Washington ile Tahran arasında haftalardır süren karşılıklı askeri saldırılar devam ederken, uluslararası basına yansıyan 60 günlük ateşkes taslağı diplomatik kulisleri hareketlendirdi. İddiaya göre, taraflar Hürmüz Boğazı'nda güvenli geçiş ve nükleer programa ilişkin geniş kapsamlı bir yol haritası üzerinde mutabakata varmaya çalışıyor. Taslağın, iki ülke arasındaki gerilimi azaltma potansiyeli taşıdığı belirtiliyor.
Krizin perde arkası
Son haftalarda ABD'nin Yemen'deki Husi hedeflerine yönelik saldırıları, İran destekli grupların Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik eylemleriyle karşılık buldu. Petrol fiyatlarındaki artış küresel ekonomiyi tehdit ederken, Hürmüz Boğazı'ndan geçen tankerlerin güvenliği kritik hale geldi. Taslak metnin, boğazda askeri faaliyetlerin durdurulması ve IAEA denetimlerinin yeniden başlaması gibi maddeler içerdiği öne sürülüyor.
Taslak, İran'ın nükleer programını kısıtlama karşılığında yaptırımların hafifletilmesi gibi daha kapsamlı bir anlaşmanın ilk adımı olarak görülüyor. Ancak her iki ülkeden de henüz resmi bir açıklama gelmiş değil. Uzmanlar, ateşkesin başarılı olması için Irak ve Katar gibi bölgesel arabulucuların aktif rol oynaması gerektiğini vurguluyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Olası bir ateşkes, petrol arzındaki belirsizliği azaltarak hem Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelere raf nefes aldırabilir hem de küresel enflasyon baskılarını hafifletebilir. Ancak taslağın, İran'ın bölgedeki vekil güçlerle ilgili taahhütlerini netleştirmemesi eleştiriliyor. Ayrıca, ABD'de yaklaşan seçimler öncesinde Başkan Biden yönetiminin İran'a karşı sertlik yanlısı Cumhuriyetçilerin baskısıyla karşı karşıya olduğu biliniyor.
Diplomasi trafiğinin yoğunlaştığı bu dönemde, İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan ve "yapıcı görüşmelere hazırız" mesajını içeren açıklama umut verici bulunurken, ABD Savunma Bakanlığı'nın bölgedeki askeri varlığını sürdürmesi tansiyonun düşmediğini gösteriyor.
Tarafların müzakerelerde kendi kırmızı çizgilerini korumaya çalışması, anlaşmanın bu aşamada yalnızca bir güven artırıcı önlem paketi olarak kalabileceği yorumlarına yol açıyor. Ekonomik ve siyasi açıdan ağır bedeller ödeyen bölge halkı ise barışın en kısa sürede tesis edilmesini umuyor.