ABD, Avrupa kıtasındaki NATO askeri varlığını önemli ölçüde azaltmayı planlıyor. New York Times'ın iki üst düzey Avrupalı yetkiliye dayandırdığı habere göre, plan kapsamında ABD'nin Avrupa'daki uçak ve gemi sayısında belirgin bir düşüş yaşanacak. Kararın, Rusya-Ukrayna savaşının sürdüğü bir dönemde alınması dikkat çekiyor.
Azaltma planının detayları
Plana göre, ABD'nin Avrupa'da konuşlu savaş uçaklarının sayısı yaklaşık yüzde 20 oranında azaltılacak. Benzer şekilde, deniz kuvvetlerine ait gemilerin sayısında da önemli bir düşüş öngörülüyor. Yetkililer, bu adımın ABD'nin küresel askeri stratejisinin bir parçası olduğunu ve Hint-Pasifik bölgesine odaklanma ihtiyacından kaynaklandığını belirtiyor. Ancak Avrupalı müttefikler, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırganlığının devam ettiği bir ortamda bu kararın zamanlamasını sorguluyor.
Avrupalı müttefiklerin tepkisi
ABD'nin bu planı, NATO'nun doğu kanadındaki ülkelerde endişeyle karşılandı. Özellikle Polonya ve Baltık ülkeleri, Rus tehdidine karşı caydırıcılığın zayıflamasından kaygı duyuyor. Avrupalı yetkililer, ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığının Soğuk Savaş sonrası dönemde en yüksek seviyeye ulaştığını, ancak bu azaltmanın ittifakın savunma kabiliyetini olumsuz etkileyebileceğini ifade ediyor.
ABD Savunma Bakanlığı'ndan konuya ilişkin resmi bir açıklama yapılmazken, planın önümüzdeki aylarda uygulamaya konulması bekleniyor. Uzmanlar, bu kararın Avrupa güvenlik mimarisinde önemli bir değişim sinyali olduğunu ve AB ülkelerinin kendi savunma harcamalarını artırması gerektiğini vurguluyor.
Bağlam ve değerlendirme
ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığını azaltma planı, aslında uzun süredir tartışılan bir konunun yeniden gündeme gelmesi anlamına geliyor. Washington, son yıllarda Çin'in yükselişiyle birlikte askeri kaynaklarını Asya-Pasifik bölgesine kaydırma politikası izliyor. Ancak Ukrayna savaşı, Avrupa'nın güvenlik ihtiyaçlarını yeniden ön plana çıkarmıştı. Bu karar, NATO içinde bir güven bunalımına yol açabilir. Avrupa ülkelerinin, ABD'ye olan bağımlılıklarını azaltarak kendi savunma kapasitelerini güçlendirmeleri gerektiği bir kez daha ortaya çıkıyor.