Avrupa Birliği (AB), hayvancılıkta antimikrobiyal maddelerin kullanımına ilişkin kendi düzenlemelerine uyum sağlanmadığı gerekçesiyle Brezilya'dan yapılan et ve diğer hayvansal ürün ithalatını 3 Eylül 2025 tarihinden itibaren geçici olarak askıya alma kararı aldı. Bu karar, iki taraf arasındaki ticari ilişkilerde önemli bir gerilime işaret ederken, Brezilya'nın dünyanın önde gelen et ihracatçılarından biri olduğu düşünüldüğünde küresel gıda tedarik zincirinde de yankı uyandırması bekleniyor.
Güvence ve Uyum Eksikliği
AB Komisyonu'nun Sağlık ve Gıda Güvenliği Genel Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, Brezilya'nın antimikrobiyal direnci (AMR) ele alma konusunda yetersiz kalması ve hayvanlarda antibiyotik kullanımına ilişkin AB standartlarına eşdeğer garantiler sağlayamaması nedeniyle bu önlemin alındığı belirtildi. Söz konusu kısıtlama, sığır eti, tavuk eti, domuz eti ve süt ürünleri gibi geniş bir yelpazede hayvansal ürünü kapsıyor.
Brezilya'dan ithal edilen ürünlerde, özellikle hayvanların büyüme hızını artırmak veya hastalıkları önlemek amacıyla kullanılan antibiyotiklerin kalıntı düzeylerinin, AB'nin belirlediği maksimum sınır değerlerinin üzerinde olduğu tespit edilmişti. Bu durum, tüketici sağlığı açısından risk oluşturmanın yanı sıra, antibiyotik direncinin yayılmasına da katkıda bulunabileceği için ciddi bir halk sağlığı endişesi kaynağı olarak değerlendiriliyor.
Brezilya'nın Tepkisi ve Müzakere Çağrısı
Brezilya Tarım Bakanlığı, karara ilişkin ilk tepkisinde, söz konusu uygulamanın ticari bir engel teşkil ettiğini ve teknik gerekçelere dayanmadığını savundu. Bakanlık yetkilileri, Brezilya'nın hayvan sağlığı ve gıda güvenliği konularında uluslararası standartlara uygun hareket ettiğini ve AB'nin taleplerini karşılamaya hazır olduğunu, ancak bu konuda daha fazla diyalog ve müzakere yürütülmesi gerektiğini dile getirdi.
Brezilya'nın en büyük tarım ve hayvancılık birliklerinden biri olan Brezilya Hayvancılık Birliği (ABIEC) ise yaptığı yazılı açıklamada, kararın ihracatçı firmaları zor durumda bırakacağını ve iki ülke arasındaki ticarette ciddi kayıplara yol açabileceğini ifade etti. Birlik, AB'nin Brezilya'ya yönelik bu yaptırımının, aynı zamanda Avrupa'da artan gıda fiyatlarını da olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu.
Uzmanlar, AB'nin bu adımının yalnızca Brezilya ile sınırlı kalmayabileceğini, benzer koşullara sahip diğer ülkeler için de bir sinyal niteliği taşıdığını belirtiyor. Özellikle son yıllarda artan 'çiftlikten çatala' stratejisi ve yeşil mutabakat hedefleri çerçevesinde AB, tarım ürünleri ithalatında sürdürülebilirlik kriterlerini giderek daha fazla ön plana çıkarıyor.
Ticaret Hacmi ve Olası Etkiler
AB, Brezilya'nın en büyük ikinci tarım ürünleri ihracat pazarı konumunda. 2023 yılı verilerine göre, Brezilya'dan AB ülkelerine yapılan tarım ve hayvancılık ürünleri ihracatı yaklaşık 12 milyar avro değerindeydi. Bu ithalatın askıya alınmasının, Brezilya ekonomisinde önemli bir daralma yaratmasının yanı sıra, AB içinde de bazı gıda ürünlerinin fiyatlarını artırabileceği tahmin ediliyor.
Merkezi Brüksel'de bulunan Avrupa Tarım Ticaret Birliği'nden (CELCAA) yapılan açıklamada, kararın tedarik zincirinde aksamalara neden olacağı ve Avrupalı ithalatçıların alternatif tedarikçilere yönelmesinin zaman alacağı vurgulandı. Birlik, AB'nin kararını desteklediğini ancak bu tür kısıtlamaların öncesinde sektör paydaşlarıyla daha kapsamlı bir danışma süreci yürütülmesi gerektiğini belirtti.
