27 Mayıs 1960 sabahı, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en karanlık günlerinden birine uyandı. Türk Silahlı Kuvvetleri içinden bir grup subayın gerçekleştirdiği askeri darbe, seçilmiş hükümeti devirerek ülkeyi 27 yıl aradan sonra yeniden askeri vesayet altına soktu. Dönemin Başbakanı Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan, Yassıada'da kurulan olağanüstü mahkemelerde yargılandıktan sonra İmralı Adası'nda idam edildi. Bu olay, Türk demokrasisinde derin yaralar açarken, 66 yıl sonra bile tartışılmaya devam ediyor.
Yassıada Mahkemeleri ve İdam Kararları
Darbenin hemen ardından 1960-61 yılları arasında toplanan Yassıada Mahkemeleri, dönemin iktidar partisi Demokrat Parti'nin üst düzey yöneticilerini yargıladı. Mahkemeler, hukuk normlarının askıya alındığı, sanık haklarının ihlal edildiği bir süreç olarak tarihe geçti. 15 üyenin idamına karar verilen davada, Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ın cezaları infaz edildi. Diğer sanıkların cezaları ise daha sonra müebbet hapse çevrildi. İdamlar, 16-17 Eylül 1961 gecesi İmralı Adası'nda gerçekleştirildi. Menderes'in son sözleri, "Bu vatan için canımı veriyorum, helal olsun" oldu.
Darbenin Türkiye'ye Etkileri
27 Mayıs darbesi, sadece üç siyasetçinin hayatına mal olmakla kalmadı; aynı zamanda Türkiye'de askeri vesayet rejiminin temelini attı. 1961 Anayasası, darbe sonrası hazırlanarak yürürlüğe kondu ve uzun yıllar sürecek bir siyasi istikrarsızlık dönemi başladı. Darbe, aynı zamanda toplumda derin bir kutuplaşmaya yol açtı. Menderes taraftarları ve karşıtları arasındaki gerilim, sonraki yıllarda yaşanacak sağ-sol çatışmalarının da habercisi oldu. 27 Mayıs, 12 Mart 1971 muhtırası ve 12 Eylül 1980 darbesiyle birlikte Türk siyasetinde askerin sivil yönetime müdahale geleneğinin ilk halkalarından biri olarak kabul edilir.
Unutulmayan İsimler: Menderes, Zorlu ve Polatkan
Adnan Menderes, 1950-1960 yılları arasında başbakanlık yapmış, özellikle kırsal kalkınma ve sanayileşme hamleleriyle tanınmıştı. Fatin Rüştü Zorlu, dış politikada etkili bir isimken, Hasan Polatkan maliye alanındaki çalışmalarıyla öne çıkmıştı. Üçünün de idamı, dönemin uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Özellikle ABD Başkanı John F. Kennedy ve İngiltere Başbakanı Harold Macmillan'ın idamları önlemek için girişimleri sonuçsuz kaldı. Menderes ve arkadaşları, 1990 yılında itibarları iade edilerek naaşları İstanbul'da yaptırılan anıt mezara nakledildi.
27 Mayıs darbesi, demokrasiye vurulan bir darbe olarak hatırlanırken, Menderes ve arkadaşlarının idamı, hukuk devleti ilkesinin askıya alınmasının en dramatik örneklerinden biri olarak tarihteki yerini koruyor. Bugün, 66 yıl sonra, bu kara lekenin gölgesi Türk demokrasisi üzerinde hâlâ hissediliyor.