Gaziantep'te bulunan ve 863 yıllık geçmişiyle Anadolu'nun en önemli Selçuklu eserlerinden biri olan Kadı Kemaleddin (Boyacı) Camisi'nin ahşap minberi, İslam sanat tarihi açısından benzersiz bir değere sahip. Ancak sanat tarihçisi Turgay Hortoğlu ve bir grup uzman, minberde yürütülecek restorasyon çalışmalarının esere geri dönüşü olmayan zararlar verebileceği konusunda ciddi endişelerini dile getiriyor. Uzmanlar, çalışmaların derhal durdurularak orijinal eserin müzede koruma altına alınmasını ve uluslararası ölçekte titizlikle ele alınmasını talep ediyor.
Minberin Tarihi ve Sanatsal Değeri
Kadı Kemaleddin Camisi, 1162 yılında inşa edilmiş olup, Selçuklu dönemi mimarisinin Gaziantep'teki en görkemli örneklerinden biridir. Caminin ahşap minberi, dönemin ustalıkla işlenmiş geometrik desenleri, bitkisel motifleri ve kufi yazılarıyla dikkat çekiyor. Minber, sadece dini bir obje değil, aynı zamanda Selçuklu ahşap oymacılığının ender rastlanan bir başyapıtı olarak kabul ediliyor. Uzmanlara göre, bu minber, Anadolu'daki diğer Selçuklu minberleriyle karşılaştırıldığında, özgünlüğünü büyük ölçüde koruyan nadide eserlerden biri. Turgay Hortoğlu, "Bu minber, sadece Türkiye için değil, tüm İslam dünyası için paha biçilmez bir miras. Üzerindeki işçilik, dönemin sanat anlayışını ve teknolojik birikimini gözler önüne seriyor" dedi.
Restorasyon Çalışmalarına Yönelik Endişeler
Hortoğlu ve beraberindeki uzman ekip, minberde yapılması planlanan restorasyonun, eserin özgün dokusuna zarar verebileceğini belirtiyor. Özellikle kullanılacak kimyasal maddelerin ve yanlış uygulanabilecek tekniklerin, ahşabın dokusunu bozabileceği ve yüzyıllardır korunan orijinal boyaların silinmesine yol açabileceği ifade ediliyor. Hortoğlu, "Restorasyon, uzman ekipler tarafından ve bilimsel yöntemlerle yapılmalı. Ancak şu anki plan, eserin geleceğini tehdit ediyor. Daha önce benzer uygulamalarda eserlerin orijinalliğini kaybettiğini gördük" şeklinde konuştu. Uzmanlar, minberin bulunduğu ortamın iklim koşullarının nem ve sıcaklık açısından uygun olmadığını, bu nedenle eserin müzede kontrollü şartlarda sergilenmesi gerektiğini savunuyor.
Kritik Çağrı: Eser Müzeye Taşınsın
Uzmanların ortak görüşü, minberin camiden sökülerek, Gaziantep Arkeoloji Müzesi veya benzeri bir müzede koruma altına alınması yönünde. Bu sayede hem restorasyon çalışmaları kontrollü ortamda yapılabilecek hem de eser, gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılabilecek. Ayrıca minberin, uluslararası standartlarda bir koruma planı çerçevesinde ele alınması gerektiğini vurgulayan Hortoğlu, "Bu eser, sadece Gaziantep'in değil, tüm insanlığın ortak mirası. Bu nedenle UNESCO dünya mirası listesine aday olabilecek nitelikte. Uluslararası uzmanların görüşleri alınmalı ve hassas bir koruma stratejisi izlenmelidir" ifadelerini kullandı.
Camilerdeki Ahşap Eserlerin Korunması
Kadı Kemaleddin Camisi'nin minberi, aslında ülkemizdeki camilerde bulunan birçok ahşap eserin ne kadar kırılgan olabildiğini gösteren bir örnek. Yüzyıllar boyunca ibadet mekânlarında aktif olarak kullanılan bu eserler, çevresel faktörlerden ve insan dokunuşundan olumsuz etkilenebiliyor. Uzmanlar, cami içindeki ahşap eserlerin periyodik bakımlarının yapılması, iklimlendirme sistemlerinin kurulması ve restorasyon çalışmalarında mutlaka bilimsel kurulların onayının alınması gerektiğini belirtiyor. Aksi takdirde, bu eşsiz mirasın kaybedilme riskiyle karşı karşıya kalınabileceği uyarısında bulunuyorlar.
Yetkililere Çağrı
Turgay Hortoğlu ve ekibi, konunun takipçisi olacaklarını ve çalışmaların durdurulması için gerekli girişimlerde bulunacaklarını ifade ediyor. Yetkililerin bu konuda duyarlı davranmasını bekleyen uzmanlar, eserin korunmasının bir kültür politikası meselesi olduğunu vurguluyor. "Biz bu eseri atalarımızdan emanet aldık. Onu geleceğe taşımak bizim görevimiz. Bu bilinçle hareket edilmesi gerekiyor" diyen Hortoğlu, kamuoyunun da desteğini beklediklerini söyledi.
Sonuç olarak, Kadı Kemaleddin Camisi'nin ahşap minberi, sadece bir ibadet unsuru değil, aynı zamanda Anadolu'nun zengin kültürel dokusunun bir parçası. Onun korunması, geçmişe olan saygımızın ve geleceğe olan sorumluluğumuzun bir göstergesi olacaktır. Umarız yetkililer, bu haklı uyarıları dikkate alır ve bu eşsiz eser, hak ettiği korumayı en kısa sürede kavuşur.