ABD'li üst düzey bir yetkili, ülkesi ile İran arasında yürütülen nükleer müzakerelerde anlaşmaya varılmak üzere olduğunu açıkladı. Yetkili, anlaşma kapsamında İran'ın nükleer programının tamamen tasfiye edileceğini ve elinde bulunan tüm zenginleştirilmiş uranyum stoklarını ABD'ye teslim edeceğini belirtti. Anlaşmanın önümüzdeki günlerde imzalanması bekleniyor.
Anlaşmanın ana hatları
Yetkilinin verdiği bilgiye göre, anlaşma üç aşamadan oluşuyor. İlk aşamada İran, tüm nükleer tesislerini uluslararası denetime açacak ve uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durduracak. İkinci aşamada mevcut zenginleştirilmiş uranyum stokları paketlenerek ABD'ye gönderilecek. Üçüncü aşamada ise İran'a yönelik ekonomik yaptırımlar kademeli olarak kaldırılacak. Yetkili, sürecin 6 ila 9 ay içinde tamamlanmasının beklendiğini söyledi.
Uranyum teslimatının lojistiği
Zenginleştirilmiş uranyumun taşınması, uluslararası atom enerjisi kurallarına uygun şekilde gerçekleştirilecek. ABD, malzemeyi sivil nükleer enerji üretiminde kullanmak üzere güvenli bir tesiste depolayacak. Bu adım, uranyumun askeri amaçlarla kullanılmasını engellemeyi hedefliyor. İran'ın elinde bulundurduğu uranyum miktarının yaklaşık 2,000 kg olduğu tahmin ediliyor.
Diplomatik zemin ve yaptırımlar
Müzakereler, son iki yıldır Viyana'da dolaylı olarak yürütülüyordu. ABD'nin İran'a yönelik petrol ambargosu ve bankacılık yaptırımları, İran ekonomisini ciddi şekilde etkilemişti. Anlaşmanın, özellikle enerji fiyatları üzerinde dengeleyici bir etki yaratması bekleniyor. Ancak İsrail ve bazı Körfez ülkeleri, anlaşmanın İran'ı nükleer silah sahibi olmaktan alıkoyamayacağı gerekçesiyle endişeli.
Bölgesel etkiler
Anlaşmanın yürürlüğe girmesi, Orta Doğu'da yeni bir diplomatik dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. İran'ın nükleer programını durdurması, Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkelerin de benzer adımlar atmasını teşvik edebilir. Ayrıca, İran'ın bölgesel askeri faaliyetlerine yönelik denetim mekanizmalarının da kurulması bekleniyor. Uzmanlar, anlaşmanın uzun vadede nükleer silahlanmanın önlenmesine katkı sağlayabileceğini belirtiyor.
Değerlendirme
ABD-İran anlaşması, 2025 yılında uluslararası toplumun en önemli başarılarından biri olarak kayıtlara geçebilir. Ancak anlaşmanın uygulanması, her iki tarafın da taahhütlerine sadık kalmasına bağlı. Geçmişte imzalanan benzer anlaşmaların (örneğin JCPOA) ABD'nin tek taraflı çekilmesiyle çöktüğü göz önüne alındığında, bu kez daha kapsamlı garantiler ve denetim mekanizmalarının bulunması gerekiyor. Bağımsız olarak, anlaşma tüm tarafların çıkarına görünse de İran'ın iç siyasi dengeleri ve bölgesel güvenlik dinamikleri, sürecin en hassas noktaları olarak öne çıkıyor.