ABD Dışişleri Bakanlığı'nda terfi sürecine ilişkin ciddi bir iddia gündeme geldi. Bazı görevlilere, terfi değerlendirmesi sırasında 2016, 2020 ve 2024 başkanlık seçimlerinde kime oy verdiklerinin sorulduğu öne sürüldü. İddiaya göre, bu soruları yönelten yetkililer, özellikle Donald Trump'a oy vermeyen personelin terfiini engellemeye çalışıyor. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı, ancak haberin duyulmasının ardından bakanlık içinde ve Kongre'de tartışma başladı.
Terfi sürecinde siyasi sorgulama iddiası
Edinilen bilgilere göre, terfi için aday gösterilen bazı Dışişleri görevlileri, değerlendirme komisyonları tarafından geçmiş seçimlerdeki oy tercihleri hakkında sorgulandı. Bu durum, bakanlık içinde büyük rahatsızlık yarattı. İddiayı gündeme getiren isimler, soruların sistematik bir şekilde sorulduğunu ve özellikle belirli bir siyasi çizgiye yakın olmayan personelin hedef alındığını savunuyor. Konuyla ilgili olarak Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, 'terfi süreçlerinin liyakate dayalı olduğu' belirtildi, ancak oy tercihlerinin sorulduğu iddiası doğrudan yalanlanmadı.
ABD'de federal yasalar, kamu görevlilerinin siyasi görüşleri nedeniyle ayrımcılığa uğramasını yasaklıyor. Uzmanlara göre, eğer iddialar doğruysa, bu durum hem yasal hem de etik açıdan ciddi bir ihlal anlamına geliyor. Dışişleri Bakanlığı'nın özellikle son yıllarda siyasi atamalarla şekillenen bir yapıya büründüğü eleştirileri sıkça dile getiriliyordu. Bu son iddia, söz konusu endişeleri daha da derinleştirdi.
Kongre'den soruşturma çağrısı
Haberin ortaya çıkmasının ardından bazı Kongre üyeleri konuyu yakından takip edeceklerini açıkladı. Demokrat Partili milletvekilleri, Dışişleri Bakanlığı'ndan konuyla ilgili derhal bir iç soruşturma başlatmasını talep etti. Cumhuriyetçi kanattan ise henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak bazı Cumhuriyetçi yetkililer, iddiaların 'asılsız' olduğunu ve 'bürokrasideki direnci kırmaya yönelik bir karalama kampanyası' olduğunu öne sürdü.
Dışişleri Bakanlığı Müfettişliği'nin konuyla ilgili ön inceleme başlattığı belirtiliyor. Müfettişlik, benzer şikayetlerin daha önce de kendilerine ulaştığını ancak bu kez somut kanıtların bulunduğunu ifade etti. Görevlilerin avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamalarda, terfi süreçlerinde siyasi aidiyet sorgulamasının 'kariyerlerini mahvettiği' vurgulanıyor.
Seçim sonrası dönemde bürokrasiye müdahale tartışması
ABD'de 2024 başkanlık seçimlerinin ardından federal kurumlarda yaşanan değişimler, bürokrasiye siyasi müdahale tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Özellikle Dışişleri Bakanlığı'nda üst düzey pozisyonlara yapılan atamalar, liyakatten çok siyasi sadakat ekseninde değerlendirildi. Bu son iddia, söz konusu tartışmaların somut bir örneği olarak görülüyor.
Dışişleri Bakanlığı personeli arasında yapılan anketlerde, çalışanların önemli bir kısmının terfi süreçlerine güvenini kaybettiği ortaya çıkmıştı. Uzmanlar, bu tür uygulamaların kurumsal hafızayı zayıflatacağı ve deneyimli diplomatların istifasına yol açacağı uyarısında bulunuyor. Nitekim son dönemde bazı kariyer diplomatlarının görevlerinden ayrıldığı biliniyor.
Konuya ilişkin bağımsız değerlendirme: ABD Dışişleri Bakanlığı'nda yaşandığı iddia edilen bu uygulama, demokratik yönetim ilkeleri açısından endişe verici bir tablo çiziyor. Kamu hizmetinde liyakat ve tarafsızlık ilkeleri, devletin sürekliliği için vazgeçilmezdir. Eğer iddialar doğruysa, bu durum sadece bireysel kariyerleri değil, aynı zamanda ABD'nin uluslararası alandaki güvenilirliğini de zedeler. Bürokrasinin siyasi iktidarlar tarafından bir ödül-ceza mekanizması olarak kullanılması, kurumların itibarını uzun vadede erozyona uğratır. Yetkililerin şeffaf bir soruşturma yürüterek kamuoyunu aydınlatması, hem iç hem de dış kamuoyundaki güveni yeniden tesis etmek için kritik önem taşıyor.