Türkiye-Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu'nun (KPK) 82. toplantısı dün Ankara'da bir otelde başladı. Toplantıya Avrupa Parlamentosu'ndan yalnızca beş milletvekilinin katılması, komisyonun etkinliği ve AB'nin Türkiye'ye ilgisi konusunda soru işaretleri yarattı. Toplantının ana gündem maddesi ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'na yönelik yargı süreci oldu. İktidar kanadına yönelik eleştirilerin dile getirildiği oturumda, hükümet temsilcileri eleştirilere yanıt verdi.
Toplantıya katılım düşük oldu
Karma Parlamento Komisyonu, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) ve Avrupa Parlamentosu üyelerinden oluşan bir yapı olarak 1963 Ankara Anlaşması'na dayanıyor. Ancak bu kez Avrupa tarafından katılımın yalnızca beş vekille sınırlı kalması, toplantının temsil gücünü azalttı. Daha önceki toplantılarda Avrupa Parlamentosu'ndan daha geniş bir heyetin katılması beklenirken, bu düşük katılım AB'nin Türkiye ile diyaloğa verdiği önemin sorgulanmasına neden oldu. TBMM tarafından ise toplantıya çok sayıda milletvekili katıldı.
Toplantının açılış konuşmalarında Türkiye-AB ilişkilerinin mevcut durumu ele alındı. Karşılıklı beklentilerin dile getirildiği oturumlarda, vize serbestisi, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve insan hakları gibi başlıklar öne çıktı. Ancak asıl tartışma, Ekrem İmamoğlu'nun durumu üzerinden şekillendi.
İmamoğlu dosyası masada
Toplantıda Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı dava ve siyasi yasak tartışmaları geniş yer buldu. Avrupalı parlamenterler, İmamoğlu'na yönelik sürecin siyasi bir müdahale olduğu yönünde görüşlerini dile getirdi. İktidar partisi temsilcileri ise yargının bağımsızlığına vurgu yaparak, davaların hukuk çerçevesinde yürütüldüğünü savundu. Edinilen bilgilere göre, muhalefet milletvekilleri de İmamoğlu'na destek veren açıklamalarda bulundu.
İmamoğlu'nun 2019'da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na seçilmesinin ardından başlayan yargı süreci, özellikle Yüksek Seçim Kurulu'nun seçimi iptal etmesi ve ardından yenilenen seçimle gündeme gelmişti. Son dönemde ise İmamoğlu hakkında açılan dava ve olası siyasi yasak, Türkiye siyasetinin en tartışmalı konularından biri haline geldi. AB kurumları ve Avrupa Parlamentosu, zaman zaman Türkiye'deki yargı süreçlerine ilişkin endişelerini dile getiriyor.
AB-Türkiye ilişkilerinde yeni denklem
Türkiye-AB ilişkileri, son yıllarda inişli çıkışlı bir seyir izliyor. 2016'daki darbe girişiminin ardından yaşanan gerilim, 2020'de Doğu Akdeniz'deki petrol ve doğalgaz arama faaliyetleri nedeniyle tırmanmıştı. 2021'den itibaren ise görece bir yumuşama dönemi başladı. AB, Türkiye'ye yönelik yaptırım tehdidini rafa kaldırırken, üst düzey diyalog kanalları yeniden açıldı. Ancak vize serbestisi ve Gümrük Birliği'nin güncellenmesi gibi konularda somut adım atılmadı.
Karma Parlamento Komisyonu toplantısı, bu diyalog sürecinin bir parçası olarak görülüyor. Ne var ki Avrupa tarafından düşük katılım, AB'nin Türkiye ile parlamenter diyaloğa yeterince ilgi göstermediği şeklinde yorumlandı. Toplantıda ayrıca Türkiye'nin AB üyelik sürecinin fiilen durduğu, ancak karşılıklı çıkar temelinde işbirliğinin sürdürülmesi gerektiği vurgulandı.
Öte yandan, toplantıda iktidar temsilcilerinin verdiği yanıtlar, hükümetin AB eleştirilerine karşı savunmacı bir tutum sergilediğini gösterdi. Türkiye'nin reform sürecine bağlı olduğu belirtilirken, AB'nin çifte standart uyguladığı iddiası dile getirildi. Avrupalı vekiller ise Türkiye'deki hukuk devleti ve ifade özgürlüğü konularındaki endişelerini yineledi.
Sonuç ve beklentiler
Toplantının ardından ortak bir basın açıklaması yapılmadı. Karma Parlamento Komisyonu'nun bir sonraki toplantısının ne zaman yapılacağı ve AB tarafından katılımın artırılıp artırılmayacağı belirsizliğini koruyor. Uzmanlar, düşük katılımın AB'nin Türkiye'ye yönelik ilgisizliğinin bir göstergesi olarak okunabileceğini, ancak Türkiye'nin de demokratik standartlar konusunda somut adımlar atmadıkça AB ile ilişkilerde ilerleme kaydedemeyeceğini belirtiyor. Ekrem İmamoğlu davası ise Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde bir test niteliği taşımaya devam ediyor.