Kahramanmaraş'ta yaşayan Yavuz Selim Kutas, 2020 yılında bir arkadaşından satın aldığı otomobili yaklaşık bir yıl kullandıktan sonra, aracın hacizli olduğunu öğrenince büyük bir şok yaşadı. Aracına beş yıldır kavuşamayan Kutas, hem maddi hem manevi olarak zor günler geçiriyor. Yaşadığı hukuk mücadelesi ve mağduriyeti, sıradan bir araç alım satımının bile ne kadar karmaşık ve riskli olabileceğini gözler önüne seriyor.
2020 yılının başlarında, Kahramanmaraş'ta ikinci el bir araç almak isteyen Yavuz Selim Kutas, bir arkadaşının tavsiyesi üzerine otomobilini satın almaya karar verdi. Aracın satışını yapan arkadaşı, aracın tüm borçlarının ödendiğini ve herhangi bir haczi olmadığını belirtti. Kutas, güvendiği arkadaşının sözüne inanarak aracın satışını gerçekleştirdi ve yaklaşık bir yıl boyunca aracı sorunsuz kullandı.
Ancak 2021 yılında, aracıyla seyir halindeyken polis ekipleri tarafından durdurulan Kutas, aracın hacizli olduğunu ve elinden alınacağını öğrendi. Büyük bir şok yaşayan Kutas, aracı satın aldığı arkadaşına ulaşmaya çalışsa da, arkadaşının kendisini dolandırdığını anladı. Aracın üzerinde, arkadaşının daha önceki borçları nedeniyle haciz bulunduğu ortaya çıktı.
O günden bu yana hukuk mücadelesi veren Yavuz Selim Kutas, aracını geri alabilmek için mahkemeye başvurdu. Kutas, açtığı davanın uzun süredir devam ettiğini ve araçla ilgili hala bir sonuç alamadığını belirtiyor. Aracın değeri nedeniyle maddi kaybının büyük olduğunu ifade eden Kutas, ayrıca yaşadığı stres ve haksızlık nedeniyle manevi olarak da yıprandığını dile getiriyor.
Hacizli Araç Satın Almanın Tehlikeleri
Bu olay, ikinci el araç alım satımında yaşanan riskleri bir kez daha gündeme getirdi. Uzmanlar, araç alırken dikkat edilmesi gereken önemli noktalar olduğunu vurguluyor. Özellikle aracın üzerinde haciz veya rehin olup olmadığının mutlaka sorgulanması gerektiğini belirten uzmanlar, noter işlemlerinin ve devir işlemlerinin eksiksiz yapılmasının önemine dikkat çekiyor.
Ayrıca, araç satın almadan önce aracın trafik sigortası, muayene, vergi borcu gibi ödemelerinin kontrol edilmesi gerektiğini ifade eden uzmanlar, bu tür durumlarda hukuki destek alınmasının da faydalı olacağını söylüyor.
Yavuz Selim Kutas'ın yaşadığı mağduriyet, sadece kendisini değil, benzer durumda olan birçok kişiyi de ilgilendiriyor. Türkiye'de ikinci el araç satışlarında hacizli araç satın alma dolandırıcılığına sıkça rastlanıyor. Bu tür dolandırıcılık vakaları, mağdurların hem paralarını hem de araçlarını kaybetmelerine neden oluyor.
Mağduriyetin devam eden hukuk süreci ve alınması gereken önlemler
Yavuz Selim Kutas, hukuk mücadelesinin devam ettiğini ve aracına kavuşmak için her türlü yolu denediğini belirtiyor. Ancak sürecin uzun sürmesi ve maddi imkânlarının zorlanması nedeniyle yorgun düştüğünü ifade ediyor. Kutas, “Bu süreçte hem avukat masrafları hem de yaşadığım psikolojik baskı nedeniyle çok yıprandım. Beş yıldır adalet yerini bulmadı. Umarım en kısa sürede aracıma kavuşurum” dedi.
Konuyla ilgili olarak hukukçular, vatandaşların ikinci el araç alırken dikkatli olmaları konusunda uyarılarda bulunuyor. Alıcıların, aracın haciz sorgusunu e-Devlet ya da trafik tescil müdürlüklerinden bağımsız olarak yapmaları, ayrıca satış işlemini noter huzurunda gerçekleştirmeleri gerektiğini vurguluyorlar. Ayrıca, araç satışında güvenli ödeme yöntemlerinin tercih edilmesi ve sözleşmede tüm detayların belirtilmesi de önem arz ediyor.
Bu olay, sadece bir araba hikayesi olmaktan öte, tüketici hakları ve hukuki güvenlik açısından bir kara leke olarak görülüyor. Vatandaşların bu tür dolandırıcılık olaylarına karşı bilinçlendirilmesi ve daha etkin yasalar çıkarılması konusundaki talepler artıyor. Yavuz Selim Kutas'ın yaşadığı mağduriyetin, benzer olayların önlenmesi için bir ders niteliği taşıması umut ediliyor.