Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 81 ildeki eğitim kurumu binalarında yapısal afet risklerini belirlemek ve azaltmak amacıyla 15 üniversiteyle işbirliği protokolü imzaladı. Protokol kapsamında üniversiteler, okul binalarının deprem, sel, heyelan gibi afetlere karşı dayanıklılığını bilimsel yöntemlerle tarayacak. Çalışmalar, riskli yapıların önceliklendirilmesi ve güçlendirilmesi sürecini hızlandıracak. MEB yetkilileri, taramanın tüm okulları kapsayacak şekilde planlandığını ve ilk etapta yüksek riskli bölgelerde başlanacağını belirtti.
Protokolün kapsamı ve üniversitelerin rolü
İmzalanan protokolle birlikte 15 üniversitenin mühendislik ve mimarlık fakülteleri, okul binalarının yapısal özelliklerini inceleyecek. Ekipler, betonarme ve yığma binalarda taşıyıcı sistem, zemin etüdü, malzeme kalitesi gibi kriterleri değerlendirecek. Elde edilen veriler, MEB'in yatırım programına yön verecek. Üniversiteler ayrıca öğretmen ve okul yöneticilerine afet farkındalık eğitimleri verecek.
MEB ile üniversiteler arasındaki işbirliği, 2023 Kahramanmaraş depremlerinin ardından okul binalarının güvenliği konusunda artan tartışmaların somut bir adımı olarak görülüyor. Bakanlık, daha önce yapılan hasar tespit çalışmalarının bu yeni tarama ile daha kapsamlı hale geleceğini duyurdu. Tarama sonuçlarına göre riskli bulunan binalar için güçlendirme veya yeniden yapım kararı verilecek.
Hangi iller ve okullar öncelikli?
Protokol kapsamında 81 ilin tamamı tarama programına dahil edildi. Ancak deprem kuşağında yer alan İstanbul, İzmir, Bursa, Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Erzincan, Elazığ, Malatya, Kahramanmaraş, Hatay gibi illerdeki okullar öncelikli olarak ele alınacak. MEB, her il için bir üniversiteyi koordinatör olarak belirledi. Tarama takvimi, illerin risk durumuna göre kademeli olarak açıklanacak.
Bakanlık yetkilileri, tarama çalışmalarının eğitim-öğretim dönemini aksatmayacak şekilde planlandığını, incelemelerin hafta sonları ve yaz tatilinde yoğunlaştırılacağını ifade etti. Öğrenci ve velilerin endişelerini gidermek için okul yönetimlerinin bilgilendirileceği belirtildi.
Afet risk taraması neden şimdi gündemde?
Türkiye, aktif deprem kuşaklarında yer alıyor ve nüfusun büyük bölümü riskli bölgelerde yaşıyor. 2020 İzmir depremi ve 2023 Kahramanmaraş merkezli depremler, okul binalarının güvenliğini yeniden tartışmaya açtı. MEB, son yıllarda deprem yönetmeliğine uygun olmayan binaların dönüşümü için çeşitli projeler yürütüyordu. Bu protokol, mevcut çalışmaları bilimsel bir çerçevede birleştirmeyi amaçlıyor.
Uzmanlar, okul binalarının sadece deprem değil, sel, heyelan, kaya düşmesi gibi diğer afet riskleri açısından da değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Protokol, bu çoklu risk yaklaşımını içeriyor. Üniversiteler, iklim değişikliğinin etkilerini de göz önünde bulundurarak yapısal olmayan riskleri (asansör, elektrik tesisatı, yangın güvenliği vb.) raporlayacak.
Uygulama ve finansman
Protokolün finansmanı MEB bütçesinden ve uluslararası fonlardan sağlanacak. Bakanlık, Dünya Bankası ve Avrupa Birliği destekli projelerle kaynak çeşitliliği oluşturmayı hedefliyor. Tarama sonuçlarına göre güçlendirme maliyetleri hesaplanacak ve yıllık yatırım programına ekleneecek. İlk etapta 10 bin okulun taranması planlanıyor. MEB, sürecin şeffaf bir şekilde yürütüleceğini ve sonuçların kamuoyuyla paylaşılacağını taahhüt etti.
Değerlendirme
Okulların afet risk taramasından geçirilmesi, eğitim güvenliği açısından kritik bir adım. Ancak başarı, tarama sonrası uygulamaların hızına ve finansmanın sürekliliğine bağlı. Üniversitelerin bilimsel katkısı, karar alma süreçlerini güçlendirebilir. Yine de Türkiye'nin deprem gerçeği düşünüldüğünde, tarama ve güçlendirme çalışmalarının birkaç yıla yayılması yerine ivedilikle tamamlanması gerekiyor. Veliler ve eğitim sendikaları, sürecin yakından takipçisi olacak.