Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ile AB Komisyonu'nun dört üyesi, Birliğin küresel destek fonu olan "Küresel Avrupa" bütçesinde yapılması planlanan yüzde 17'lik kesintinin Avrupa'nın dünyadaki konumunu zayıflatacağı uyarısında bulundu. Yetkililer, söz konusu kesintinin AB'nin uluslararası alandaki etkisini ve güvenilirliğini ciddi biçimde sarsabileceğini belirtti.
Kesintinin gerekçesi ve boyutu
AB bütçesinden finanse edilen "Küresel Avrupa" fonu, Birliğin kalkınma yardımları, insani yardım, iklim finansmanı ve dış politika önceliklerini desteklemek amacıyla kullanılıyor. Fonun 2021-2027 dönemi için yaklaşık 79,5 milyar avro tutarında olduğu biliniyor. Planlanan yüzde 17'lik kesinti, yaklaşık 13,5 milyar avroluk bir azalmaya denk geliyor. Bu kesintinin, AB'nin çok yıllı mali çerçevesinde yapılan genel bütçe revizyonu kapsamında gündeme geldiği ifade ediliyor.
Kallas ve komisyon üyeleri, konuya ilişkin ortak yazılı açıklamalarında, kesintinin "Avrupa'nın dünyadaki konumuna zarar vereceğini" vurguladı. Yetkililer, AB'nin küresel sorunlara müdahale kapasitesinin azalmasının, özellikle jeopolitik rekabetin arttığı bir dönemde Birliğin elini zayıflatacağını savundu.
Nüfuz kaybı endişesi
AB yetkilileri, "Küresel Avrupa" fonunun sadece bir yardım aracı olmadığını, aynı zamanda Birliğin stratejik özerkliğini ve ortakları nezdindeki güvenilirliğini pekiştiren bir mekanizma olduğunu belirtiyor. Kesinti, AB'nin özellikle Afrika, Latin Amerika ve Asya-Pasifik bölgelerindeki kalkınma iş birliklerini ve altyapı projelerini finanse etme kabiliyetini sınırlayabilir. Bu durumun, Çin ve Rusya gibi aktörlerin nüfuz alanlarını genişletmesine zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.
Kallas, daha önce yaptığı açıklamalarda, AB'nin küresel rolünü koruması için yeterli kaynağa ihtiyaç duyduğunu dile getirmişti. Komisyon üyeleri de benzer şekilde, kesintinin AB'nin insani yardım kapasitesini ve kriz bölgelerindeki etkinliğini azaltacağı görüşünde.
Bütçe müzakerelerinde kritik eşik
Söz konusu kesinti önerisi, AB'nin 2025 bütçesi ve çok yıllı mali çerçevesinin ara revizyonu kapsamında tartışılıyor. Üye devletler ve Avrupa Parlamentosu arasında yürütülen müzakerelerde, "Küresel Avrupa" fonunun geleceği önemli bir pazarlık unsuru haline gelmiş durumda. Bazı üye devletler, artan iç ihtiyaçlar ve savunma harcamaları nedeniyle dış yardım bütçesinde kısıntıya gidilmesini savunurken, karşı görüşteki ülkeler ve parlamenterler, AB'nin uluslararası taahhütlerini yerine getirmesi gerektiğini vurguluyor.
Avrupa Parlamentosu'nun ilgili komiteleri, kesintinin AB'nin itibarına zarar vereceğini ve uzun vadeli stratejik çıkarlarıyla çeliştiğini belirten raporlar hazırladı. Uzmanlar, nihai kararın üye devletlerin tutumuna bağlı olduğunu, ancak mevcut tablonun AB içinde ciddi bir bütçe çatlağına işaret ettiğini söylüyor.
Arka plan: AB'nin küresel rol arayışı
AB, son yıllarda "açık stratejik özerklik" ve "küresel geçit" gibi girişimlerle uluslararası alandaki etkisini artırmaya çalışıyor. "Küresel Avrupa" fonu, bu hedefin finansal ayağını oluşturuyor. Ancak Kovid-19 salgını, Ukrayna savaşı ve enerji krizi gibi ardışık şoklar, AB bütçesi üzerindeki baskıyı artırmış durumda. Üye devletlerin savunma harcamalarını artırma taahhütleri ve iç ekonomik zorluklar, dış yardım bütçesine yönelik baskıyı daha da hissedilir kılıyor.
Öte yandan, AB'nin küresel kalkınma yardımlarındaki lider konumu, uzun süredir Birliğin yumuşak gücünün temel dayanaklarından biri olarak görülüyor. Yapılan kesinti, bu konumun sarsılması riskini beraberinde getiriyor. Kallas ve komisyon üyelerinin açıklamaları, bu riskin altını çizerek, karar alıcıları dış politika önceliklerini yeniden gözden geçirmeye çağırıyor.
Değerlendirme
AB'nin "Küresel Avrupa" fonundaki kesinti tartışması, Birliğin iç bütçe kısıtları ile küresel hırsları arasındaki gerilimi gözler önüne seriyor. Kallas ve dört komisyon üyesinin uyarısı, sadece bir bütçe kalemiyle ilgili değil; AB'nin dünyadaki rolünü nasıl tanımladığına dair stratejik bir tercihle ilgili. Kesintinin onaylanması halinde, AB'nin kriz bölgelerindeki insani yardım kapasitesinden iklim finansmanına kadar geniş bir yelpazede etkisi azalabilir. Karar, aynı zamanda AB'nin jeopolitik rekabette ne kadar iddialı olmak istediğinin de göstergesi olacak. Nihai uzlaşı, üye devletlerin kısa vadeli iç kaygıları ile uzun vadeli küresel çıkarlar arasında nasıl bir denge kuracağını ortaya koyacak.