İstanbul'da 20 yıl önce kaybolan matematik öğretmeni Hikmet Akçay'ın cinayeti, Kasım 2025'te zaman aşımına uğramasına beş ay kala çözüldü. Yapılan DNA testleri, Akçay'ın 2006 yılında Silivri'de kimliği belirsiz bir ceset olarak bulunan kişi olduğunu ortaya çıkardı. Cinayetin, Akçay'ın kimya öğretmeni meslektaşına aşık olan bir kişi tarafından işlendiği iddia ediliyor. Soruşturma kapsamında beş kişi gözaltına alındı.
20 Yıllık Sır Perdesi Aralandı
Olay, 2005 yılında İstanbul'daki bir lisede matematik öğretmeni olarak görev yapan Hikmet Akçay'ın bir gün aniden ortadan kaybolmasıyla başladı. Ailesi ve yakınları, Akçay'ın kaybolmasıyla ilgili o dönem pek çok ihbar yaptı ancak somut bir bulguya ulaşılamadı. Dosya, yıllar içinde kapanma noktasına geldi. Ancak 2024 yılında yapılan bir ihbar, soruşturmayı yeniden canlandırdı.
İhbarı değerlendiren polis ekipleri, Akçay'ın son görüldüğü yerin yakınında güvenlik kameralarını inceledi. Kayıtlar, Akçay'ın bir araçla kaçırıldığını gösteriyordu. Aracın plakasından yola çıkan ekipler, dönemin şüphelileri arasında yer alan ancak delil yetersizliğinden serbest kalan bir isme ulaştı. Bu kişinin, okulda kimya öğretmeni olan Füsun K.'ya aşık olduğu ve Akçay'ın da Füsun K.'ya ilgi duyduğu öne sürüldü.
DNA Testi Her Şeyi Değiştirdi
Soruşturmanın en kritik aşaması, 2006 yılında Silivri'de bulunan kimliği belirsiz bir cesedin DNA'sının Akçay'ın ailesinden alınan örneklerle karşılaştırılması oldu. Sonuç, cesedin Akçay'a ait olduğunu kesin olarak gösterdi. Bu gelişme, dosyanın cinayet olarak yeniden sınıflandırılmasını sağladı ve polis, şüpheli listesini genişletti.
Gözaltına alınan beş kişiden biri olan ve adı açıklanmayan şüphelinin, cinayeti kıskançlık yüzünden işlediği itirafında bulunduğu iddia edildi. İddiaya göre şüpheli, Füsun K.'ya olan aşkını öğrenen Akçay'ı tartışma sonucu öldürmüş ve cesedini Silivri'ye gömmüştü. Diğer dört şüphelinin ise olaya yardım ettikleri veya göz yumdukları belirtiliyor.
Adalet Yerini Buldu mu?
Hikmet Akçay'ın ailesi, 20 yıl sonra adaletin tecelli etmesinden dolayı memnuniyet duyduklarını ancak yaşanan acının dinmediğini ifade etti. Avukatları, tüm şüphelilerin en ağır cezayı alması için takipçi olacaklarını söyledi. Olay, Türkiye'deki soğuk vakaların çözülmesinde DNA teknolojisinin önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Uzmanlar, gelişen genetik analiz yöntemleri sayesinde geçmişte çözülemeyen birçok dosyanın aydınlatılabileceğini belirtiyor.
Bu cinayet, aynı zamanda öğretmenler arasındaki ilişkilerin ve okul ortamındaki kıskançlıkların ne kadar trajik sonuçlara yol açabileceğini de gösteriyor. Eğitim camiasını derinden üzen bu olay, tüm öğretmenlere ve topluma ders niteliğinde. Umuyoruz ki bu tür acılar bir daha yaşanmaz ve adalet, her zaman eninde sonunda yerini bulur.