse senedi piyasalarında ise karışık bir seyir izlendi; sanayi ve finans hisseleri değer kazanırken, teknoloji hisselerinde sınırlı satış baskısı oluştu. Ekonomistler, önümüzdeki aylarda açıklanacak resmi enflasyon ve istihdam verilerinin, Fed'in politika rotasını netleştireceğini vurguluyor.
Sonuç olarak, ABD iş faaliyetleri Ekim'de ılımlı da olsa büyümeye devam ederken, fiyat artışlarının yeniden ivme kazanması ekonomik görünümü bulandırıyor. Güçlü talep, şirketlerin maliyetleri yansıtma gücünü artırıyor ve bu durum enflasyonla mücadelede son aşamaya girildiği değerlendirmelerini zayıflatıyor. Önümüzdeki dönemde, büyüme ile fiyat istikrarı arasındaki denge, para politikasının en kritik sorunsalı olmayı sürdürecek gibi görünüyor.