ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya'nın da aralarında olduğu 22 ülke, İran'ı Batılı ülkelerde son dönemde artan saldırı ve tehdit faaliyetleriyle ilişkilendiren ortak bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Tahran yönetimine bu eylemleri derhal sonlandırma çağrısı yapılırken, uluslararası toplumun güvenliğine yönelik tehditlerin kabul edilemez olduğu vurgulandı.
Ortak bildiri ve talepler
22 ülkenin imzasını taşıyan ortak bildiride, İran'ın müttefik silahlı gruplar aracılığıyla Batılı ülkelerdeki diplomatik misyonlara, iş insanlarına ve muhalif figürlere yönelik planladığı iddia edilen saldırılar kınandı. Ülkeler, İran'ın bu tür eylemlerin arkasındaki ana aktör olduğunu belirterek, Tahran'ın uluslararası hukuka uygun davranması gerektiğini ifade etti.
Bildiride ayrıca, İran'ın nükleer programı ve balistik füze geliştirme çalışmaları da eleştirilirken, bu faaliyetlerin küresel güvenliği tehdit ettiği kaydedildi. Ülkeler, İran'a yönelik yaptırımların sürdürüleceği ve gerektiğinde yeni önlemler alınabileceği uyarısında bulundu.
İran'dan yanıt
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, söz konusu iddiaları reddederek, bu tür suçlamaların İran'ın bölgesel etkisini zayıflatmaya yönelik bir psikolojik savaş olduğunu söyledi. Kenani, İran'ın Batılı ülkelere yönelik herhangi bir saldırı veya tehdit faaliyeti içinde olmadığını, bu iddiaların asılsız olduğunu ifade etti. Tahran yönetimi, uluslararası toplumu bu konuda daha dikkatli olmaya çağırdı.
Öte yandan, İran'ın bölgedeki müttefik gruplarının son dönemde ABD ve İsrail hedeflerine yönelik saldırıları artırdığı gözlemlenirken, bu durum Batılı ülkelerde endişeyle karşılanıyor. Uzmanlar, tansiyonun daha da yükselmesi halinde ciddi bir kriz yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
Arka plan ve bağlam
Son yıllarda İran ile Batılı ülkeler arasında nükleer anlaşma, insan hakları ihlalleri ve bölgesel müdahaleler gibi konularda derin görüş ayrılıkları yaşanıyor. ABD'nin 2018'de nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilmesi ve ardından İran'a yönelik yaptırımları yeniden uygulamaya koyması, taraflar arasındaki gerilimi tırmandırmıştı. İran ise bu süreçte uranyum zenginleştirme seviyesini artırarak anlaşmanın sınırlarını aştı.
Biden yönetimi, nükleer anlaşmaya dönüş için müzakereleri sürdürse de, İran'ın bölgesel faaliyetleri ve insan hakları ihlalleri nedeniyle ilerleme kaydedilemiyor. 22 ülkenin ortak çağrısı, Tahran'a yönelik baskının arttığı bir döneme denk geliyor.
Bu gelişmeler ışığında, İran'ın Batılı ülkelerdeki saldırı ve tehdit faaliyetlerini sonlandırıp sonlandırmayacağı merak konusu. Tahran'ın bu çağrıya nasıl yanıt vereceği, önümüzdeki günlerde uluslararası ilişkilerde önemli bir belirleyici olacak. Uzmanlar, tansiyonun yönetilememesi halinde bölgesel bir çatışmanın eşiğine gelinmiş olabileceğini düşünüyor.