ABD'de New York Güney Bölgesi Mahkemesi, Halkbank aleyhinde 2019 yılında açılan ceza davasının düşürülmesini onayladı. Bu kararla birlikte banka hakkında 9 yıldır devam eden yargı süreci resmen sona erdi. Mahkeme, federal savcıların talebi doğrultusunda davayı reddederek Halkbank'ın ABD'deki tüm suçlamalardan kurtulmasını sağladı.
Dava Sürecinin Geçmişi
Halkbank, 2016 yılında İran yaptırımlarını ihlal ettiği iddiasıyla ABD makamlarının soruşturmasına hedef olmuştu. 2019'da New York'ta bir jüri tarafından altı maddelik iddianameyle suçlanan banka, bankacılık dolandırıcılığı, kara para aklama ve yaptırım ihlalleriyle karşı karşıyaydı. Dava süresince banka avukatları, ABD yargısının Halkbank üzerinde yargı yetkisi bulunmadığını savunuyordu. 2021'de New York Bölge Yargıcı Richard Berman, bankanın yargı dokunulmazlığı talebini reddetmişti. Ancak savcılık makamı, geçtiğimiz aylarda yaptığı değerlendirmede davanın düşürülmesi yönünde mahkemeye başvurdu.
Kararın Türkiye'deki Yansımaları
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) bünyesinde faaliyet gösteren Halkbank, kamu bankası statüsünde. Dava boyunca Türk hükümeti, bankaya yönelik suçlamaların siyasi olduğunu ve ABD'nin Türkiye'ye yönelik ekonomik baskı aracı olarak kullanıldığını belirtmişti. Dava sürecinde Eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla, 2018'de ABD'de mahkûm olmuş ve 28 ay hapis cezasının ardından Türkiye'ye dönmüştü. Atilla'nın cezası, ABD’nin Türkiye'ye yönelik politikalarının sembolü haline gelmişti. Kararın ardından Türk yetkililer, adaletin yerini bulduğunu vurguladı.
Hukuki ve Siyasi Boyut
Halkbank davası, uluslararası hukukta egemen devletlerin yargı bağışıklığını gündeme taşımıştı. Bankanın avukatları, ABD'nin Yabancı Devlet Dokunulmazlığı Yasası (FSIA) kapsamında Halkbank'ın yargılanamayacağını savunuyordu. Düşürme kararı, bu tezi dolaylı olarak güçlendirdi. Uzmanlar, kararın Türk bankacılık sektörü üzerindeki belirsizlikleri azalttığını ve Türkiye-ABD ilişkilerinde bir gerginlik kaynağını ortadan kaldırdığını belirtiyor. Ancak dava sürecinin siyasi yönü, iki ülke arasındaki S-400 krizi ve Suriye politikası gibi diğer anlaşmazlıkların gölgesinde ilerlemişti.
Karar, İran'a yönelik yaptırımların uygulanmasında ABD'nin Türkiye'yi hedef almasının son örneği olarak görülebilir. Türkiye, İran ile sınır komşusu olması nedeniyle enerji ve ticaret alanlarında yoğun ilişkilere sahip. Bu bağlamda Halkbank davasının kapanması, ankara'nın elini güçlendiren bir gelişme olarak yorumlandı. Ancak ABD'deki bazı çevreler, kararı eleştirerek yaptırım ihlallerinin cezasız kalmaması gerektiğini savunuyor.