İletişim Başkanı Burhanettin Duran, son iki ayda terör ve suç örgütleriyle bağlantılı olduğu veya provokasyon, dezenformasyon ve psikolojik harekat faaliyetleri yürüttüğü belirlenen toplam 2 bin 34 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildiğini duyurdu. Duran, açıklamasında dijital mecralarda yürütülen sistematik dezenformasyon girişimlerine karşı kararlı mücadelenin süreceğini vurguladı.
Erişim Engellerinin Gerekçeleri ve Kapsamı
İletişim Başkanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre, engelleme kararları 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun çerçevesinde alındı. Söz konusu hesapların önemli bir kısmının yurt dışı kaynaklı olduğu ve organize şekilde hareket ettiği tespit edildi. Duran, "Terör örgütlerinin propagandasını yapan, toplumda infial yaratmayı amaçlayan provokatif içerikler üreten ve psikolojik harekat faaliyetleri yürüten hesaplara yönelik denetimler aralıksız devam edecek" ifadelerini kullandı.
Engellenen hesaplar arasında, deprem sonrası dönemde yayılan asılsız yardım çağrıları, seçim dönemlerinde manipülatif anket ve sonuç paylaşımları, güvenlik güçlerine yönelik karalama kampanyaları gibi farklı kategorilerde faaliyet gösteren profiller bulunuyor. İletişim Başkanlığı, dezenformasyonla mücadelede sadece erişim engelleme değil, aynı zamanda doğru bilgiyi hızlıca kamuoyuna ulaştırma stratejisini de yürütüyor.
Dijital Dezenformasyonla Mücadelede Kurumsal Yaklaşım
Türkiye, son yıllarda sosyal medya platformlarında yayılan yanıltıcı bilgilere karşı çeşitli düzenlemeler hayata geçirdi. 2020'de yürürlüğe giren sosyal medya yasası ile platform temsilciliklerinin açılması zorunlu hale getirildi ve içerik kaldırma taleplerine hızlı yanıt verilmesi amaçlandı. Ardından 2022'de dezenformasyonla mücadele kapsamında TCK'ya eklenen maddelerle asılsız bilgi yayma suçu tanımlandı. İletişim Başkanlığı bünyesinde kurulan Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, düzenli olarak yalan haberleri ifşa eden raporlar yayımlıyor.
Uzmanlar, erişim engellemelerinin ifade özgürlüğü ile güvenlik arasındaki dengeyi gözetmesi gerektiğini belirtiyor. Ancak yetkililer, söz konusu hesapların şiddet çağrısı, terör propagandası ve kamu düzenini bozma gibi suç unsuru taşıyan içerikler nedeniyle engellendiğini, masum kullanıcıların mağdur edilmediğini savunuyor. Önümüzdeki dönemde benzer operasyonların süreceği ve sosyal medya platformlarıyla iş birliğinin artırılacağı öngörülüyor.
Dijital alanda yürütülen bu mücadele, sadece Türkiye'de değil, birçok ülkede farklı yöntemlerle sürdürülüyor. Avrupa Birliği'nin Dijital Hizmetler Yasası (DSA) ve Almanya'nın NetzDG yasası, çevrimiçi nefret söylemi ve dezenformasyonla mücadelede platformlara yükümlülükler getiriyor. Türkiye'nin uygulamaları, uluslararası benzerleriyle karşılaştırıldığında daha merkezi ve hızlı müdahale odaklı bir yaklaşım sergiliyor. Önümüzdeki süreçte yapay zeka destekli dezenformasyon tespit sistemlerinin yaygınlaşması ve kullanıcıların dijital okuryazarlık seviyesinin artırılması, mücadelenin etkinliğini belirleyecek temel faktörler arasında yer alıyor.