ABD ile İran arasında yürütülen gizli müzakerelerin ardından hazırlanan 14 maddelik barış planının taslağı sızdı. CNN’in ele geçirdiği belgeye göre mutabakat, Hürmüz Boğazı’nın yeniden uluslararası deniz trafiğine açılmasını, Tahran’a petrol ihracatı ve mali kolaylık sağlanmasını, 300 milyar dolarlık kalkınma fonu oluşturulmasını ve İran’ın nükleer silah üretmeyeceğine dair taahhüdünü içeriyor. Söz konusu taslak, Türkiye’nin de yakından takip ettiği bölgesel dengeleri yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor.
Hürmüz Boğazı ve Enerji Koridoru
Anlaşmanın en kritik başlıklarından biri, Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinin sağlanması ve serbest geçişin garanti altına alınması. Küresel petrol arzının yaklaşık üçte birinin geçtiği bu dar su yolu, son aylarda yaşanan gerilimler nedeniyle fiilen kapanma noktasına gelmişti. Taslakta, boğazın askerden arındırılması ve ortak bir denetim mekanizması kurulması öngörülüyor. Ayrıca İran’a, uluslararası yaptırımlar kaldırıldıktan sonra günlük 2,5 milyon varil petrol ihracatına kadar izin verilecek. Bu miktar, İran’ın 2015 nükleer anlaşması öncesindeki ihracat seviyesine yakın. Bunun karşılığında Tahran, petrol gelirlerinin bir kısmını 300 milyar dolarlık kalkınma fonuna aktaracak. Fon, İran’ın altyapı, sağlık ve eğitim gibi alanlarda kullanılacak.
Nükleer Taahhüt ve Denetim
Mutabakatın nükleer boyutunda İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini %3,67 ile sınırlamayı ve nükleer silah geliştirmeyeceğini resmen taahhüt ediyor. Taslakta, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) denetimlerinin sıkılaştırılması ve beklenmedik teftişlere izin verilmesi maddesi de yer alıyor. Ancak uzmanlar, İran’ın füze programının anlaşma kapsamı dışında bırakıldığını ve bu durumun bölge ülkeleri için endişe kaynağı olabileceğini belirtiyor. İsrail ve Suudi Arabistan gibi aktörlerin itirazlarına rağmen ABD yönetimi, İran’la diplomasi masasını sıcak tutmayı tercih ediyor.
Anlaşmanın mali boyutu dikkat çekiyor. 300 milyar dolarlık fonun 100 milyar doları doğrudan ABD ve Avrupalı şirketlerin İran’daki yatırımlarına ayrılacak. Kalan miktar, İran’ın petrol dışı ihracatını artırmak ve yenilenebilir enerji projelerini desteklemek için kullanılacak. Bu fonlamanın, ABD’nin İran’a yönelik “maksimum baskı” politikasının tam tersi bir yaklaşım olduğu yorumları yapılıyor.
Öte yandan, taslağın sızmasından rahatsız olan taraflar görüşmelerin gizliliğine vurgu yaparken, özellikle Kongre’deki Cumhuriyetçiler anlaşmaya sert tepki gösterdi. Bazı analistler, mevcut haliyle mutabakatın İran’a çok fazla taviz verdiğini ve bölgedeki vekil güçlerin faaliyetlerine karşı caydırıcılığı azaltabileceğini savunuyor. Ancak Beyaz Saray, anlaşmanın Orta Doğu’da istikrarı sağlamak için “tarihi bir fırsat” olduğunu dile getiriyor.
Bağımsız değerlendirmelere göre, 14 maddelik plan hayata geçerse İran ekonomisinde ciddi bir canlanma bekleniyor. Ancak nükleer dosyanın kapanması, İran’ın bölgesel politikalarını da değiştirebilir. Anlaşmanın yürürlüğe girmesi için tarafların önümüzdeki haftalarda imza töreni düzenlemesi bekleniyor. Türkiye ise gelişmeleri yakından izliyor; çünkü Hürmüz Boğazı’nın güvenliği ve İran’la ticaret hacminin artması, Ankara’nın enerji maliyetleri ve ihracat potansiyeli üzerinde doğrudan etkili olacak.