ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin yeniden çıkmaza girdiği iddia edildi. İran heyetinin New York'tan ayrıldığı yönündeki haberler üzerine Washington ve Tahran'dan birbirini tutmayan açıklamalar geldi. Öte yandan Irak'ta uluslararası koalisyonun çekilme sürecinin ardından silahlı grupların devlet kontrolüne alınması için 30 Haziran 2027 tarihine kadar uygulanacak bir yol haritası üzerinde çalışıldığı bildirildi.
Müzakerelerde Son Durum: Çıkmaz ve Çelişkili Mesajlar
ABD ve İran arasındaki müzakereler, tarafların karşılıklı suçlamaları ve farklı açıklamalarıyla yeni bir belirsizlik dönemine girdi. İran heyetinin New York'taki görüşmelerin ardından kentten ayrıldığı öne sürülürken, bu iddiaya Washington'dan ve Tahran'dan gelen yanıtlar birbiriyle çelişti. ABD'li yetkililer görüşmelerin teknik düzeyde sürdüğünü belirtirken, İran tarafı heyetin geri döndüğünü doğrulamadı. Bu durum, diplomatik sürecin ne aşamada olduğuna dair soru işaretlerini artırdı.
Müzakerelerin ana gündem maddeleri arasında yaptırımların kaldırılması, nükleer programın sınırlandırılması ve bölgesel güvenlik konuları yer alıyor. Ancak taraflar arasındaki güvensizlik ortamı, somut adım atılmasını engelliyor. Uzmanlar, özellikle İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine ilişkin verilerin şeffaf paylaşılmamasının müzakereleri tıkadığını vurguluyor.
Irak'ta Koalisyon Sonrası Dönem ve Silahsızlanma Planı
Irak hükümeti, uluslararası koalisyon güçlerinin ülkeden çekilmesinin ardından silahlı grupların devlet kontrolü altına alınması için kapsamlı bir plan hazırlığında. Edinilen bilgilere göre, bu sürecin 30 Haziran 2027'ye kadar tamamlanması hedefleniyor. Plan, Şii milisler, Sünni aşiret güçleri ve Peşmergeler dahil olmak üzere ülkedeki tüm silahlı yapıların Irak Silahlı Kuvvetleri çatısı altında toplanmasını öngörüyor.
Irak Başbakanı'nın ofisinden yapılan açıklamada, "Ulusal egemenliğin güçlendirilmesi ve silahlı grupların devlet dışı aktörlerden arındırılması önceliğimizdir" denildi. Ancak sahada, özellikle İran destekli grupların bu plana mesafeli durduğu ve direnç gösterebileceği belirtiliyor. ABD yönetimi ise süreci yakından izlediğini ve Irak'ın egemenlik haklarına saygı duyduğunu yineledi.
Bölgesel Dengeler ve Gelecek Perspektifi
ABD-İran müzakerelerindeki tıkanıklık, sadece ikili ilişkileri değil, Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen gibi ülkelerdeki vekalet savaşlarını da doğrudan etkiliyor. İran'ın bölgedeki milis gruplar üzerindeki etkisi, Irak'taki silahsızlanma sürecini zorlaştıran en önemli faktörlerden biri. Öte yandan ABD'nin Irak'taki askeri varlığını azaltması, Tahran'a yönelik baskı araçlarını sınırlıyor.
Uzmanlara göre, müzakerelerin başarısızlığa uğraması halinde bölgede yeni bir gerilim dalgası yaşanabilir. İran'ın nükleer programını ilerletmesi, İsrail'in olası askeri müdahale tehditleri ve Körfez ülkelerinin güvenlik kaygıları, süreci daha da karmaşık hale getirebilir. Diplomatik kanalların açık tutulması ise tarafların en azından doğrudan çatışmadan kaçınmasını sağlıyor.
Irak'ta Silahsızlanma: Zorlu Bir Yol Haritası
Irak'ta 2027 hedefi, kağıt üzerinde iddialı görünüyor. Ülkedeki silahlı grupların sayısı ve çeşitliliği göz önüne alındığında, devlet kontrolünün sağlanması kolay olmayacak. Haşdi Şabi bünyesindeki bazı gruplar hâlâ bağımsız hareket ediyor ve İran'la doğrudan bağlantılı. Sünni bölgelerde ise aşiret milisleri, merkezi hükümete güven konusunda tereddütlü.
Irak hükümeti, süreci yürütmek için bir komisyon kurdu ve uluslararası destek arayışında. NATO ve ABD, eğitim ve lojistik destek sağlayabileceğini açıkladı ancak doğrudan müdahale etmeyeceklerini belirtti. Bu durum, Irak güvenlik güçlerinin kapasitesini artırmasını zorunlu kılıyor.
Sonuç olarak, ABD-İran müzakerelerindeki belirsizlik ve Irak'taki silahsızlanma planı, Orta Doğu'nun kırılgan dengelerini yansıtıyor. Müzakerelerin geleceği, tarafların esneklik göstermesine bağlı. Irak'ta ise 2027 hedefi, ancak siyasi irade ve bölgesel aktörlerin uzlaşmasıyla mümkün görünüyor. Bölge için kritik olan, diplomatik süreçlerin askeri seçeneklerin önüne geçmesi.