Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından Mayıs 2026'da yayımlanan Finansal İstikrar Raporu, 2026 yılının ilk çeyreğinde (Ocak-Mart) vatandaşların ve kurumların toplam finansal yükümlülüğünün 6.6 trilyon lirayı aştığını ortaya koydu. Rapora göre, borçlanma eğilimi yükselmeye devam ediyor ve bu durum finansal istikrar açısından yakından izleniyor.
Borçlanma neden artıyor?
Finansal İstikrar Raporu'nda, artan borçlanmanın temel nedenleri arasında yüksek enflasyon, faiz oranları ve döviz kuru hareketlerinin etkisi gösteriliyor. Bireysel krediler, kredi kartı borçları ve ticari kredilerdeki artış, toplam yükümlülüğü 6.6 trilyon liraya taşıdı. Özellikle hanehalkı borçlarının GSYH'ye oranı yükseliş trendini sürdürüyor.
Merkez Bankası ve BDDK önlemleri
TCMB ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), finansal istikrarı korumak amacıyla kredi büyümesini sınırlayıcı makroihtiyati tedbirleri hayata geçirmişti. Ancak raporda, bu tedbirlere rağmen borçlanma hızının yavaşlamadığına dikkat çekiliyor. Özellikle kur korumalı mevduat (KKM) hesaplarının çözülme sürecinin yarattığı geçiş maliyetleri de borçluluğu etkileyen faktörler arasında sayılıyor.
Ekonomistler ne diyor?
Ekonomistler, yüksek borç seviyesinin kırılganlıkları artırdığı konusunda uyarıyor. Borçların sürdürülebilirliği için büyüme, faiz ve enflasyon dinamiklerinin uyumlu hale gelmesi gerektiği vurgulanıyor. Aksi takdirde, özellikle döviz kuru şoklarına karşı hassasiyetin artabileceği belirtiliyor.
Sonuç
Finansal yükümlülüğün 6.6 trilyon liraya ulaşması, Türkiye ekonomisinin karşı karşıya olduğu borçlanma baskısını gözler önüne seriyor. Önümüzdeki dönemde para politikasının yanı sıra mali disiplin ve yapısal reformların bu dengeleri etkilemesi bekleniyor. Raporda, finansal sistemin dayanıklılığını artırmak için sermaye tamponlarının güçlendirilmesi ve risk izleme mekanizmalarının etkinleştirilmesi tavsiye ediliyor.