ABD Hazine Bakanlığı, İran menşeli ham petrol, petrol ve petrokimya ürünlerinin üretimi, teslimatı ve satışına 21 Ağustos 2025 tarihine kadar geçici izin verdiğini duyurdu. Karar, İsviçre'de devam eden ABD-İran görüşmeleri ve Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı'nda serbest geçiş ile nükleer denetim konularında verdiği taahhütlerin ardından geldi. Bu hamle, iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir döneme işaret ediyor.
Geçici İznin Kapsamı
ABD Hazine Bakanlığı'na bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC) tarafından yayımlanan genel lisans, belirli İranlı şirketler ve bankalar aracılığıyla yapılan işlemleri kapsıyor. İzin, yalnızca 21 Ağustos 2025'e kadar varılan anlaşmalar ve sevkiyatlar için geçerli. Bu süre zarfında İran ham petrolü ve petrokimya ürünlerinin alımı, satımı ve taşınması yasal kabul edilecek. Ancak ABD, İran'a yönelik temel yaptırım rejimini sürdürüyor ve geçici izin, nükleer müzakerelerdeki ilerlemeye bağlı.
Görüşmelerin Arka Planı
İsviçre'nin Zürih kentinde gizlilik içinde yürütülen ABD-İran görüşmeleri, haftalardır sürüyor. Görüşmelerin ana gündem maddeleri arasında İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetimlerine uyum ve Hürmüz Boğazı'nda serbest ticaretin garantisi yer alıyor. Tahran yönetimi, geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamada, nükleer tesislerinin denetimine yeniden izin vereceğini ve boğaz geçişlerinde sorun çıkarmayacağını duyurmuştu. ABD ise bu taahhütlere karşılık yaptırımlarda kısmi esneme sinyali vermişti. Petrol izninin bu çerçevede bir güven artırıcı adım olduğu değerlendiriliyor.
Uzmanlara göre, geçici izin hem ABD iç siyasetinde hem de küresel enerji piyasalarında yankı uyandıracak. İran ham petrolünün piyasaya dönüşü, özellikle ABD'nin müttefiki Suudi Arabistan ve İsrail'de endişeyle karşılanabilir. Ancak Beyaz Saray, bu adımın nükleer anlaşma müzakerelerini ilerletmek için gerekli olduğunu savunuyor. İzin süresinin uzayıp uzamayacağı ise önümüzdeki haftalarda tarafların tutumuna bağlı.
İran Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin kararını 'olumlu ama yetersiz' olarak nitelendirirken, asıl hedeflerinin tüm yaptırımların kaldırılması olduğunu yineledi. Tahran, nükleer programının barışçıl olduğunu vurgulayarak, denetimlere tam uyum sağlayacağını ancak kalıcı bir anlaşma olmadan petrol ihracatının sınırlı kalmayacağını belirtti.
Bağımsız değerlendirmeler, bu geçici iznin ABD'nin İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasından kısmi bir sapma olduğunu gösteriyor. Ancak kalıcı bir nükleer anlaşma sağlanmazsa, ABD'nin yeniden yaptırımları sıkılaştırması muhtemel. Bu süreç, özellikle Orta Doğu'da dengeleri etkileyebilecek kritik bir dönemeç olarak görülüyor.