Brezilyalı et üreticileri için AB pazarına erişimin kapanması, ihracatçıları yeni pazar arayışlarına itebilir. Çin, Orta Doğu ve diğer Asya ülkeleri, Brezilya etinin potansiyel alternatif pazarları olarak öne çıkıyor. Ancak bu pazarlarda da benzer sağlık ve çevre standartları aranmadığı için Brezilya'nın AB'nin taleplerini karşılama motivasyonunun zayıflayabileceği yorumları yapılıyor.
Öte yandan, bazı çevresel sivil toplum kuruluşları (STK) AB'nin bu kararını memnuniyetle karşıladı. Özellikle Brezilya'daki orman yangınları ve tarımsal genişlemenin yol açtığı ormansızlaşma ile mücadelede ticari kısıtlamaların etkili bir araç olabileceğine dikkat çekildi. Ancak STK'lar, kararın yalnızca antibiyotik kullanımına odaklanmasının, çevresel sürdürülebilirlik konularının geri plana atılması anlamına gelmemesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Sonraki Adımlar ve Değerlendirme
AB ve Brezilya arasındaki bu ticari uyuşmazlığın çözümü için önümüzdeki haftalarda teknik düzeyde görüşmeler yapılması planlanıyor. Brezilya hükümeti, AB'nin endişelerini gidermek için ulusal antimikrobiyal direnç eylem planını gözden geçireceğini ve bu kapsamda yeni yasal düzenlemeler hazırlayacağını duyurdu. Ancak bu sürecin tamamlanmasının aylar alabileceği ve bu süre zarfında ticaretin askıda kalacağı belirtiliyor.
Uzmanlara göre bu karar, AB'nin ticaret politikalarında giderek artan bir şekilde 'tek sağlık' yaklaşımını benimsediğinin bir göstergesi. Sağlık, tarım ve çevre bağlantısı, 2019'dan bu yana görevde olan AB Komisyonu'nun öncelikleri arasında yer alıyor. Bu bağlamda AB'nin yalnızca Brezilya'ya değil, diğer ticaret ortaklarına da benzer standartları dayatma konusunda daha istekli olacağı öngörülüyor. Bu durum, Güney Amerika Ülkeleri Birliği (Mercosur) ile AB arasında uzun süredir üzerinde çalışılan serbest ticaret anlaşmasının geleceğini de etkileyebilir.
Brezilya'nın dünya et ticaretindeki kilit konumu, AB'nin bu kararını daha da karmaşık hale getiriyor. Kısa vadede AB'lilerin market raflarında Brezilya menşeli ürünleri bulmakta zorlanabileceği, ayrıca bazı şirketlerin stoklarını tüketerek yeni tedarik sözleşmeleri yapmak durumunda kalacağı ifade ediliyor. Bu belirsizlik ortamı, hem Avrupalı hem de Brezilyalı işletmeleri olumsuz etkiliyor.
AB'nin bu tavrı, ticari ilişkilerde artık sadece ürünün fiyatı ve kalitesinin değil, üretim sürecinin sürdürülebilirliğinin de belirleyici olduğunu gösteriyor. Antibiyotik direnci küresel bir halk sağlığı tehdidi olarak görülürken, ülkelerin bu konudaki hassasiyetleri giderek artıyor. Brezilya'nın bu taleplere ne ölçüde uyum sağlayacağı, ülkenin uzun vadeli ihracat stratejisi açısından da kritik bir test niteliği taşıyor.
Bu gelişme, uluslararası ticaretin artık sadece ekonomik kazanç üzerine değil, aynı zamanda etik ve sağlık standartları üzerine de inşa edildiğini bir kez daha gösteriyor. Tüketicilerin ve sivil toplumun baskısı, hükümetleri ticaret anlaşmalarında sağlık ve çevre konularını daha fazla öne çıkarmaya yönlendiriyor. Brezilya'nın bu yeni ticari gerçekliğe uyum sağlaması, yalnızca AB ile olan ilişkilerini değil, küresel pazardaki rekabet gücünü de doğrudan etkileyecektir. Bu nedenle, atılacak adımların iki tarafın da çıkarına olacak şekilde hızlı ve yapıcı bir diyalogla çözülmesi büyük önem taşıyor.