Üç yıl önce Ortadoğu jeopolitiği iskambil kâğıdından yapılmış bir kale gibiydi; taşıyıcı kolonları İsrail-Filistin, İsrail-İran ve Sünni-Şii arasından geçen fay hatları üzerinde duruyordu. 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e yönelik saldırısı ve ardından başlayan Gazze savaşı, bu kırılgan yapıyı sarsarak bölgesel dengeleri kökten değiştirdi. Bugün, üç yılın ardından, Ortadoğu'da yeni bir güç haritası oluşuyor; ancak istikrar hâlâ uzak bir hedef.
Gazze'de İnsani Kriz Derinleşiyor
7 Ekim saldırısında 1.200'den fazla İsraillinin hayatını kaybetmesi ve 250'ye yakın kişinin rehin alınmasıyla başlayan süreç, Gazze'de benzeri görülmemiş bir yıkıma yol açtı. İsrail'in askeri operasyonları sonucunda Gazze'de hayatını kaybedenlerin sayısı 40 bini aştı; altyapı büyük ölçüde çöktü, 2 milyondan fazla insan yerinden edildi. Uluslararası yardım kuruluşları, bölgede açlık ve hastalık riskinin arttığı uyarısında bulunuyor. Ateşkes müzakereleri zaman zaman kesintiye uğrasa da kalıcı bir çözüm sağlanamadı. İsrail, güvenlik kaygılarını öne sürerek askeri varlığını sürdürürken, Hamas'ın yönetim kapasitesi zayıfladı ancak tamamen ortadan kalkmadı.
İsrail-İran Hattında Gerilim Yükseliyor
7 Ekim sonrası dönemde İsrail ile İran arasındaki vekâlet savaşları doğrudan çatışma riskini artırdı. Nisan 2024'te İran'ın İsrail'e yüzlerce füze ve insansız hava aracıyla saldırısı, iki ülke arasındaki ilk açık çatışma olarak kaydedildi. İsrail'in misillemesi ve Suriye ile Lübnan'daki İran destekli gruplara yönelik operasyonlar, bölgesel bir savaşın eşiğine gelindiği yorumlarına neden oldu. İran'ın nükleer programına ilişkin belirsizlik sürerken, Batılı ülkeler yaptırımları sıkılaştırdı. Tahran yönetimi, saldırıların ardından bölgesel müttefikleriyle ilişkilerini gözden geçirirken, Rusya ve Çin ile işbirliğini derinleştirdi.
Sünni-Şii Dengesi ve Bölgesel Aktörler
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Sünni körfez ülkeleri, İran'ın etkisini dengelemek için İsrail ile ilişkilerini normalleştirme arayışındaydı. Ancak Gazze savaşı, bu süreci sekteye uğrattı. Suudi Arabistan, Filistin devletinin tanınmasını şart koşarak normalleşmeyi askıya aldı. Öte yandan, Çin'in arabuluculuğuyla Suudi Arabistan ile İran arasında 2023'te imzalanan anlaşma, kâğıt üzerinde kalsa da taraflar arasındaki doğrudan temas kanallarını açık tutuyor. Türkiye ise hem İsrail hem de Hamas ile görüşen ender aktörlerden biri olarak denge politikası izliyor; insani yardım koridorlarının açılması ve ateşkes için diplomatik çaba yürütüyor.
ABD'nin Rolü ve Küresel Yansımalar
ABD, İsrail'e verdiği askeri destekle eleştirilerin odağında. Başkan Biden yönetimi, ateşkes ve esir takası için yoğun diplomasi yürütse de sonuç alınamadı. Kasım 2024'teki ABD seçimleri sonrası yeni yönetimin Ortadoğu politikası belirsizliğini koruyor. Rusya, Ukrayna savaşı nedeniyle bölgeye yeterince odaklanamazken, Çin ekonomik yatırımlarla nüfuzunu artırıyor. Avrupa Birliği ise insani yardım ve yeniden yapılanma konferansları düzenleyerek siyasi çözüme katkı sağlamaya çalışıyor.
Üç yılın ardından Ortadoğu, daha parçalı ve öngörülemez bir görünüm sergiliyor. Fay hatları aktif; ancak yeni ittifaklar ve değişen güç dengeleri, bölgenin geleceğini şekillendirecek. Kalıcı barış için Filistin meselesinin adil bir çözüme kavuşturulması ve bölgesel diyalog mekanizmalarının güçlendirilmesi şart. Aksi halde, bir sonraki üç yılda da benzer krizlerin yaşanması kaçınılmaz görünüyor.