ABD-İran gerilimi, son günlerde yeniden alevlendi. ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik askeri operasyonların 'istedikleri zaman' yeniden başlayabileceğini duyururken, Tahran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan geçiş yapacak gemilere yönelik yeni kısıtlamalar getirdi. İran Deniz Kuvvetleri, 'kurallara uymadığı' gerekçesiyle 11 gemiyi daha kara listeye aldığını açıkladı.
Trump'tan Sert Mesaj: 'Askeri Seçenek Masada'
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine ilişkin endişelerin sürdüğü belirtilirken, Trump'ın ulusal güvenlik ekibiyle yaptığı toplantıda İran'a yönelik askeri seçeneklerin masada olduğunu yinelediği ifade edildi. Trump, daha önce de İran'ın nükleer tesislerine yönelik saldırı emri verdiğini ancak son anda geri adım attığını açıklamıştı. Bu kez mesajını netleştiren Trump, 'İran'ın tehditlerine kayıtsız kalmayacağız. Gerekirse askeri güç kullanmaktan çekinmeyeceğiz' dedi.
İran'dan Kararlılık Mesajı: 'Kurallara Uymayan Gemiler Geçemeyecek'
İran tarafı ise Hürmüz Boğazı'nda denetimlerini sıkılaştırdı. İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Alireza Tangsiri, yaptığı açıklamada, 'Hürmüz Boğazı'ndan geçiş yapmak isteyen gemilerin uluslararası deniz hukukuna ve İran'ın belirlediği kurallara uyması zorunludur. Kurallara uymayan gemiler kara listeye alınır ve boğazdan geçişlerine izin verilmez' ifadelerini kullandı. Tangsiri, son bir hafta içinde 11 geminin daha bu listeye eklendiğini ve böylece toplam sayının 56'ya ulaştığını belirtti.
Petrol Piyasalarında Tedirginlik
Gerilimin artması, küresel petrol piyasalarını da olumsuz etkiledi. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nda olası bir çatışma, enerji arzında ciddi kesintilere yol açabilir. Uzmanlar, bu durumun petrol fiyatlarını hızla yukarı çekebileceği uyarısında bulunuyor. Brent petrolün varil fiyatı, son iki haftada yüzde 8'in üzerinde artış gösterdi.
Bölgesel Güç Mücadelesi ve Diplomatik Çabalar
ABD ve İran arasındaki bu son gerilim, yalnızca ikili ilişkileri değil, bölgesel güç dengelerini de etkiliyor. İran'ın desteklediği grupların Yemen, Suriye ve Irak'taki faaliyetleri, ABD'nin bölgedeki müttefikleriyle iş birliğini artırmasına neden oluyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, ABD'nin İran'a yönelik baskı politikasını desteklerken, Katar ve Kuveyt gibi ülkeler diyalog çağrısında bulunuyor.
Diplomatik cephede ise Avrupa Birliği, tarafları yeniden müzakere masasına oturmaya çağırıyor. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, 'Bölgede kontrolden çıkabilecek bir çatışmayı kimse göze alamaz. Hem Washington hem de Tahran yönetimini itidal ve diplomasiye davet ediyoruz' açıklamasını yaptı. Ancak şu ana kadar tarafların diyalog konusunda somut bir adım attığı görülmedi.
Uzman Yorumu: 'Savaş İhtimali Düşük, Ancak Riskler Yüksek'
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Orta Doğu uzmanı Prof. Dr. Mehmet Fatih Öztarsu, 'Trump yönetiminin seçim öncesi İran'a yönelik sert tutumu, iç kamuoyuna mesaj verme amacı taşıyor. Ancak İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidi, hem ABD hem de küresel ekonomi için ciddi sonuçlar doğurabilir. Tarafların söylemleri ile sahadaki gerçekler arasında fark var; tam ölçekli bir savaş ihtimali şu an düşük görünse de, yanlış hesaplamalar büyük bir krizi tetikleyebilir.' ifadelerini kullandı.
Öztarsu, 'İran'ın nükleer programı konusunda uluslararası toplumun hassasiyeti sürüyor. ABD'nin yaptırımları ve askeri baskısı, Tahran'ı müzakere masasına çekmek yerine daha da radikalleştirebilir. Bu nedenle kalıcı bir çözüm için tarafların birbirini anlaması ve diplomatik kanalları açık tutması şart' değerlendirmesinde bulundu.
Gelişmeler, bölgesel tansiyonun düşmesi için atılacak adımların önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Ancak tarafların mevcut tutumu, krizin daha da derinleşebileceğine işaret ediyor.