ABD Başkanı Donald Trump, yönetiminin İran ile üst düzey görüşmeler için Katar'ın başkenti Doha'ya heyet gönderdiğini açıklarken, Tahran yönetimi iki ülke arasında planlanmış bir görüşme olmadığını duyurdu. Körfez bölgesinde son günlerde yaşanan karşılıklı saldırıların gölgesinde gelişen bu çelişkili açıklamalar, olası bir diplomasi trafiğine ilişkin belirsizliği artırdı.
Trump'ın açıklamaları
Trump, Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı açıklamada, ABD'nin İran ile bir anlaşmaya varmak istediğini belirterek, 'Doha'da görüşmeler yapılıyor. Heyet yola çıktı, büyük ilerleme kaydedeceğimize inanıyorum' ifadelerini kullandı. Başkan, ayrıntı vermese de, görüşmelerin İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine odaklanacağını ima etti.
Tahran'dan yalanlama
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatibzade, yaptığı yazılı açıklamada, 'ABD ile Doha'da planlanmış bir görüşme bulunmamaktadır. Bu haberler tamamen asılsızdır' dedi. İran resmi ajansı IRNA da, Tahran'ın herhangi bir müzakere heyeti göndermediğini, zaten ABD ile doğrudan görüşme yapmayı reddettiğini aktardı.
Doha'nın arabuluculuk rolü
Katar, son yıllarda ABD ile İran arasında gayriresmi bir arabulucu olarak öne çıkmıştı. Doha, 2015 nükleer anlaşma müzakerelerinde de aktif rol oynamış, 2020'de ise Tahran'ın ABD'li tutuklularını serbest bırakması için aracılık yapmıştı. Ancak bu kez Tarafların açıklamalarındaki çelişki, Doha'nın mı arka kapı diplomasisi yürüttüğü, yoksa Trump'ın mı yanlış bilgilendirildiği sorusunu akla getiriyor.
Ekonomik ve jeopolitik boyut
Olası bir ABD-İran görüşmesi, küresel enerji piyasalarında yakından takip ediliyor. İran'ın yeniden uluslararası piyasalara açılması, petrol arzında artışa yol açarak fiyatları düşürebilir. Ayrıca, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarının hafifletilmesi, Türkiye gibi İran'la ticaret yapan ülkeler için de önemli sonuçlar doğurabilir. Bölgesel güç dengesi açısından ise, ABD'nin İran'la diyalog arayışı, Suudi Arabistan ve İsrail'de tedirginlik yaratıyor.
Son günlerdeki askeri tırmanma
Görüşme iddiaları, Körfez'de tansiyonun yükseldiği bir dönemde ortaya çıktı. Geçtiğimiz hafta içinde, Yemen'deki Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik İran yapımı insansız hava araçlarıyla saldırı düzenlediği, ABD'nin de Irak ve Suriye'de İran destekli grupları hedef aldığı bildirilmişti. Bu saldırılar, Trump'ın görüşme sinyaliyle bir çelişki oluşturuyor.
Bağımsız değerlendirmeler, Trump'ın açıklamasının seçim öncesi bir hamle olabileceğine işaret ediyor. Zira Başkan, İran'la bir anlaşma yaparak dış politika başarısı göstermek isteyebilir. Ancak Tahran'ın net reddi, herhangi bir müzakere sürecinin başlamasını şimdilik imkansız kılıyor. Doha'nın bu krizde oynayabileceği rol ise belirsizliğini koruyor.