ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran'ın Ürdün'deki ABD üslerine düzenlediği saldırılara misilleme olarak başlatılan yeni saldırı dalgasının tamamlandığını duyurdu. Operasyon, İran Devrim Muhafızları Ordusu'na (IRGC) ait hedeflere yönelikti ve bölgedeki gerilimi daha da artırdı.
Operasyonun Detayları
CENTCOM tarafından yapılan açıklamada, saldırıların İran'ın Irak ve Suriye'deki vekil güçlerine ve doğrudan IRGC'ye bağlı tesislere yönelik olduğu belirtildi. Operasyonun, 28 Ocak'ta Ürdün'deki Tower 22 üssüne düzenlenen ve üç ABD askerinin ölümüne yol açan insansız hava aracı saldırısına karşılık olarak gerçekleştirildiği vurgulandı. ABD yetkilileri, hedeflerin seçiminde "orantılı ve hedefli" bir yaklaşım izlendiğini, sivil kayıpların önlenmesi için azami hassasiyet gösterildiğini ifade etti.
İlk raporlara göre, saldırılarda İran'ın İslam Devrimi Muhafızları Kolordusu'na ait komuta merkezleri, istihbarat tesisleri ve lojistik depolaları hedef alındı. Operasyonda Tomahawk seyir füzeleri ve F-18 savaş uçaklarından atılan bombalar kullanıldı. ABD yetkilileri, operasyonun başarılı olduğunu ve hedeflerin tamamının imha edildiğini ya da ağır hasar gördüğünü açıkladı.
Bölgesel ve Uluslararası Tepkiler
Operasyon, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırdı. İran hükümeti, saldırıları şiddetle kınayarak misilleme yapacağını duyurdu. Tahran yönetimi, ABD'yi bölgede gerilimi tırmandırmakla suçladı ve BM Güvenlik Konseyi'ni acil toplantıya çağırdı. Öte yandan, Irak hükümeti, ABD'nin kendi topraklarındaki hedeflere saldırmasını egemenlik ihlali olarak nitelendirirken, Suriye rejimi de benzer ifadelerle tepki gösterdi.
Rusya ve Çin, ABD'yi uluslararası hukuku ihlal etmekle suçlayan ortak bir açıklama yaptı. İki ülke, Orta Doğu'da daha fazla istikrarsızlık yaratmaması için ABD'ye çağrıda bulundu. Avrupa Birliği ise itidalli davranma çağrısı yaparken, İngiltere ve Almanya ABD'nin meşru müdafaa hakkına vurgu yaptı.
Gerilimin Yükselmesi ve Ekonomik Etkiler
Bu son gelişmeler, Orta Doğu'da zaten yüksek olan gerilim tablosunu daha da karmaşık hale getirdi. Özellikle Husi isyancılarının Kızıldeniz'deki ticari gemilere düzenlediği saldırılar, küresel tedarik zincirlerini tehdit etmeye devam ediyor. ABD ve Birleşik Krallık'ın Husilere yönelik hava saldırıları, navigasyon sektöründe risk algısını artırırken, uluslararası petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açtı.
Bu yeni saldırı dalgası sonrasında Brent petrolün varil fiyatı kısa süreli yükseliş yaşadı, ancak daha sonra yatay bir seyir izledi. Analistler, bölgedeki çatışmanın yayılma riskinin, küresel piyasalar üzerindeki baskıyı artırabileceğine dikkat çekiyor. Enerji piyasalarındaki bu belirsizlik, özellikle İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehditleri nedeniyle daha da hassas bir konumda bulunuyor.
Uzmanlar, ABD'nin bu operasyonunun, İran'ı caydırmaya yönelik bir mesaj olduğu kadar, aynı zamanda bölgesel vekilleri üzerindeki nüfuzunu da test ettiği görüşünde. Ancak gözlemciler, bu tür karşılıklı saldırıların bölgede yeni bir savaşa dönüşme riski taşıdığını ve tüm tarafların diplomatik çözümler bulması gerektiğini vurguluyor.