Avrupa Birliği sınırlarında yeni bir dönem başladı. Pasaport mühürleri tarihe karışırken, yerini biyometrik kayıt sistemine bıraktı. 10 Kasım 2024 itibarıyla yürürlüğe giren yeni uygulama kapsamında, AB'ye ilk kez giriş yapan yolcuların parmak izi, yüz taraması ve diğer biyometrik verileri alınarak 3 yıl süreyle saklanacak. Bu verileri vermeyen veya sistemde sorun yaşayan yolcular sınır kapılarında saatlerce beklemek zorunda kalabilir.
Yeni sistem nasıl işleyecek?
Avrupa Seyahat Bilgi ve Yetkilendirme Sistemi (ETIAS) ile entegre çalışan yeni uygulama, Schengen bölgesine girişlerde pasaport mühürlerini tamamen kaldırdı. Artık her girişte polis memuru tarafından pasaporta damga vurulmayacak, bunun yerine biyometrik veriler elektronik ortamda kontrol edilecek. Sistem, üçüncü ülke vatandaşlarının AB'ye giriş-çıkışlarını otomatik olarak kaydedecek ve 90 günlük kalış süresini aşanları tespit edecek.
İlk kez giren yolcular için süreç şöyle işleyecek: Sınır kapısında bulunan özel cihazlara parmak basılacak, yüz fotoğrafı çekilecek ve pasaporttaki bilgilerle karşılaştırılacak. Kayıt başarılı olursa giriş izni verilecek. Ancak parmak izi alınamazsa, fotoğraf uyuşmazsa veya sistem arızası yaşanırsa yolcu ek sorgulamaya tabi tutulacak ve bu işlem saatler sürebilecek. AB Komisyonu, sistemin ilk aşamada yılda 60 milyon yolcuyu işleme kapasitesine sahip olduğunu ancak yoğun dönemlerde bekleme sürelerinin artabileceğini belirtiyor.
Kimleri etkileyecek?
Yeni uygulama, AB üyesi olmayan ülkelerin vatandaşlarını kapsıyor. Türkiye, ABD, Kanada, Avustralya gibi vize muafiyeti olan ülkelerin vatandaşları da dahil olmak üzere, Schengen bölgesine seyahat eden tüm üçüncü ülke vatandaşları biyometrik kayıt yaptırmak zorunda. Sadece AB vatandaşları, oturma izni olanlar ve diplomatik pasaport sahipleri bu uygulamanın dışında tutuluyor.
Uygulama, özellikle Türk vatandaşlarını yakından ilgilendiriyor. 2023 yılında 8 milyon Türk vatandaşı Schengen bölgesine seyahat etti. Şimdi bu yolcuların ilk girişlerinde mutlaka biyometrik veri vermesi gerekiyor. Veri vermeyenler sınırda geri çevrilme riskiyle karşı karşıya. Ayrıca, verilerin 3 yıl boyunca saklanması, tekrar girişlerde işlemi hızlandıracak. Ancak pasaport kaybı veya değişikliği durumunda yeniden kayıt yapılması gerekecek.
Gizlilik endişeleri ve güvenlik
Yeni sistem, veri güvenliği açısından tartışmalara neden oldu. AB, biyometrik verilerin şifrelenerek merkezi bir veri tabanında saklanacağını ve yalnızca sınır polisinin erişimine açık olacağını duyurdu. Ancak sivil toplum kuruluşları, bu kadar geniş kapsamlı bir veri toplama işleminin kötüye kullanılabileceği uyarısında bulunuyor. Avrupa Veri Koruma Kurulu, sistemin GDPR ile uyumlu olduğunu ancak sürekli denetlenmesi gerektiğini bildirdi.
Güvenlik tarafında ise sistem, sahte pasaport ve kimlik kullanımını engellemeyi hedefliyor. Parmak izi ve yüz tanıma, biyometrik eşleştirme sayesinde kişilerin gerçek kimliğini doğrulama imkanı sunuyor. AB yetkilileri, bu sistemin teröristlerin ve suçluların sınırları geçmesini zorlaştıracağını vurguluyor. Ancak sistemin ilk günlerinde yaşanan teknik aksaklıklar, güvenlik açıklarına dair soru işaretleri doğuruyor.
Uygulama, 2025 yılı sonuna kadar tüm AB sınır kapılarında tamamen devreye alınacak. Şu anda havalimanlarında ve deniz limanlarında pilot bölgelerde çalışıyor. Kara sınırlarında ise mobil cihazlarla kayıt alınacak. Uzmanlar, yoğun yaz dönemlerinde büyük kuyruklar oluşabileceği konusunda uyarıyor. Yolcuların biyometrik kayıt için sınıra gelmeden önce online ön kayıt yaptırması öneriliyor.
Yeni dönem, AB'nin sınır politikasında teknolojinin ağırlığını artırdığını gösteriyor. Biyometrik verilerin üç yıl saklanması, seyahat özgürlüğünü kısıtlama riski taşısa da güvenlik açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Türk vatandaşlarının bu sürece uyum sağlaması, vize muafiyeti görüşmelerinde de olumlu bir etki yaratabilir.