Türkiye siyasetinin son dönemdeki en çalkantılı süreçlerinden biri, CHP'de yaşanan genel başkanlık değişimi ve ardından kurulan Yeni Parti’nin belediyeler üzerindeki etkisi oldu. Ancak gelinen noktada, parti içi muhalefetin ve yeni oluşumun belediyelerde beklediği büyük geçiş gerçekleşmedi. Edinilen bilgilere göre, 11 büyükşehir belediyesinden yalnızca Manisa ve Denizli'de yönetim değişikliği yaşanırken, diğer 9 büyükşehir belediyesi mevcut başkanlarıyla yola devam etme kararı aldı. Bu tablo, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e 'soğuk duş' etkisi yarattı.
Büyükşehirlerde Beklenen Deprem Olmadı
Kulislerde, Yeni Parti'nin kuruluşunun ardından özellikle CHP'li büyükşehir belediyelerinin bir kısmının saf değiştireceği konuşuluyordu. Ancak gelinen süreçte bu beklenti boşa çıktı. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, Adana, Mersin, Konya ve Kayseri gibi büyükşehirlerde belediye başkanlarının görevlerine devam edecekleri öğrenildi. Sadece Manisa ve Denizli'de belediye başkanlarının istifa ederek yeni oluşuma katıldığı, diğerlerinin ise CHP çatısı altında kalmayı tercih ettiği bildirildi. Bu gelişme, Özgür Özel'in partisindeki otoritesini güçlendirirken, Yeni Parti cephesinde hayal kırıklığı yarattı.
İzmir'de Tugay Kulisleri
Bu süreçte en dikkat çekici gelişmelerden biri İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ile ilgili yaşandı. Tugay'ın, Yeni Parti'ye katılacağı yönündeki iddialar kısa sürede gündeme oturdu. Ancak bu iddialar, başkanın yakın çevresi tarafından yalanlandı. Yine de kulislerde, Tugay'ın parti içi dengeleri gözeterek hareket ettiği ve önümüzdeki dönemdeki yerel seçimlere yönelik olarak bağımsız bir profil çizmeye çalıştığı konuşuluyor. Özellikle, Tugay'ın parti yönetimiyle arasındaki mesafenin, Yeni Parti'ye katılım ihtimalini güçlendirdiği ancak son anda vazgeçtiği yorumları yapılıyor.
Özgür Özel'in Stratejisi
Özgür Özel'in, genel başkanlık koltuğuna oturduktan sonra ilk hedefi parti içi muhalefeti dengelemek ve belediyelerdeki hakimiyetini pekiştirmek oldu. Bu kapsamda, belediye başkanlarıyla birebir görüşmeler yapan Özel'in, onlara 'birlik ve beraberlik' mesajı verdiği, ayrıca yerel yönetimler konusunda yeni projeksiyonlar sunduğu belirtiliyor. Öte yandan, Özel'in bu süreçteki en büyük kozunun, parti içi disiplin mekanizmalarını kullanmak ve belediye başkanlarını 'partiye sadakat' konusunda ikna etmek olduğu ifade ediliyor. Nitekim, 9 büyükşehir belediye başkanının görevde kalması, Özel'in bu stratejisinin kısa vadede işe yaradığını gösterdi.
Yeni Parti'nin Belediyelerdeki Durumu
Yeni Parti'nin kurucuları arasında yer alan bazı isimler, belediyelerde yaşanan bu tabloyu yorumlarken, 'sürecin henüz başında olduklarını' ve 'asıl geçişlerin önümüzdeki aylarda yaşanacağını' savundu. Ancak siyasi analistlere göre, Yeni Parti'nin belediyelerdeki mevcut tabanı genişletmesi zor görünüyor. Çünkü belediye başkanları, mevcut kadrolarını koruma ve hizmetlerini sürdürme noktasında CHP'nin sağladığı imkanlardan vazgeçmek istemiyor. Ayrıca, kamuoyunda Yeni Parti'nin iktidar şansının düşük görülmesi, belediye başkanlarının risk almaktan kaçınmasına neden oluyor.
Manisa ve Denizli Neden Katıldı?
Yeni Parti'ye katılan Manisa ve Denizli belediyelerinin ise bu kararında yerel dinamiklerin etkili olduğu belirtiliyor. Her iki ilde de belediye başkanlarının, genel merkezle yaşadığı sorunlar nedeniyle istifa kararı aldığı, ayrıca partinin (Yeni Parti'nin) bu illerde taban bulduğu ve belediye başkanlarının da bu tabana yaslanarak hareket ettiği öne sürülüyor. Bu iki il dışında başka bir büyükşehrin Yeni Parti'ye geçmemesi, Özgür Özel'in elini güçlendirirken, parti içindeki muhalif kanadın da sesini kesti.
Değerlendirme
Siyasi kulislerde konuşulanlar, belediye başkanlarının çoğunluğunun mevcut konumlarını korumayı tercih etmesinin, aslında Türkiye'de yerel siyasetin yapısal olarak merkezi iktidara ve parti genel merkezlerine bağımlılığını da ortaya koyuyor. Belediye başkanları, ideolojik yakınlıktan ziyade, hizmet üretebilme, projelerini finanse edebilme ve siyasi geleceklerini güvence altına alma motivasyonuyla hareket ediyor. Bu durum, Yeni Parti'nin yerel yönetimlerde hızlı bir büyüme sağlamasının, en azından kısa vadede pek mümkün görünmediğini gösteriyor. Ancak önümüzdeki süreçte yerel seçimlerin yaklaşması ve partiler arası ittifakların yeniden şekillenmesi, belediyelerde yeniden bir hareketlilik yaratabilir. Zaman, bu tablonun ne kadar kalıcı olduğunu gösterecek.