6-7 Eylül 1955'te İstanbul'da başlayan ve iki gün süren olaylarda, başta Rumlar olmak üzere gayrimüslim yurttaşların ev, iş yeri ve ibadethaneleri hedef alındı. Olayların fitili, Selanik'te Atatürk'ün doğduğu evin bombalandığına dair haberlerle ateşlendi. 71 yıl sonra olayların bilançosu ve arka planı hâlâ tartışılıyor.
6-7 Eylül Olayları Nedir?
6 Eylül 1955 akşamı, Selanik'te Atatürk'ün doğduğu evin bombalandığına dair haberlerin yayılmasıyla İstanbul'da protestolar başladı. Kısa sürede kontrolden çıkan gösteriler, Rum, Ermeni ve Yahudi vatandaşların yaşadığı bölgelere yayıldı. Beyoğlu, Şişli, Nişantaşı, Kurtuluş, Balat, Fener gibi semtlerde evler, dükkânlar, kiliseler ve okullar tahrip edildi. Olaylar 7 Eylül'de sıkıyönetim ilan edilmesiyle ancak durdurulabildi.
6 Eylül 1955'te Ne Oldu?
O gün, saat 17.00 sıralarında Selanik'ten gelen bir haberle İstanbul'da hareketlilik başladı. Habere göre, Atatürk'ün doğduğu ev bombalanmıştı. Bu haberin ardından, özellikle İstanbul Ekspres gazetesinin akşam baskısında 'Bomba Patladı' manşetiyle yayımlanması öfkeyi körükledi. Ancak daha sonra yapılan araştırmalar, evin bombalanmadığını, sadece bir camın kırıldığını ortaya koydu. Bu provokasyon, kitlesel saldırıların başlangıcı oldu.
Kalabalıklar, önce Taksim ve Beyoğlu'nda toplandı, ardından organize bir şekilde Rum ve diğer gayrimüslim mahallelerine yönlendirildi. Saldırganlar, taş, sopa ve benzin kullanarak yüzlerce eve, iş yerine ve ibadethaneye zarar verdi. Olaylar sırasında polis ve askerin müdahalede geç kaldığı, hatta bazı güvenlik güçlerinin seyirci kaldığı iddia edildi.
İktidarda Kim Vardı?
6-7 Eylül 1955'te Türkiye'de Demokrat Parti (DP) iktidardaydı. Başbakan Adnan Menderes, Cumhurbaşkanı Celâl Bayar'dı. DP, 1950 seçimleriyle iktidara gelmiş ve dönemin siyasi atmosferi, Kıbrıs Sorunu ve Türk-Yunan ilişkileri gerilimliydi. Olayların çıkışında DP hükümetinin provokasyonu önceden bildiği ancak engellemediği yönünde iddialar bulunuyor. Menderes, olayların ardından sıkıyönetim ilan etti ve saldırıları kınadı.
Kaç Kişi Öldü?
Olaylarda hayatını kaybedenlerin sayısı kesin olarak bilinmiyor. Resmî açıklamalara göre 15 kişi öldü, 32 kişi yaralandı. Ancak gayriresmî kaynaklar ve araştırmacılar, ölü sayısının çok daha yüksek olduğunu, özellikle Rum vatandaşların can kaybının gizlendiğini öne sürüyor. 200'den fazla kadının tecavüze uğradığı, binlerce ev ve iş yerinin tahrip edildiği, maddi hasarın milyonlarca lira olduğu belirtiliyor. Olaylar sonucunda binlerce Rum, İstanbul'dan ayrılmak zorunda kaldı.
Olayların Arka Planı ve Sonuçları
6-7 Eylül olayları, Türkiye'nin yakın siyasi tarihinde derin izler bıraktı. Olaylar, 1950'lerde Kıbrıs'ta yaşanan gerilim ve Türk-Yunan ilişkilerinin bozulmasıyla doğrudan bağlantılıydı. Ayrıca, DP iktidarının azınlıklara yönelik politikaları ve toplumsal kutuplaşma ortamı, saldırıların zeminini hazırladı. Olayların ardından İstanbul'da yaşayan Rum nüfus hızla azaldı; 1955'te yaklaşık 100 bin olan Rum sayısı, 1960'larda 50 binin altına düştü. Bugün olaylar, insan hakları ihlalleri ve azınlık karşıtı şiddet bağlamında anılmakta, mağdurlar için adalet arayışı sürüyor.
Olayların üzerinden geçen 71 yıla rağmen, sorumluların büyük bölümü yargılanmadı. 1960 darbesinden sonra DP yöneticileri yargılandı ancak 6-7 Eylül olayları bu davaların ana konusu olmadı. Tarihçiler, olayların devlet içinde bir 'derin yapı' tarafından organize edildiğini savunuyor. Bugün de 6-7 Eylül, Türkiye'de demokrasi ve insan hakları tartışmalarında önemli bir referans noktası olmayı sürdürüyor.