ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat, uzun süredir devam eden krizi sona erdirmek için umut verici bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak tarafları zorlu bir müzakere süreci bekliyor. Washington ve Tahran, nihai anlaşmanın ayrıntılarında uzlaşmaya çalışırken, İsrail'in güvenlik talepleri ve İran'ın füze ile nükleer kapasitesi masadaki en kritik başlıklar. Uzmanlar, anlaşmanın başarısızlığı halinde bölgenin yeni bir sıcak çatışmaya sürüklenebileceği uyarısı yapıyor.
İlk senaryo: diplomatik başarı
Olası senaryolardan ilki, tarafların mevcut mutabakatı kapsamlı bir anlaşmaya dönüştürmeyi başarması. Bu durumda İran, nükleer programını sınırlandırmayı, uranyum zenginleştirme seviyesini düşürmeyi ve uluslararası denetimlere izin vermeyi kabul edecek. Buna karşılık ABD, yaptırımları kademeli olarak kaldıracak ve İran'a petrol ihracatı için yeniden küresel pazar kapılarını açacak. Ayrıca bölgesel güvenlik garantileri ve İran'ın füze programına ilişkin kısıtlamalar da müzakere edilecek. Bu senaryo, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkelerinin de desteğini alabilir. Ancak İsrail, anlaşmayı kendi güvenliği için varoluşsal bir tehdit olarak görmeye devam ediyor.
İkinci senaryo: müzakerelerin çöküşü
İkinci senaryoda, tarafların ayrıntılarda anlaşamaması nedeniyle müzakereler çöküyor. Bu durumda ABD, maksimum baskı politikasına geri dönebilir veya İran'ın nükleer tesislerine yönelik askeri seçenekleri masaya getirebilir. İran ise uranyum zenginleştirmeyi yüzde 60'ın üzerine çıkararak nükleer silah üretme kapasitesine yaklaşabilir. Böyle bir senaryo, İsrail'in önleyici saldırılarını tetikleyebilir ve bölgesel bir savaşa yol açabilir. Halihazırda İran'ın vekil güçleri olan Hizbullah ve Yemen'deki Husiler, İsrail ve Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları artırabilir.
Sahadaki gerçeklik
Sahadaki gerçeklik ise iki tarafın da savaştan yorulduğunu gösteriyor. İran, ağır yaptırımlar altında ekonomik çöküşün eşiğinde; ABD ise Ortadoğu'da yeni bir askeri angajmana girmek istemiyor. İsrail'in güvenlik talepleri ise Tahran'ın egemenliğine doğrudan müdahale olarak algılanıyor. Nihai anlaşmanın sağlanması için her iki tarafın da esnemesi gerekiyor. Özellikle İran'ın füze programı ve bölgesel nüfuzu konusunda somut adımlar atması bekleniyor. ABD'nin ise yaptırımların kaldırılması konusunda somut bir yol haritası sunması gerekiyor.
- Mutabakat metninde ayrıntılar henüz netleşmedi.
- İran, zenginleştirme seviyesini düşürmeye yanaşmıyor.
- İsrail, anlaşmaya veto yetkisi istiyor.
- ABD, seçim öncesi dış politika zaferi arıyor.
Bağımsız değerlendirme
Ortadoğu'da barışın tesisi, sadece ABD-İran mutabakatına bağlı değil. Bölgedeki mezhepsel gerilimler, İsrail-Filistin sorunu ve enerji rekabeti gibi köklü meseleler de çözüm bekliyor. Mevcut mutabakat, savaş riskini azaltsa da kalıcı barış için yetersiz kalabilir. Tarafların birbirine duyduğu güvensizlik, kapsamlı bir anlaşmayı zorlaştırıyor. Bu nedenle uluslararası toplumun sürece daha fazla dahil olması ve garantörlük mekanizmaları geliştirmesi gerekiyor. Aksi halde bölge, yeni bir çatışma sarmalına sürüklenebilir.