İşgal altındaki Batı Şeria'da, 79 yaşındaki Filistinli İbrahim İsmail el-Cubur, İsrailli yerleşimcilerin tekrarlanan saldırılarına rağmen babasından miras kalan topraklarını terk etmeyeceğini belirtti. El-Cubur, son saldırıda yaralanmasına karşın, topraklarından ayrılmanın söz konusu olmadığını vurguladı.
Geçim kaynağı toprakları
Filistinli çiftçi, geçimini sağladığı zeytin ağaçlarıyla dolu topraklarının birçok kez İsrailli yerleşimciler ve askerler tarafından hedef alındığını anlattı. El-Cubur, 'Bu topraklar benim kimliğim. Burada doğdum, burada büyüdüm. Atalarımın kemikleri burada. Ne olursa olsun, burayı terk etmeyeceğim' dedi.
Saldırının detayları
Olay, geçtiğimiz günlerde Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarında meydana geldi. El-Cubur, zeytinlerini toplarken bir grup İsrailli yerleşimcinin saldırısına uğradı. Saldırıda başından yaralanan yaşlı adam, hastanede tedavi altına alındı. Filistinli kaynaklar, benzer saldırıların hasat dönemlerinde sıklaştığını belirtiyor.
Uluslararası tepkiler
İnsan hakları örgütleri, İsrail'in işgal altındaki topraklarda yerleşimci şiddetini kınarken, Birleşmiş Milletler de konuya ilişkin raporlar yayımladı. BM verilerine göre, 2024 yılının ilk yarısında Batı Şeria'da yerleşimci saldırıları yüzde 40 arttı. El-Cubur gibi çiftçiler, bu saldırılar nedeniyle hasat yapamaz hale geliyor.
Ekonomik etkiler
Filistin ekonomisi için hayati öneme sahip olan zeytincilik sektörü, yerleşimci saldırıları ve askeri kısıtlamalar nedeniyle büyük kayıplar veriyor. Filistin Merkezi İstatistik Bürosu'na göre, Batı Şeria'daki zeytin üretimi son on yılda yüzde 30 azaldı. El-Cubur gibi küçük çiftçiler, bu durumda ayakta kalmakta zorlanıyor.
79 yaşındaki Filistinli, tüm zorluklara karşın direnme kararlılığını koruyor. 'Burası benim evim. Topraklarımı savunmak benim için bir onur meselesi' diyen el-Cubur, uluslararası toplumun Filistinlilere daha fazla destek vermesi gerektiğini ifade etti.
Uzmanlar, İsrail'in işgal politikasının Filistinli çiftçiler üzerinde yıkıcı etkiler yarattığına dikkat çekiyor. Bölgedeki insani durumun kötüleşmesi ve ekonomik fırsat eşitsizliğinin derinleşmesi, uluslararası toplum için acil bir müdahale gerektiriyor.