Girne açıklarında 514 metre derinliğe gömülen yolcu katamarını, 2016 yılında karaya oturmasının ardından inceleyen gemi mühendisi, aracın sabıkalı geçmişini ve onarım sürecindeki ihmalleri SABAH'a anlattı. 26 yıllık katamaranın son yolculuğu, denizcilik tarihinde kara bir leke olarak kayıtlara geçti.
Katamaranın 2016 Kazası ve Onarım Süreci
Gemi mühendisi Ahmet Yılmaz (isim değiştirilmiştir), katamaranın 2016 yılında yaşadığı karaya oturma kazasının ardından kendisinin görevlendirildiğini belirtti. Yılmaz, "Gemi, o tarihte ciddi bir hasar almıştı. Gövdede çatlaklar ve su alma sorunları vardı. Biz, tamir için detaylı bir inceleme yaptık. Ancak raporumuzda belirttiğimiz kritik uyarılar dikkate alınmadı" dedi. İnceleme sırasında geminin ana yapısında korozyon tespit ettiklerini ifade eden Yılmaz, "Özellikle balast tanklarında ve bağlantı noktalarında ciddi yorgunluk çatlakları vardı. Bu tür bir geminin, belirli bir süre sonra yeniden denize açılması riskliydi. Ancak işletmeci, ekonomik kaygılarla bu uyarıları görmezden geldi" diye konuştu.
İhmaller Zinciri ve Felaketin Öncesi
Yılmaz, geminin 2016'daki onarımının ardından sadece kısa süreli bir yüzey tadilatı yapıldığını ve gövde bütünlüğünün sağlanamadığını vurguladı. "Bizim önerdiğimiz kapsamlı bakım ve periyodik kontrollerin hiçbiri uygulanmadı. Gemi, 2016'dan bu yana düzenli olarak denetlenmedi. Bu, tam bir ihmaller zinciri" ifadelerini kullandı. Uzmanlara göre, 26 yıllık bir katamaranın ömrünü doldurmuş olabileceği ve bu tür araçların daha sıkı denetimlere tabi tutulması gerektiği belirtiliyor. Denizcilik otoriteleri, geminin son seferine çıkmadan önce yapılan kontrollerin yetersiz kaldığını ve alabora olmasında yapısal hasarların rol oynadığını düşünüyor.
Kazanın Ardından Yürütülen Soruşturma
Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında, geminin sahibi ve işletmecisi hakkında 'taksirle adam öldürme' suçlamasıyla işlem başlatıldı. Ayrıca, gemi kaptanı ve mürettebatın ifadelerine başvuruldu. Sörvey kuruluşlarının da soruşturmada yer aldığı öğrenildi. Uzmanlar, bu tür bir facianın önlenebilmesi için uluslararası denizcilik kurallarının daha sıkı uygulanması ve yaşlı gemilerin sürekli izlenmesi gerektiğini savunuyor.
Denizcilik Güvenliği ve Geçmiş Dersler
Kıbrıs açıklarında yaşanan bu facia, denizcilik tarihindeki benzer kazaları akıllara getirdi. 2012'de İtalya açıklarında batan Costa Concordia'nın ardından alınan önlemler, hala yetersiz mi sorusunu gündeme getiriyor. Uzmanlar, bu tür kazaların ortak noktasının ihmal ve denetim eksikliği olduğunu belirtiyor. Denizcilik güvenliği uzmanı Prof. Dr. Emre Aydın, "Her kazanın ardından raporlar hazırlanıyor, ancak önlemler yeterince hayata geçirilmiyor. Yaşlı gemilerin ekonomik ömrünü doldurmuşsa, bir an önce emekliye ayrılması gerekiyor" dedi.
Gemi Kurtarma ve Çevresel Etkiler
Batık geminin 514 metre derinlikte olması, kurtarma çalışmalarını oldukça güçleştiriyor. Uzmanlar, geminin yakıt tanklarının çevreye zarar verebileceğini, ancak derinlik nedeniyle sızıntı riskinin düşük olduğunu belirtiyor. Bölgede deniz canlılarının korunması için yetkililerin önlem alması bekleniyor. Ayrıca, kazanın yaşandığı bölge, turizm açısından önemli bir nokta olduğu için ekonomik kayıplar da söz konusu.
Sonuç ve Değerlendirme
Bu facia, denizcilik sektöründe güvenlik kültürünün ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Gemi mühendisinin yıllar önce yaptığı uyarılar keşke dikkate alınsaydı, belki de bu kadar can kaybı yaşanmayacaktı. Sektörün, ekonomik kaygıları kısa vadeli karların önüne geçirmemesi ve insan hayatını her şeyin üstünde tutması gerekiyor. Denizcilik otoritelerinin bu tür yaşlı gemiler için daha sıkı denetim ve bakım programları uygulaması şart. Bu kazanın, benzer olayların tekrar yaşanmaması için bir dönüm noktası olması dileğiyle.