ABD ile İran arasında devam eden müzakereler çerçevesinde Katar'ın başkenti Doha'ya giden ABD Başkanı Donald Trump'ın özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, bölge liderleriyle yaptıkları görüşmelerde olumlu bir hava yakaladı. Üst düzey bir ABD'li yetkilinin verdiği bilgiye göre, teknik düzeydeki görüşmeler de yapıcı bir şekilde sürüyor. İki ülke arasındaki nükleer anlaşmazlık ve ekonomik yaptırımların geleceği açısından kritik öneme sahip bu görüşmeler, uluslararası piyasalarda da yakından takip ediliyor.
Doha'daki temasların perde arkası
Witkoff ve Kushner, Doha'da Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad Al Thani ve diğer bölgesel aktörlerle bir araya geldi. Görüşmelerde, İran'ın nükleer programına ilişkin endişeler ve ekonomik yaptırımların hafifletilmesi konuları ele alındı. Yetkili, “İlk oturumlar olumlu bir tonla başladı. Taraflar diyalog konusunda istekli görünüyor” ifadelerini kullandı. Teknik ekipler arasında yapılan alt düzey müzakerelerde ise somut adımlar üzerinde durulduğu belirtiliyor.
Ekonomik yansımalar
Görüşmelerden olumlu sinyaller gelmesi, petrol ve döviz piyasalarında hareketliliğe yol açtı. Brent petrol fiyatları, arz endişelerinin azalmasıyla gerilerken, dolar endeksi hafif düşüş gösterdi. Uzmanlara göre, ABD-İran arasında bir anlaşma sağlanması, İran’ın petrol ihracatını artırabilir ve küresel enerji piyasalarında dengelenmeye katkıda bulunabilir. Öte yandan, İran üzerindeki yaptırımların kalkması halinde bölgesel ticaret hacminde de artış bekleniyor.
Ancak sürecin henüz başında olunduğu ve asıl müzakerelerin önümüzdeki haftalarda yoğunlaşacağı ifade ediliyor. İran tarafından henüz resmi bir açıklama gelmezken, ABD'li yetkililer görüşmelerin “titizlikle” yürütüldüğünü vurguluyor.
İki ülke arasındaki gerilimin azalması, aynı zamanda Orta Doğu'da siyasi istikrar açısından da önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Bölge ülkeleri, görüşmelerin sonucuna göre pozisyonlarını belirleyecek. Doha'nın arabuluculuğu, Katar'ın bölgesel diplomatik rolünü de pekiştiriyor.
Bağımsız değerlendirmelere göre, ABD'nin ekonomik öncelikleri ve İran'ın yaptırım yorgunluğu, tarafları masaya iten ana etkenler. Ancak nükleer konulardaki derin güvensizlik, anlaşmanın kısa vadede imzalanmasını zorlaştırabilir. Bu nedenle, sürecin uzun soluklu olması bekleniyor.