ABD federal hükümetinin bütçe açığı, 2026 mali yılında bir önceki yıla göre yüzde 12 artarak 1,99 trilyon dolara yükseldi. Bu, son beş yılın en yüksek bütçe açığı seviyesi olarak kayıtlara geçti. Hazine Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre, açıktaki bu artışta artan kamu harcamaları ve beklenenin altında kalan vergi gelirleri etkili oldu. Ekonomistler, yükselen bütçe açığının faiz oranları ve enflasyon üzerinde baskı oluşturabileceği uyarısında bulunuyor.
Bütçe Açığının Nedenleri
2026 mali yılı bütçe açığındaki artışın arkasında birkaç temel faktör bulunuyor. Öncelikle, hükümetin sosyal güvenlik ve sağlık harcamalarındaki artış dikkat çekiyor. Yaşlanan nüfus ve artan sağlık maliyetleri, bu kalemlerdeki harcamaları yukarı çekiyor. Ayrıca, geçtiğimiz yıl uygulamaya konulan vergi indirimleri ve teşvik paketlerinin gelirler üzerindeki olumsuz etkisi sürüyor. Bunun yanı sıra, ekonomik büyümenin yavaşlaması ve işsizlik oranlarındaki hafif artış, vergi gelirlerinin beklenenin altında kalmasına yol açtı. Savunma harcamalarındaki artış da açığı genişleten bir diğer unsur olarak öne çıkıyor.
Hazine Bakanlığı yetkilileri, açığın Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'ya (GSYH) oranının da arttığını belirtiyor. Bu oran, borç sürdürülebilirliği açısından önemli bir gösterge olarak kabul ediliyor. Uzmanlar, açığın GSYH'ye oranının yüzde 6'nın üzerine çıktığını tahmin ediyor.
Ekonomik Yansımaları
Bütçe açığındaki bu artış, finans piyasalarında dalgalanmalara neden olabilir. Yüksek açık, devletin borçlanma ihtiyacını artırarak tahvil faizlerini yukarı çekebilir. Bu durum, özel sektör yatırımlarını olumsuz etkileyebileceği gibi, mortgage ve tüketici kredisi faizlerini de yükseltebilir. Ayrıca, genişleyen bütçe açığı enflasyonist baskıları körükleyebilir ve Federal Reserve'in para politikası kararlarını zorlaştırabilir.
Öte yandan, bazı ekonomistler bu açığın kısa vadede ekonomik büyümeyi destekleyebileceğini savunuyor. Ancak uzun vadede sürdürülebilir olmadığı konusunda uyarıyorlar. Uluslararası Para Fonu (IMF) da geçtiğimiz aylarda ABD'ye bütçe disiplini konusunda çağrıda bulunmuştu.
Tarihsel Bağlam ve Karşılaştırma
ABD bütçe açığı, son beş yılın en yüksek seviyesine ulaşmış durumda. 2021 mali yılında COVID-19 pandemisi nedeniyle açık 2,77 trilyon dolarla rekor kırmıştı. Sonraki yıllarda açık kademeli olarak azalmış, ancak 2026'da yeniden yükselişe geçti. Bu yükseliş, pandemi sonrası ekonomik toparlanmanın yavaşlaması ve artan hükümet harcamalarıyla ilişkilendiriliyor.
Karşılaştırma yapmak gerekirse, 2025 mali yılında bütçe açığı 1,78 trilyon dolar olarak gerçekleşmişti. 2026'daki 1,99 trilyon dolarlık açık, bu rakamın oldukça üzerinde. Ayrıca, federal borç stoku da GSYH'ye oranla yüzde 100'ün üzerinde seyrediyor.
Siyasi Tartışmalar ve Gelecek Öngörüleri
Bütçe açığındaki artış, Washington'da siyasi tartışmaları da beraberinde getirdi. Demokratlar, vergi indirimlerinin zenginlere yaradığını ve gelir eşitsizliğini artırdığını savunurken, Cumhuriyetçiler harcamaların kontrol altına alınması gerektiğini vurguluyor. Kongre'de bütçe komiteleri, önümüzdeki dönemde harcama kalemlerini gözden geçireceklerini açıkladı.
Ekonomistler, 2027 mali yılında da benzer bir eğilimin sürebileceğini tahmin ediyor. Ancak seçim dönemlerinde vergi ve harcama politikalarında değişiklikler olabileceği için kesin bir öngörüde bulunmak zor. Uzmanlar, sürdürülebilir bir maliye politikası için yapısal reformların şart olduğunu belirtiyor.
Sonuç olarak, ABD'nin artan bütçe açığı, küresel ekonomi için de risk oluşturuyor. Dünyanın en büyük ekonomisinin borçlanma ihtiyacındaki artış, uluslararası sermaye akımlarını ve döviz kurlarını etkileyebilir. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için de ABD faizlerindeki olası yükseliş, sermaye çıkışı riskini artırabilir. Bu nedenle, ABD'nin mali disiplini, sadece kendi ekonomisi için değil, küresel finansal istikrar için de kritik önem taşıyor.