30 Haziran 2026 itibarıyla Türkiye ekonomisi ve siyaseti yoğun bir gündemle karşı karşıya. Yurt içinde TCMB faiz kararı, işsizlik oranları ve döviz kurlarındaki hareketlilik takip edilirken, siyasi cephede koalisyon görüşmeleri ve anayasa değişikliği tartışmaları öne çıkıyor. Küresel piyasalarda ise ABD enflasyon verileri ve Avrupa Merkez Bankası'nın mesajları bekleniyor.
Merkez Bankası Faiz Kararı Bekleniyor
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 30 Haziran'da açıklayacağı faiz kararıyla tüm dikkatleri üzerine çekiyor. Piyasa beklentileri politika faizinin 250 baz puan indirilerek yüzde 45 seviyesine çekileceği yönünde. Ancak enflasyonun yüzde 50'nin üzerindeki seyri, indirim beklentilerini sınırlıyor. Analistler, TCMB'nin yıl sonu enflasyon tahminini yukarı yönlü revize edebileceğini ve bu durumun TL varlıklarda oynaklığı artırabileceğini belirtiyor.
Koalisyon Görüşmelerinde Kritik Tur
Siyasi tarafta, 14 Mayıs seçimlerinin ardından başlayan koalisyon görüşmelerinde taraflar son aşamaya geldi. Üç partili hükümet formülü üzerinde uzlaşma sağlanmaya çalışılırken, ekonomi yönetiminin yapısı ve Merkez Bankası bağımsızlığı en önemli başlıklar arasında. Görüşmelerde kaydedilen ilerlemeye rağmen, bazı partilerin asgari ücret ve emekli maaşlarına yönelik talepleri görüşmeleri zorlaştırıyor. Ekonomistler, siyasi belirsizliklerin yatırımcı güvenini olumsuz etkilediğini vurguluyor.
Küresel Piyasalarda ABD Enflasyon Verisi Ön Planda
Küresel piyasalarda gözler ABD'de açıklanacak çekirdek PCE enflasyon verisine çevrildi. Beklentilerin üzerinde gelebilecek bir veri, Fed'in faiz indirim zamanlamasını geciktirebilir ve gelişmekte olan ülke para birimlerine baskı yaratabilir. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Lagarde'ın yapacağı konuşma da Euro/dolar paritesi üzerinde belirleyici olacak. Altın fiyatları ise jeopolitik risklerle 2.400 dolar seviyesinde dengelenmeye çalışıyor.
Değerlendirme
30 Haziran gündemi, ekonomi ve siyaset arasındaki kırılgan dengeyi bir kez daha gözler önüne seriyor. Merkez Bankası'nın faiz kararı, koalisyon görüşmelerindeki ilerleme ve küresel veriler, Türk lirasının seyrini belirleyecek üç ana unsur olarak öne çıkıyor. Kısa vadede belirsizliğin sürmesi beklenirken, uzun vadeli istikrar için yapısal reformların hayata geçirilmesi kritik önem taşıyor.